Ben 49 yaşındayım. Kendimi bildim bileli o parkı hatırlarım. Valiliğin arkasındaki Vilayet Parkı çocukluğumuzun nefes alınabilen sayılı parklarındandı. Hatırlıyorum; o park öyle bugünkü gibi değildi, çamurdu, bakımsızdı. Sonra bir adam çıktı: Şükrü Algül.

Şükrü Abi, Malatya’nın hafızasında adı yazılı bir emekçidir. Tek tek o fidanları dikti, suladı, büyüttü. Yıllarını verdi, çocuk gibi büyüttü o ağaçları. Biz de o ağaçların gölgesinde büyüdük. Onların altında çay içtik, sohbet ettik, buluştuk. Vilayet Parkı bir park değildi sadece; Malatya’nın buluşma noktası, hafızası, nefesiydi.

Ama Malatya’da bir şey güzelleşmeye görsün… Onu bitirmek için birileri hemen harekete geçer. Nitekim yaklaşık 10 yıl önce, dönemin Valisi Ulvi Saran döneminde, bazı siyasetçilerin baskısıyla Şükrü Abi’nin elinden park alındı. Sonra ne oldu? O sevgili ağaçların çoğu “düzenleme” bahanesiyle katledildi. Biz buna “düzenleme” diyoruz, çünkü cinayete böyle masum isimler bulmak bizim işimiz.

O gün hafızamıza ilk darbe indi. Ama hikâye burada bitmedi.

Bugün okuduğum bir yazıyla öğrendim ki ikinci darbe geliyor: Vilayet Parkı artık park değil, otopark olacakmış!

Şaka değil, gerçek: Çocukluğumuzun parkı, geleceğimizin otoparkı oluyor.

Bravo Malatya!

Deprem yıktı, biz yeniden yapıyoruz. Ama nasıl?

Ağaç değil, beton dikiyoruz.

Çocuklar için park değil, arabalar için alan açıyoruz.

Bizim şehirde ağaç değil, direksiyon değerli.

Hani bir zamanlar “Yeşil Malatya” diye övünürdük ya, şimdi yeni sloganımız belli:

“Malatya Betonistan: Parklar yok, otopark çok!”

Bugün Vilayet Parkı gidiyor, yarın başka bir yer…

Bir şehir sadece binalarıyla değil, hafızasıyla yaşar. Biz bu hafızayı tek tek kazıyıp asfalt seriyoruz.

Ne ağaç kaldı, ne anı.

Ama neyse…

En azından torunlarımıza anlatacak bir şeyimiz var:

“Bak evladım, burada bir zamanlar ağaçlar vardı. Kuşlar öterdi. Biz çay içerdik. Şimdi çok şükür, arabalar park ediyor!”