Malatya’nın moralleri yerle birken, Yeşilyurtspor sağ olsun yüzümüzü güldürdü. Şampiyonluk geldi, üçüncü lig bileti alındı, biz de sevinçten formaları ters giydik. Bravo!
Ardından kongre yapıldı, bürokratlar, iş dünyasından ağır toplar, yönetime katıldı. Güçlü yönetim dedik, alkışladık. Şimdi buraya kadar her şey tablo gibi. Ama sonra birden… tablo yamulmaya başladı.
Bazı yöneticilerle konuştum. Yüzlerinde tebessüm yoktu ama sorular çoktu. Kulüp “borçsuz” ilan edilmişti ama meğer bu, sadece bir kelime oyunuymuş. Kulüp Başkanı Adnan Çoban geçen yıl “54 milyon harcadım” demiş. Yetmemiş, bu parayı da “kulüpten alacaklıyım” diye yazmış deftere. E tabi Malatya’nın iklimi kuru, ama hesaplar nedense buharlaşıyor.
Üstüne Yeşilyurt Belediyesinin de iaşe ve deplasman hariç 26 milyon katkı verdiği söyleniyor. Buyurun size 80 milyonluk takım! E madem bu kadar para vardı, Messi’yi neden almadık, onu da düşünmüyor değilim.
Daha da güzeli ne biliyor musunuz? Bu sezon yapılacak transfer görüşmelerimden yöneticilerin çoğunun haberi bile yokmuş. Transfer İstanbul’da yapılacakmış. Kulüp başkanı ve oğlu dışında kimsenin fikri alınmamış. Yani Malatya takımı ama yönetim bir yerde, top başka yerde, paralar uzay boşluğunda…
Peki, bu size tanıdık gelmedi mi? Malatyaspor… Yeni Malatyaspor… Onlar da “şeffafız” diye başladı. Sonrası mı? Enkazı hâlâ kaldıramadık. Şimdi aynı filmin üçüncü gösterimi mi başlıyor?
Buradan Yeşilyurt Belediye Başkanı’na bir çağrım var:
Kulüp bir aile şirketi değildir.
Transfer komitesi kurulsun. Transferler Malatya’da yapılsın.
Harcamalar, borçlar, alacaklar kalem kalem açıklansın.
Kulüp, kamu adına kurumsal ve şeffaf şekilde yönetilsin.
Yeşilyurtspor bir umut oldu bu şehir için. Ama unutmayın, bu şehir daha önce umutla kurulan iki kulübün tabutunu omuzladı.
Koca Malatya, bir daha aynı acıyı kaldıramaz. Lütfen futbolu seviyorsanız, önce parayı değil, şeffaflığı yönetin.