Dün olan büyük bir olay ile Türkiye dünya gündemine oturdu. Oynanan bir futbol maçında, kulüp başkanı maçın hakemine yumruk attı ve bu yumruk sonrasında, kulüp başkanının çevresinde bulunanlar tarafından hakem tekmelendi. Tüm ulusal kaynaklarda bu konu gündeme geldi. Başarılar ile anılmak yerine yine bir utanç tablosu ile başı çekenlerden olduk.
Bu olayı gerçekleştiren kulüp başkanı daha önce milletvekili olarak mecliste bulunmuş. Bir dönem de değil, tam tamına 2 dönem mecliste halkı temsil etmeye çalışmış. Hangi yetkinliği sayesinde bu adama bu kadar yetki ve hak tanınmış, halkı temsil etme gücü verilmiş? Bir gün bile herhangi bir çalışmasıyla, projesiyle gündeme gelmeyen saygıdeğer bu adam, şimdi attığı yumruk ile gündeme damga vurmuş durumda ve bu utancı ondan çok biz Türk halkı yaşıyoruz.
Nereden söze başlanacağının da karışık olduğu bir durum bu. Nereden tutsan elinde kalacak bir mesele. Neyi eleştireceğiz en çok? İki dönem milletvekilliği yapmış bu adamın sonraki işinin futbol kulüp başkanlığı olmasını mı eleştirelim, yoksa böylesi bir olaya dâhil olup bizi dünyaya rezil etmesini mi? Yoksa sorgusuz sualsiz destekçiliğini yapan o topluluğu mu?
Tutuklanma kararı çıkarılan eski milletvekilinin ise adliyeye gülerek girdiği görüntüler dikkat çekti. Kendisine hiçbir şey olmayacağının farkında gibi değil mi? Adalete olan inancı tam çünkü. Yaptığının sonuna kadar arkasında durduğu görülüyor ve yanlışını da anlamış gibi görünmüyor.
Tüm insani değerler ve etik kurallar ayaklar altına alınmış. Gün yüzüne çıkan her olayın arkasında yanlışlar ve hatalar birbiri ardına ortaya çıkıyor. Yaptığı büyük hatadan sonra bile hesap vermeye kelepçesiz elini kolunu sallayarak ve gülerek gidebiliyor. Böylesi bir hareketi yapacak cüreti bulabiliyor çünkü kendisine hiçbir şey olmayacağının çok iyi farkında.
Olan sadece ülkeye oluyor. Hali hazırda üstün başarılar gösteremediğimiz futbolda bile insan gibi sporumuzu yapıp, takımımıza destek olup normal yaşantımıza dönemiyoruz. Sosyal faaliyetlerimize bile çirkinlikler hâkim olmuş durumda. Körü körüne bağlanmayı, koşulsuz, şartsız, kritersiz kabul etmeyi marifet zannediyoruz. Ama işin sonunda yine biz kaybediyoruz ve yine bedelini bu halk ödüyor. Sorumlulara ise hiçbir şey olmuyor.
Adalet kavramının tekrar tartışılıp doğru kalıba sığdırılması lazım. Siyasetten ve spordan mafyatik hareketlerin bir an önce çekilmesi lazım. Yöneten kesimin, söz hakkı tanınan insanların biraz daha aklıselim insanlardan seçilmesi lazım. Lazımlar uzayıp sayfalarca gider ama bu lazımları hakkı ile uygulayabilecek, adaleti sağlayabilecek adamlar da lazım. Nereden baksan tutarsızlık.