Malatya’da son dönemde sokaklarda gözle görülür bir gerçek var: Dilenci sayısı hızla artıyor. Hastanelerin önünde, üstgeçitlerde, cadde kenarlarında, sokak başlarında ve hatta trafik ışıklarının ortasında. Neredeyse şehrin her köşesinde karşımıza çıkıyorlar. Bu manzara artık sıradanlaşmış durumda.
Elbette ihtiyaç sahibi insanlar olabilir. Ancak mesele artık bireysel ihtiyaçların çok ötesine geçmiş görünüyor. Dilencilik adeta bir meslek haline gelmiş durumda. Vatandaşların vicdanını hedef alan bu sistem, hem şehir düzenini bozuyor hem de gerçek ihtiyaç sahiplerinin hakkını gölgede bırakıyor.
Yetkililer zaman zaman operasyonlar yapıyor. Zabıta ekipleri dilencileri topluyor, ilgili birimlere götürüyor, tutanak tutuluyor ve ardından serbest bırakılıyorlar. Sonuç mu? Ertesi gün aynı kişiler aynı noktalarda yeniden karşımıza çıkıyor. Bu kısır döngü yıllardır değişmeden devam ediyor.
Peki böyle mücadele olur mu?
Sorunun büyümesinin en önemli nedenlerinden biri, uygulanan yaptırımların caydırıcı olmaması. Eğer verilen ceza, elde edilen kazançtan daha küçükse o ceza hiçbir anlam ifade etmez. O zaman bu tabloyu değiştirmek mümkün olmaz.
Malatya Büyükşehir Belediyesi Zabıta Daire Başkanlığı’nın yürüttüğü çalışmalara göre son denetimlerde 476 dilenci hakkında işlem yapıldı. Bu kişilere toplam 839 bin 664 TL idari para cezası uygulandı. Ayrıca dilencilerin üzerinden çıkan 21 bin 130 TL paraya da el konuldu.
Rakamlar ilk bakışta yüksek gibi görünebilir. Ancak şehirdeki tabloya bakıldığında bu yaptırımların yeterince caydırıcı olmadığı ortada. Çünkü dilencilik faaliyetleri aynı hızla devam ediyor.
İşin daha da üzücü tarafı ise çocuk dilenciler meselesi.
Okul sıralarında olması gereken yaşta çocukların sokaklarda dilendirildiğini görmek insanın içini acıtıyor. Bu çocuklar eğitimden koparılıyor, geleceği karartılıyor ve çoğu zaman bir istismar zincirinin parçası haline geliyor.
Denetimler kapsamında çocukların dilendirilmesine yönelik de çalışmalar yapıldı. Ocak ve Şubat aylarında 50 aile, inceleme yapılması amacıyla Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’ne yönlendirildi. Eğitim çağında olup okula gitmediği belirlenen çocuklar için mahkemelerden eğitim tedbiri kararı alındı. Okula devam eden ancak ekonomik sıkıntı yaşayan ailelere ise Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları aracılığıyla destek sağlandı. Sokakta kalan çocukların sağlık kontrolleri için de ilgili birimlere yönlendirme yapıldı.
Bu adımlar elbette önemli. Ancak mesele yalnızca sosyal destekle çözülebilecek kadar basit değil.
Dilencilik artık yalnızca sosyal bir sorun değil, aynı zamanda şehir düzenini bozan bir kamusal problem haline gelmiş durumda. Özellikle organize şekilde yapılan dilencilik faaliyetleri, hem vatandaşın güven duygusunu zedeliyor hem de kamu düzenini tehdit ediyor.
Bu nedenle daha güçlü ve caydırıcı düzenlemeler gerekiyor.
Dilenciliğin gerçekten önlenmesi isteniyorsa yaptırımların ciddi şekilde artırılması, organize dilencilik yapanlara ağır cezalar uygulanması ve özellikle çocukların istismar edilmesine karşı sıfır tolerans politikası benimsenmesi şart.
Aksi halde bugün trafik ışıklarında gördüğümüz tablo, yarın şehrin tamamına yayılacak.
Ve o zaman şu soruyu sormak zorunda kalacağız: Malatya sokakları gerçekten ihtiyaç sahiplerinin mi, yoksa dilenciliği meslek haline getirenlerin mi olacak?