60 ve 70 li yıllar Malatya’da sosyal hayatın tavan yaptığı yıllardı...

İsmet Paşa parkının içinde bulunan Hürriyet Aile Çay Bahçesini ilk defa çocukluğumda Çakkal! Hanifi'nin geleneksel hale getirdiği, sonraki yıllarda Belediyenin bu hizmeti sürdürdüğü, kimsesiz çocukları sünnet ettirme törenlerinden hatırlıyorum.

İsimlerinin önündeki menfi sıfatlara bakıp bir dönemin efsanelerini yargılamak hiç doğru olmaz kanaatindeyim.

“Çakkal” lakaplı Hanifi Ezen, gayet hayırsever, büyüklerine son derece saygılı bir kabadayıydı. Çakkal Hanifi'nin ölümünden sonra çay bahçesini Palulu Zaza Cemil lakaplı Cemil Doğan işletmeye başladı.

1940 yılında Elazığ’ın Palu ilçesinde dünyaya gelen Cemil Doğan’ın babası Malatya’ya gelmeden önce çerçilik yaparak hayatını kazanıyordu. Malatya’ya geldikleri yıl Halfettin mahallesine yerleştiler. Cemil Doğan, 5 kız, 3 erkek kardeşiyle  bu mahallede yerli komşularıyla hemhal olarak tam bir Malatyalı kültürüyle yetişti. Ergenlik yıllarına geldiğinde artık ev ekonomisine katkı sağlaması gerektiğini düşünerek yük taşımacılığına başladı.

Yaptığı iş bir süre sonra onu tatmin etmedi. İşini büyütmesi gerekiyordu. O da öyle yaptı ve çay ocağı işletmeye başladı. Daha sonra, o yıllarda çok yaygın olan “Salatacı” dükkanı açtı.

Yıl artık 1962 olmuş ve askerlik çağı gelmişti…

 Askerlik görevi için Keşan’a gitti. Dönüşte çeşitli işler denedi ama sevdiği ve yapmak istediği işi bir türlü bulamıyordu. 1973 yılının onuncu ayında Almanya’ya gitti. Fakat orayı da benimseyemedi. Orada hayatında önemli bir dönüm noktası olacak  Samsun’lu bir hanımefendiyle tanışıp evlendi. İki yıl sonra 1975 yılında eşiyle birlikte kesin dönüş yaparak Malatya’ya geldi.

Döndükten sonra ne iş yapacağını düşünürken Malatya Belediyesinin Hürriyet Parkını ihaleye çıkardığını duydu ve alelacele evraklarını tamamlayıp parkın ihalesine katıldı. Verdiği teklifle 1976 yılında Hürriyet Parkının müsteciri oldu.

Bu tarihten sonrası Cemil Doğan için “Zaza Cemil” olarak anılma dönemi olacaktı…

Tam bu işler için yaratılmış diyeceğiniz biriydi Zaza Cemil. Arkadaş gurubumuzla  çay içmeye gittiğimiz günlerde kapıda bizi elinde bir çekiçle karşılar, hoş gelmişsiniz dedikten sonra garsonlara bağırarak;

-“Ağabeglerime  yer yapın, ağabeglerimin örtüsünü değiştirin” diyerek bizlere olan misafirperverliğini gösterirdi.

Kapıda bizi çekiçle karşılar demiştim ya; o çekiç tahta olan masa ve sandalyelerde sürekli çıkan ve müşterilerin pantolonunu yırtan çivileri tekrar çakmak içindi. Enteresan olan herhalde çivi bulmak çok zor bir iş olsa gerek ki, çivileri düz bir zemin üzerinde düzeltir ve tekrar tekrar kullanırdı.

Zaza Cemil  feleğin çemberinden geçmiş hayat üniversitesini bitirmiş küçükle küçük, büyükle büyük olabilen saygılı  bir kişilikti. Helalinden, yapmadığı iş kalmamış, nafakasını çıkarmak için, yük taşımaktan figüranlığa, Almanya'da işçilikten, gazinoculuğa birçok iş kolunda çalışmıştı.

Belediyelerden önce Çakkal Hanifi’nin geleneksel hale getirdiği fakir çocukları sünnet ettirme geleneğini devam ettirmiş, yüzlerce çocuğun sünnet olmasına vesile olmuştu.

