Türkiye, son dönemde toplumun içini acıtan haberlerle sarsılıyor. Henüz sekiz yaşındaki Narin Güran’ın kaybı ve cinayetin aydınlatılma süreci konuşulurken 31 Ekim'de kaybolan altı yaşındaki Şirin Elmas Hanilçi’nin cansız bedeni bulundu.
Bu trajik olaylar, ülkemizde çocukların ve kadınların güvenliği konusunda yaşanan endişeleri yeniden gündeme getiriyor. Her iki olay da, toplum olarak daha fazla sorumluluk almamız gerektiğini ve yetkililerin bu konuda daha kararlı adımlar atması zorunluluğunu gözler önüne seriyor.
Çocuklar ve kadınlar, özellikle de büyük kentlerde hızla artan şiddet olaylarının gölgesinde yaşıyor. Türkiye’de her yıl onlarca çocuk kayboluyor, birçok kadın ise fiziksel ya da psikolojik şiddet görüyor. Bu tür olaylar yalnızca birer istatistik olmaktan çok uzakta; her biri bir ailenin hayatını kökünden sarsan, toplumun vicdanını yaralayan acı olaylar.
Türkiye’de kadınlara ve çocuklara yönelik suçlarda cezasızlık sorunu hala büyük bir problem. Failler çoğu zaman ya çok az ceza alıyor ya da cezaları erteleniyor. Suçluların yeterince cezalandırılmaması, bu tür olayların yeniden yaşanmasının önünü açıyor.
Suçların caydırıcılığını arttıracak ciddi hukuki düzenlemelere ihtiyacımız var. Ancak yalnızca cezaların artırılması değil, aynı zamanda önleyici tedbirlerin de etkin olarak uygulanması gerekmekte. Kadınların ve çocukların güvenliği, yalnızca devletin değil toplumun her bir bireyinin de sorumluluğunda.
Çocukların güvenliği için alınabilecek basit önlemler dahi, bilinçli bir toplum yapısı ile çok daha etkili hale gelecektir. Okullarda, ailelerde ve mahallelerde bu tür olaylara karşı bir bilinç oluşturulması, gelecekte bu tür trajedilerin önüne geçilmesi için atılacak en önemli adımlardan biridir.
Ayrıca, kadın ve çocukların yaşadığı sorunlarla ilgili danışma ve destek merkezlerinin yaygınlaştırılması, mağdurların hızlı ve etkin bir biçimde destek alabilmesini sağlayacaktır.
Altı yaşındaki Şirin’in kaybı, sekiz yaşındaki Narin’in ölümü ve daha pek çok kayıp, Türkiye’de çocuk ve kadın güvenliğinin yetersizliğini gözler önüne seriyor. Bu olayların tekrar yaşanmaması için her birimizin sorumluluk alması, toplum olarak duyarlılığımızı artırmamız ve hukuki düzenlemelerle etkin çözümler geliştirmemiz gerekiyor.
Çocuklarımızı ve kadınlarımızı korumak, geleceğimizi korumaktır.