Malatya yapılıyor.
Yeni bir Malatya yapılıyor.
Tabii ki, Malatya deyince Malatya’nın merkezi, Malatya’nın göbeği söylenmiş oluyor.
Malatya merkez değişiyor.
Çarşısı pazarı, caddesi sokağı değişiyor.
Caddeler genişliyor.
Ama, çarşı pazarda yer sorunu, arsa sorunu nedeniyle biraz sıkışıklık söz konusu olabilecek gibi görünüyor.
Bunu normal karşılamak lazım.
Her şey dört dörtlük olamayabilir.
Öyle yeni, saklı alan bulmak kolay değil.
Onun bir bedeli var ayrıca.
Bu bedelin bir kısmı da depremzedenin omuzuna yüklenecek çünkü.
Adı üstünde depremzede…
Hangi parayla, nasıl ödeyecek?
Ne kadar az yük binse, ne kadar az borç yüklense o kadar iyi olacak.
Bu sebeple, biraz eksiği, fazlası olacak.
Sözgelimi, fıstıki yeşil de olmayacak!!
Vatandaş depremzede ama devlet de depremzede.
Bunu da bilmek lazım.
Devletin bütçesi de sınırlı.
Valla, çarşı pazardan tutun, Malatya’nın göbeğinden tutun her taraf, dağ taş, köy kent inşaat alanı olmuş.
Nereye gitsen koca koca binalar.
Hele kırsalda villa gibi köy evleri.
Bakmaya kıyamazsın!
Devletimiz vatandaşına ne güzel bakıyor.
‘Köydür ne yapacak?’ demiyor.
İyi, kötü demeden, uyduruk evler yapmıyor.
Alt yapısıyla, üst yapısıyla en güzel, en sağlam, en kullanılışlı evler yapıyor.
Tecirli, Dedekargın tarafına gitmiştim cumartesi, çelikten şahane evler yapılıyordu, bitti bitecek.
Dedekargın dedim de, köy mezarlığı içinde bir türbe var doruktan Karakaya Barajına bakıyor.
Seydullah Baba türbesi. Ama deprem yıkığı.
Bizim Dilek merkez camii de yerinde yok.
Bir gün Devletimiz camilere, cemevlerine, türbelere, ziyaretlere de el atacak mutlaka.
Ama vatandaşlarımız, zenginlerimiz, sivil toplum da şimdiden el atmalı.
Parayı, malı mülkü öbür dünyaya götürecek değil…
Kıymetli ildaşlarım, hemşerilerim, siz de orada burada görürsünüz muhakkak.
Malatya yapılıyor ama nasıl da hızlı…
İnanılası değil.
Üç gün, beş gün görme, gel bak, binalardaki yükselmeyi, değişmeyi, renklenmeyi o saat anlarsın, ‘Vay beee!’ dersin.
Hani, Nazım Hikmet,
Yapıcılar türkü söylüyor
Yapı türkü söyler gibi yapılmıyor ama
Bu iş biraz zor!...” diyor ya ünlü şiirinde.
Bu iş öyle kolay değil.
“Yapı yerinde ne çay her zaman şekerli
her zaman sıcak,
Ne ekmek her zaman pamuk gibi yumuşak.”
Yaz kış, canhıraş çalışılır.
Hummalı bir şekilde çalışır ihaleyi alan yükleniciler.
Hem de en iyi şekilde.
Hem de son teknikle, son deprem yönetmeliğiyle yapılır işler.
Söylenilen, söz verilen tarihe yetiştirmek için.
Malatya Merkez değişecek.
İster istemez değişecek.
Fırsat ele geçmişken caddeler genişletilecek, alanlar genişletilecek.
Eski Belediye Binası geçmişte yıktırılmış, yeri meydan yapılmıştı.
“Ah! Keşke yıkılmasaydı da o tarihi bina orada olsaydı şimdi.” diyorum, ama çok muhtemeldi ki, depremlerin birine dayanamayacaktı.
Çünkü çok eskiydi.
Fetö Darbe girişimi sonrası hiçbir dava almadım. Aralara çok önemli kişiler giriyordu, yine almıyordum. Paraya tamah etseydim, belki beş altı daire alabilecek para kazanabilirdim.
Depremler sonrası, dedim ki, “Daireler alsaydım, depremde yıkılacak, ölenler olacaktı. Üzülecektik. Belki birinde de biz olacaktık.”
Mevlam neyler! Neylerse güzel eyler!