Figüranlık ve gazinoculuk dönemindeki ilişkilerini daima sıcak tutan Zaza Cemil, Rahmetli Müslüm Gürses, İbrahim Tatlıses, Hakkı Bulut, Eşref Kolçak gibi sanatçıların dostluklarını kazanmıştı.

Malatyalı sanatçılar için bir okul olan bu mekanda  sahne alan sanatçıları şöyle bir hatırlayalım isterseniz;

Tartışmasız bir şekilde ilk sırayı İlhan Kızılay'a vermek gerekir diye düşünüyorum. Kadife sesli sanatçı olarak tanınan İlhan Kızılay benim de tanımaktan onur duyduğum bir ağabeyimdi. İstanbul'a yerleştikten sonra Malatya'ya gelişlerinde bizim otelde misafir ettiğim, bol bol müzikten, eskilerden konuştuğumuz bir büyüğümdü.

Şemsiyesi elinde

Kuşak vardı belinde

Adını diyemedim

Ateş vardı dilinde... türküsü ve "Akçadağ köyüne de Ören diyorlar" diye başlayan, Örenli Gelin uzun havası hala kulaklardadır.

İstanbul'dan gelen misafirlerimizin isteği üzerine İlhan Kızılay'ı dinlemeye çok gitmişliğimiz vardır.

'Can dilber, Çiçek'ten harman olmaz, Ev süpürür toz eder alında yürü salında yürü, Böyle mi yanar da adam adama' türküleri desem aklınıza hemen kim geldi?       

Fahri Özyıldırım geldi değil mi.

Sahnedeki tavrı, sahne kıyafetleri, yakışıklılığı ve vakarlı duruşuyla Malatya'lıların çok sevdiği sanatçılardan biriydi.

8 yaşında sahneye çıkan ve çok sevilen bir Zeynel Tütüncü vardı. Çok iyi yerlere geleceğini düşündüğümüz Zeynel Tütüncü ergenlik dönemindeki ses değişikliği sonrasında kaybolup gitti.

Yanılmadığımız isimlerden biri Selahattin Alpay’dı. İlk yıllarında Nuri Sesigüzel’i taklit ettiği için eleştirilen Selahattin Alpay, Malatya dan sonra gittiği İstanbul’da her zaman göğsümüzü kabartan bir sanatçı olmuştur.

Kemanıyla hem çalıp hem söyleyen Ali Acıburç da bence hakettiği yere gelemeyen sanatçılarımızdandı. Uzun yıllar önce Gaziantep’e yerleşen sanatçı burada Sevim Seven takma adıyla sahne alan Ayşe Taş ile birlikte Gaziantep gazinolarında uzun süre program yapmışlardı.

Ayrıca Osman Kamil Muşul, Alaaddin Orhon, Mehmet Engin, Sıddık Tirit gibi isimler burada sahne alan sanatçılardı. Bahsetmeden geçemeyeceğimiz THM saz sanatçıları vardı ve Mehmet Yumrutepe bunların başında geliyordu, ayrıca Bilgi Şimşeker, Mehmet Furun, Hüseyin Kapıkıran ve kavalcı Yaşar Tutar.

Sıddık Tirit halen Malatya'mızda ve musiki çalışmalarına devam ediyor.

Doğan Özkan'ı ayrı ele almak gerekir çünkü o dönem çok ünlü olan "Fırat Kenarında Yüzer kayıklar"isimli türküyü derleyen bir sanatçımızdı.

Bir çok sanatçımıza hocalık yapan Mehmet Yumrutepe maalesef siyasi bir cinayete kurban giderek aramızdan ayrıldı.

İzzet Altınmeşe, İbrahim Tatlıses, Hakkı Bulut, Müslüm Gürses, Güler Işık, Mahmut Coşkunses, İsmail Badıllı, Saniye Can, Ufuk Erbaş sanatçılıklarının ilk yillarında burada sahneye çıkmıştır.

Daha sonraki yıllarda Topal Bedo, Sami Kasap, Cumali Duman, Ramazan Dağ, Mehmet Sarmış, Hasan Uçar, Nusret Demir, Teslim Budak, Abdullah Kalkan, Abdullah Bakış, Ali Almasulu gibi mahalli sanatçılar bu sahneye ter akıtmışlardır..

Bir çok sanatçımızın yetişmesinde emeği olan Cemil ağabeyime hayırlı ömürler diliyorum.

Selam olsun Malatya’mın güzel insanlarına…