Kıymetli okuyucularım, saygıyla selamlıyorum sizi.
Gözünüzü yorup, zamanınız harcayıp okuyorsunuz yazımızı.
Gözzünüzü yiyeyim sizin!
Siz okuyunca biz de yazıyoruz.
Rize’de görev yaparken, rahmetli Korkut Özal’dan duyduğum adla söyleyeyim, bir “Sen saaa bişir, sensaa ye!” lokantasında karnımızı doyururken, bir Birinci Şube (Sivil polis) jipi geldi durdu, içinden küçük Rize sokaklarında hep gördüğümüz, tanıdığımız kilolu, daha açığı şişman sivil polis indi, lokantacıya, sipariş verdi.
-Gardaş gözzünü yiyeyim, benimki bişgin olsun! diye tembihleyip gittiler.
Ben bunun bu dilinden, Malatyalı olduğunu anlamıştım.
Akşam kahvede otururken, polis ekibi geldi, kimlik kontrolü yapmaya başladı.
Devir 12 Eylül Darbesi devriydi.
Bu şişman polis bizim masaya geldi.
Kimliğime bakarken, Malatya Dilek’ten olduğumu görmüş,
-Tilek’te Dilsiz Hacı Osman’ın Sıddık’ı tanır mısın? dedi.
-Tanırım dedim. Akrabalarıymış. Biraz onlardan konuştuk.
-Sen benim Malatyalı olduğumu nüfus cüzdanımdan, ben senin Malatyalı olduğunu, öğlen sırası lokantacıya, “Gözzünü yiyem!” demenden anladım dedim…
Çocukluk yıllarımda gözlük takan pek az insan vardı.
Gözlük dediğim numaralı olanı.
Göz deyince halk trahomu bilirdi.
Tek tük görülen gözlüklülere de,
-Dörtgöz derdi.
Çok eskiden, futbol sahalarında gözlüklü futbolcular da görürdük. Seyirci,
-Dörtgözzzz diye bağırırdı.
O yıllarda kusurlu gözlere lens takılamıyordu tabii.
Bir avukat arkadaş anlatmıştı.
Doğu illerimizin birinin köyüne inen askeri helikopter, çevrede bulunan bir kadına pervanenin estirdiği rüzgarla rahatsızlık verildiğini anlayınca, komutan özür diler kadından,
-Kusura bakma teyze seni görmedik der.
Köylü kadın yerel ağzıyla,
-Niye! Kor musunuz? der.
Helikopter dedim de, malum kaza nedeniyle komşumuz İran’a çok geçmiş olsun diyorum.
İran Cumhurbaşkanı, Dış İşleri Bakanıyla beraber dokuz kişi yaşamını yitirdi.
Reisi, 1988’de, yirmi sekiz yaşında, Tahran Başsavcı Vekiliyken, Humeyni’nin talimatıyla, hapisteki rejim muhaliflerinin idam kararını veren dört kişilik heyet içinde yer almış…
Sevindiğimiz, düşen helikopterin yerini, bizim talep üzere gönderdiğimiz İHA’nın bulması.
Allah bizim Cumhurbaşkanımızı esirgesin, saklasın.
Muhakkak ki en üst düzeyde önlemler alınıyordur.
Gözle başladık, devam edelim.
“Kaş, göz, gerisi söz!” sözünü bilirsiniz.
Bununla insanın, özellikle kadının güzelliğinde gözle kaşa belirleyicilik atfedilir.
Buna göre, “Güzel demek, gözü kaşı güzel” demektir.
Kara gözlüm efkarlanma gül gayrı
Vatan borcu biter bitmez ordayım…
Ela gözlüm ben bu elden gidersem
Zülfü perişanım kal melul melul…
Çıktım seyreyledim Niğde’yi Bor’u
Acep gezsem ala gözlüm var’mola… Karacaoğlan
Karakaş gözlerin elmas
Bu güzellik sende de kalmaz
Beri gel beri de boyu güzelim
Ela gözlerinde kaldı nazarım… Arguvan
Gözlerin bir içim su
İçim yandı doğrusu…
Gözlerinden gözlerinden öperim
Bir umudum sende
Anlıyor musun? A. Arif
Sarışın bir kurda benziyordu.
Ve Mavi Gözleri çakmak çakmaktı.
Yürüdü uçurumun başına kadar,
Eğildi, durdu.
Bıraksalar
İnce, uzun bacakları üstünde yaylanarak
Ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
Kocatepe’den Afyon ovasına atlayacaktı. N. Hikmet
( 19 Mayıs Kutlu Olsun)
Ben nerde bir çift göz gördümse
Tuttum onu güzelce sana tamamladım. C. Süreya
Gitmek gözlerinde gitmek sürgüne
Yatmak gözlerinde yatmak zindanı. A. Arif
Boydan boya bekçi düdükleri sokaklarda
Gecemiz huzur içinde ela gözlüm. T. Uyar
Tarif edilmez güllerin yankısı gözlerin
Gözlerin kaç kişinin gözlerinde gezinir… S. Karakoç
Gözlerin ipek yoludur ömrümün
Akasya yüklü kervanlar geçer… Ahmet Erhan
Bir şehrin uzak semtleri gibi gözlerin
Üzgün kara ayaklanmaya hazır… İ. Özel
Bir fener yanardı makas başında
Gözlerini hatırladım Sofia’m… V. Hugo
Sevgili okuyucularım,
Gözünüzü seveyim, aman iyi bakın gözlerinize, doktorlara baktırın!
Bir taziyeye gitmiştim Dilek’te.
Yere bakıyordu hep, rahmetlinin babası.
Ne oldu dedim, gözlerine.
Yaşlar dökülmeye başladı birden
Görmeyen gözlerinden yere…