Yıllardır BUSABAH gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktayım.

Kültür sanat haberlerinin yanı sıra topluma kene gibi yapışmış terör örgütlerinin ne kadar alçak olduklarını da yazdım.

Her şehit haberinde ciğerim dağlanırken yazmamak şahsımca vatana ihanet olurdu.

Birçok eş-dost yazdıklarımı okuduklarında korkuyla beni uyardılar – çok yüklenmişsin, korkmuyor musun, yazma- diyen çok insan gördüm. Onların bu tutumunu benim için endişelendiklerine saydım. Öyleydi de onlara gülerek, “Ölecek isek adam gibi ölürüz ve bari ölümümüze değer” diyordum.

PKK, DEAŞ ve FETÖ’nün tüm yapmak istediklerini, gerçek yüzlerini, kalemim yettiğince anlatmaya çalıştım. Hayatım boyunca yaptığım en güzel işti, hiç pişman olmadım. Hatta bu tür örgütlerin bana sıkacakları kurşunlara dünden razıydım, bir kez tehdit edilmiştim ve inanın ilk kez kendimden gurur duydum, hiç korkmadım, demek ki dedim yazdıklarım terörü rahatsız etmiş onca şehidin gölgesinde bastığım toprak bende razıdır belki dedim.

Ve daha keskin olarak yazılarımı çoğalttım yazdıklarım ve öngörülerim bir bir çıkarken tüm bu örgütlerin hedef konumuna aldıkları BAŞKANIMIZ RECEP TAYYİP ERDOĞAN’ı anlatan öykü kitabını hazırladım ve tüm masraflarını cebimden karşılayarak yayınladım.

Kitap yakın dönemde İslam coğrafyaları üzerinde oynanan oyunları ve Türkiye’nin önlenemez yükselişini öykülerle anlatmaktaydı.

Kendi sıralamasında enzem bir yapıt olmasına özen gösterdik ve tüm gelirini de ecdada yakışır şekilde mazlum coğrafyalara bağışladık. Kitap tanıtımını kendi imkanlarımla yaparken birçok insandan farklı tepkiler aldım, beni tebrik edende vardı kitabımı okumadan sırf isminden dolayı önyargıyla yaklaşıp beni dışlayanlarda oldu. Tüm bunları bekliyordum, aynı kelimelerle kalp alabilir yada kalp kırabiliriz. bunlar hayatın doğal akışında olan şeylerdi.

Ta ki 15 Temmuz anma gecesine kadar…

İşte o gün ben utancımdan yer yarılmadı ki içine gireyim. Keşke o güne bir gün kala terki diyarım olaydı şu alemde.

Nasıl yazacağımı, nasıl anlatacağımı bilemiyorum ama yazdığım kitabı parmağıyla göstererek hiç ummadığım yerden tehdit aldım ve o günden beri darbe yemiş bir gemi gibi her gün su almaktayım.

Uçan fareler kapmış köşeleri, akbabalar beklermiş her yanda. Bu yazım veremediğim cevabım olsun o zalimlere. Benim siyasetim vatandır, vatanıma el uzatanı yazar, gücüm yetse boğarım.

Hakkımda soruşturma açılabilme ihtimali varmış. Ne için?PKK’nın ne kadar alçak bir örgüt olduğunu yazdığım yada FETÖ’nün sinsi hainler olduğunu haykırdığım için mi?

Ben bir işçiyim, alın terimle yaşarım. Hiç fazla param olmadı, kiradayım yaşlı dedem ve babama bakarım. Bir kalemim var mürekkebi azalsa da aşkla yazar.

Şimdi demem o ki, bu nasıl bir dünya vatanı, silahı, kalemi, yüreğiyle savunana tehdit edilir mi?

İnanın FETÖ yada PKK’dan tehdit alsam, kurşun yiyip yaralansam, hatta ölsem dahi bu kadar zoruma gitmezdi. Hatta beklediğim şeydi, vatan sağ olsun derdim, bilmiyorum belki de ben yanlış anladım tam anlam veremedim ama çok tiksindim.

Buradan bir daha söylüyorum; canımla, işimle, ekmeğimle yada bulabileceğiniz neyle tehdit ederseniz edin ben yazmaya devam edeceğim.

Çanakkale’de açlıktan karınlarına taş bağlayan, mermisi bittiği halde süngüsüyle düşman bekleyen ecdada yemin olsun yazmaya devam edeceğim.