Malatyalı ağır abilerin çalıştırdığı meşhur Kısmet Kahvesine giden kibar bir beyfendi, garsona seslenerek, zahmet olmazsa bir çay rica edeyim deyince, garsonun o meşhur cevabı gelir:

"Zahmetine,  vazifemiz!

Bu olayı ve Kısmet Kahvesini bizim nesil çok iyi hatırlar. Bu ve bu gibi sembolleşmiş mekanları da unutturmamak lazım diye düşünüyorum.

İşte Kantar Kahvesi de bu tür mekanlardan biridir.

Kantar Kahvesi deyince akla ilk gelen muhakkak müstecir Bekir dayı olacaktır. Kahvecilik mesleği için yaratıldığını düşündüğüm Bekir Başgül enteresan yönetim anlayışıyla otuz seneden fazla burada kahvecilik yapmıştır.

Değişik bir müşteri profili olan Kantar'ın oldukça büyük bir kısmının yaş ortalaması altmışa yakındı. Diğer bir gurup da sporcu ve futbolculardan oluşan gençler gurubuydu. Bir de okuldan kaçıp buraya bilardo oynamak için gelen öğrencilerin oluşturduğu bir gurup...

Bekir Dayının bu yaşlı gurupla ilişkisini görmenizi isterdim, onlara kızar, bağırır, az çay içiyorsunuz diye söylenir, ama hiç biri Bekir dayıya gücenmez, gönül koymazdı.

Ocakçısı Hacı Usta ve Şefi Mithat ile de her an didişme halindeydi.

Gençlerle ilişkileri daha iyiydi, çünkü gençler daha çok çay, meşrubat tüketiyor, dolayısıyla daha iyi para bırakıyorlar bu da Bekir Dayıyı mutlu ediyordu.

Hele Sivaslı ile olan kavgaların görseydiniz, gülmekten kırılırdınız.

Şimdi Sivaslı kim diyorsunuz değil mi?

Sivaslı Ahmet dayı çok önceleri bu mekana yerleştirilen, bu mekanın emektar ayakkabı boyacısıydı. Kısa boylu, kasketli, sevimli yüzlü babacan bir ihtiyardı. Fakat Bekir dayıyla hiç geçinemez sürekli didişirlerdi. Esas sorun Bekir Dayının Sivaslıya söz geçirememesiydi. Her kavgada Bekir Dayı Sivaslıyı kovar, o da "hadi oradan sen kimsin beni buraya Hakkı Kantarcı getirdi, sen gidersin ama ben gitmem", derdi.

Kahvenin öyle müşterileri vardı ki bazan Bekir Dayı söylenmekte haklı diye düşünmeden edemiyordum. Birer çay içerek, sabah oşgine başlarlar başka çay içmezler, fakat oyun da bir türlü bitmez. Neden mi?

Akşama kadar bu dört çayı vuruştururlar da ondan.

Kahvenin müdavimleri Malatya'da sevilen sayılan isimlerdi.

Bodoların Hacı Ağa, Kumcu Abdullah, Hacı Başaranlar, Nedim Ağa, Bodoların Cumali Ağa, Foto Hasan Erinan, Malatya'nın ilk kamyon şoförlerinden Şerif Dayı aklıma gelenlerden bazıları.

Günlerden bir gün, Bekir Dayı, artık yaş kemale erdi şunun şurasında kaç yıl ömrümüz kaldı deyip namaza başlamıştı. Her öğlen ve ikindi Söğütlü caminin ezan sesiyle kalkar, camiye gider ve geri gelirdi. Bir gün, öğlen ezanı okundu, Bekir Dayı'da bir hareket yok, bir mazereti vardır herhalde diye düşündüm, fakat ikindiye de gitmeyince sorma gereği duydum:

-Dayı hayırdır, namaza neden gitmedin? Cevap çok manidardı...

 -"Gardaş, ne cumörtesi'si var ne bazarı, ne bayramı var ne seyranı, her gün her gün, heç mi tatili yoğh bu işin, bu iş baa göre değel."

Uzun süre görememiştim, oğlu Ali'yi görünce, Bekir Dayı nasıl, ne yapıyor diye sorunca öldüğünü öğrendim.

Bugün de eski bir mekânı ve Bekir Dayıyı andık, sizlere de hatırlattık...

Yukarıda saydığım isimlerin hepsi rahmetli oldu...

Mekânları cennet olsun...

Selam olsun Malatya'mın güzel insanlarına...