Malatya’da israf oldukça fazla. Ekmekten tutun da suya, elbiseden tutun da tün gıdaya kadar her şeyi israf ediyoruz. Çöp konteynerlerinin yanından artık geçmeye korkar olduk. O kadar israf var ki insanların tüyleri diken diken oluyor. Yetkililer ne kadar uyarılar yapsa da maalesef bizler israf etmeye devam ediyoruz.

Dinimiz bile ‘Ye, iç ama israf etme’ dese de bizler yine israfı bir gereklilik olarak görüyoruz. Buna nasıl bir çözüm bulunur bilinmez ama bizler maalesef bir türlü anlayamıyoruz. İsrafın ne kadar kötü bir şey olduğunu bir türlü idrak edemiyoruz.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, suyun güzel kullanılmaması, israf edilmemesi için Türkiye genelinde büyük bir seferberlik çağrısında bulundu. Türkiye’nin bir su cenneti olmadığını, suyun sınırlı bir zenginlik olduğunu ve bir damla suyun ne kadar önemli olduğunu gündeme taşıdı. Gerçekten de özellikle Malatya bazında bunu ele alırsak suyun ne kadar kıymetli olduğunu bizler 6 Şubat depremlerinde gördük.

Sınırsız ve devamlı israf ettiğimiz kaynak suyumuzu bizler ‘İçe suyunda bir sorun yok, içebilirsiniz’ açıklamasından sonra içmeye başladık. Malatya kaynak suyunun ne kadar önemli olduğunu bu zaman diliminde öğrendik öğrenmesine de bu su maalesef hala israf ediliyor. Bir bardak soğuk su içmek için bir sürahi su akıtıyoruz. Bu suyla arabamızı, halımızı yıkıyor, bu suyla yemeklerimizi yapıyoruz. Malatya’nın kaynak suyu o kadar çok israf ediliyor ki, bir türlü bunun önüne geçilemiyor. “Akarsu kenarında bile olsanız suyu israf etmeyiniz” hadis-i şerefi bize o kadar basit geliyor ki, ne kadar da günah olan israfı yapmaktan bir türlü çekinmiyoruz.

Sadece su mu, hayır elbette. Çöp kutularındaki o ekmekleri gördükçe insanın yüreği sızlıyor. Ekmeği daha bölmeden, bütün olarak çöpe atanlar, yemeğini çokça yapıp, öğünü yedikten sonra artanını dökenler maalesef hala çoğunlukta. Bir giysi alıp, 2 defa giydikten sonra daha kullanmayıp bunu çöp kutularına ataları görüyoruz. Buna meyve de ekleyebilirsiniz, sebze de.

Artık bu duruma bir dur deme zamanı gelmedi mi? insanlar duyuruyla, uyarıyla, haberle, kamu spotuyla bilinçlenmiyorlar. İsrafın ne kadar kötü bir şey olduğunu mutlaka küçük yaşlardan itibaren öğretilmeli. Özellikle bu sorun okullarda ders olarak verilmeli, bireyler küçük yaşlardan itibaren eğitilmeli. Hatta bir tüketici uzamanı biraz daha ileriye taşıyıp, İsraf Bakanlığının kurulması gerektiğini söylemişti. Bana göre biraz uçuk bir fikir olsa da bu soruna bir çözüm olacaksa neden olmasın diyorum.