1.Dünya Savaşının en çetin ve kan donduran çatışması SARIKAMIŞ harekatında yaşanmıştır.
Enver Paşa ve kurmaylarının kararıyla başlanan harekatta, Rus’lara karşı beklenmedik bir saldırı tasarlanmış fakat kış şartları öngörülemeyip, çoğu kışlık elbiseden mahrum bi şekilde Sarıkamış Harekatına sürülen askerler, ne yazıktır ki çetin kış şartlarına yenilmiş, Rus’lara karşı tek kurşun atmadan şehitlik mertebesine yücelmiştir.
Sarıkamış Harekatının sekizinci yılında Şerif Binbaşının yazdığı kitapta 90 bin Türk askerinin donarak şehit olduğu ilk kez rakamlarla bildirilmiştir.
Bu rakamın abartı olduğu Rus’lar tarafından uydurulduğu gibi birçok söylem olsa da ha 60 bin ha 90 bin; bir gerçek önümüzde durmakta…
Kınalı kuzular düşmana tek kurşun atmadan dondular.
Bu, bir komutanın ordusunu tanımadan gerekli ihtiyaçlarını karşılamayıp, akılla hareket etmeyip, sabırsızca, sadece duygularıyla hareketinin sonucuydu.
Zaten Birinci Dünya Savaşına girmemiz de akıl dairesinde değil, hayranlık çevresindeydi. Sömürge yarışına giren Batı halkını sömürmeyen Osmanlı’yı tabi ki anlamaz, kazanmasına da müsaade etmezdi.
Vel hasıl on binlerce kınalı kuzu sınıra dizilmiş bekliyordu Rus’u. Ama hava karlı, kanı donduran bir soğuk vardı. Geriye dönmek, cepheden kaçmak, namusu olana yakışmazdı.
Sarıkamış’ta dini, milleti için sınırda donarak ölse de geriye çekilmeyen 90 bin şehit ak alınlarıyla, vatan için nöbetin anlamını dünyaya öğretmişlerdi.
Hz. İbrahim gibi ateşe atılsa da yanmayan bir ihlasla şimdi de tarih karın dondurucu soğuk buzun içinde ALLAHUEKBER Dağlarının bağrına kendi kazdıkları siperlerde, ezan için, hak için, milleti, namusu için şehitlik nöbetine başlayan Mehmetçiği yazacaktı.
Emir vardı, Rus zulmü kapıdaydı.
Üzerlerinde olmayan parkanın sıcaklığıyla yaşları çocuktan başlayan akranlarıyla erler, yüzbaşı albaylar, sıra halinde donarak ölmeye ama geri dönmemeye kakarlıydı.
ALLAHUEKBER Dağlarına çıktıkça dağ küçüldü onlar daha da yüceldi.
Tarih ALLAH (cc)için ateşe atılanları yazmıştı.
Zincire vurulan savaşlarda şehit olanı, kurşunlananı, her şeyi yazmıştı. Şimdi ise vatan nöbetinde donanları yazacaktı.
Hiçbir millette nasip olmayan, perdeler ardında hakkın rızasına kavuşan 90 bin askeri anlatmak, yazmak kolay değil…