Allah cümlemize her şeyin hayırlısını versin inşallah!
Evet, Eski Belediye yerinin meydan olması iyi olmuş, çevreyi rahatlatmıştı.
Ama o alanın bir kısmına şimdi Söğütlü Cami yapılıyor.
Meydan daralıyor.
Söğütlü Cami, üç yüz metre ilerideki, yıkılan Kız Meslek Lisesinin dört yol ağzı muhteşem arsasına yapılsaydı da, burası, üstü meydan, altı yer altı çarşısı yapılıp, yol altından İnönü Kapalı Çarşısıyla birleştirilseydi çok güzel olacaktı bence.
Bunu gazetemizde yazarak, az bir şey geç olsa da, karar vericilere ısrarla önermiştim.
Ama olmadı.
Büyükşehir Başkanımızla da konuştum “İstişare edelim!” dedi, olmadı.
Doğrusu bu olur inşallah.
Malatya merkez değişiyor, geçmişle kopuş oluşuyor diyeceğim ama bir bina var ki, kopuşun önünü kesiyor.
O bina Hükümet Konağı-Binası.
Merkezdeki en sevindirici, mutlandırıcı yapı Hükümet Binası.
Bu Konak ki, 1938 yılında Vali İbrahim Ethem Akıncı zamanında başlanıp, 1941’de bitirilmiş; 2009’da da Anıt Eser olarak tescil edilerek koruma altına alınmış.
Depremlerde de ağır hasarlı olduğu tespit edilerek yıkılıp aslının aynısı olarak yeniden yapımına başlanmış ve büyük bir gayretle çalışılarak çok çabukça bitirilmiştir.
Şimdi geçmişle bağ kuran en birinci bina o.
Sanki Hükmet Binası yıkılmamış, hep oradaymış gibi capcanlı bize bakıyor!
O tarihi binayı görünce Malatya’da olduğumu anlıyor, “Oh bee! Burası Malatya!” diyorum.
Hükmet binasının önünde, Türkiye’mizin ikinci Cumhurbaşkanı hemşerimiz İsmet Paşanın heykeli var.
O büyük alanın görüntüsü bozulmadan yer altı çarşısı yapıldı.
Belediye Başkanı Mehmet Kırçuval zamanında, 1972’de başlandı, 74’te Başkan Nuri Nebioğlu zamanında bitirildi.
Çarşının projesi için yarışmayla belirlenmiş, benim de sevip saydığım değerli mimar Ünal Özer’in projesi birinci olmuştu.
Maşallah, sağlam binaymış, depremlerden hiç etkilenmedi.
İki binin başlarında da yazı yazıyordum. Hatta yirmi yaşımda Gayret’te yazmaya başlamıştım. 1999 G. Doğu Gazeteciler Cemiyeti Makale Dalı Birincisi olduğumu da hoşgörünüz güvenerek belirteyim!
Bir yazımın konusu da, o zaman Hükümet Meydanı denen, adı şimdi 15 Temmuz Meydanı olan alana ilişkin önerimdi.
Bir gün, depremin aldığı Ziraat Bankası Merkez Şube üst katında bir işlem yaptırırken, tam da gözümüzün önünde ve altında olan Hükümet Meydanını o şefe göstererek, “Bu alan yeşillendirilse, çiçeklendirilse ışıklandırılsa nasıl olur?” diye sordum, hiç düşünmeden, “Süper olur!” dedi.
Sonra bunu bir yazımda dile getirdim.
Yazıda, “Hükümet Meydanı ağaçlandırılmalı, yeşillendirilmeli, ışıklandırılmalı.
Bunu gözünüzün önüne bir getirin, bir düşünün, İnönü Alanının ağaçlandırılmış, yeşillendirilmiş, ışıklandırılmış halini bir düşünün…
Bu yapılırsa, ‘Malatya, bir Malatya daha olur!’” diye yazmıştım.
Sayın Mehmet Çerçi Belediye Başkanıydı.
Başkandan gazeteye gelen cevabi yazıda,
-Kapalı Çarşı esnafımız, hali hazırda işyerlerinin damladığından şikayetçiler. Bunu yaparsak sıkıntı daha da büyür demişti.
Evet yalıtım çok önemli.
Sayın Çerçi bir gün bana demişti ki,
-Siz yazıyorsunuz, biz arkadaşlarla toplanıp tartışıyoruz.
Belediyede çalışan bir mühendis de,
-Siz yazınca, bize iş çıkıyor demişti.