“TOPLUMSAL VİCDANI YARALAYAN AÇGÖZLÜLÜK”

Fahiş fiyat artışları, yalnızca ekonomik bir sorun değil, toplumsal vicdanı yaralayan bir terör dalgası haline gelmiştir. Ürün ve hizmet fiyatlarındaki astronomik artışlar, halkın günlük yaşamını daha da zorlaştırırken, bu durumun ardında yalnızca ekonomik dinamikler değil, fırsatçılık ve denetim yetersizlikleri de yatmaktadır. Özellikle hükümetin ve yerel yönetimlerin bu konudaki eksiklikleri, halkın tepkisini giderek artırmaktadır. Deprem bölgelerinde bu kriz daha da derinleşirken, Malatya Büyükşehir Belediyesi, Battalgazi Belediyesi ve Yeşilyurt Belediyesi gibi yerel yönetimlerin duyarsızlığı vatandaşların mağduriyetini katlamaktadır.

MALATYA BELEDİYELERİNİN DUYARSIZLIĞI VE SORUMLULUK İHMALİ

Deprem felaketiyle büyük zarar gören Malatya, dayanışma ve destek beklerken, yerel yönetimlerin gerekli önlemleri almadığı ve denetim görevlerini ihmal ettiği açıkça görülmektedir. Normal şartlarda vatandaşın yükünü hafifletmek için çalışan sosyal marketler, bu süreçte tam tersine halkın sırtındaki yükü artıran yerler haline gelmiştir.

Özellikle Malatya Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı sosyal marketlerdeki ürün fiyatlarının, diğer yerel marketlerden daha yüksek olması, halkı çileden çıkarmıştır. Deprem sonrası ekonomik zorluklarla boğuşan vatandaşlar, temel ihtiyaçlarını karşılamak için bu marketlere yönelmiş, ancak karşılarında vicdani değerleri hiçe sayan fiyatlarla karşılaşmıştır. Bu durum, yerel yönetimlerin vatandaşın yanında değil, tam aksine karşısında yer aldığı algısını güçlendirmiştir.

Yerel yönetimlerin piyasa fırsatçılarına karşı herhangi bir ciddi önlem almadığı gibi, kendi sosyal tesislerinde dahi bu fırsatçılığa benzer uygulamalar yapması kabul edilemez bir durumdur. Sosyal dayanışmayı desteklemesi beklenen bu kuruluşlar, halkın güvenini sarsmakla kalmamış, ekonomik yüklerini de artırmıştır.

HÜKÜMETİN DENETİMDE YETERSİZ KALMASI

Hükümet, fahiş fiyatlarla mücadele ettiğini sıkça dile getirse de, denetimlerin yetersizliği ve ceza uygulamalarının caydırıcılıktan uzak olması, halkın tepkisini giderek artırmaktadır. 2024 yılında yapılan denetimlerde binlerce işletmeye ceza kesildiği açıklanmış olsa da, piyasadaki fiyat artışları hız kesmemiştir.

Hükümetin fırsatçılara karşı güçlü adımlar atamaması, hem ekonomik hem de toplumsal krizleri derinleştirmiştir. Fahiş fiyatların önüne geçilememesi, halk arasında “Denetimler göstermelik mi?” sorusunu gündeme getirmiştir. Özellikle deprem bölgelerinde fiyat artışlarının önlenememesi, hükümetin kriz yönetimindeki eksikliklerini daha da görünür kılmıştır.

FAHİŞ FİYAT ARTIŞLARININ HUKUKİ BOYUTU

Fahiş fiyat uygulamaları, yalnızca vicdanları değil, hukuku da hiçe sayan bir suçtur. Türk hukuku, bu tür fırsatçılığı önlemek adına çeşitli düzenlemelere sahiptir. Ancak bu düzenlemelerin etkin şekilde uygulanamaması, mağduriyetlerin artmasına neden olmaktadır.

1. TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN (6502 SAYILI KANUN):

•Madde 6: Haksız ticari uygulamaları yasaklar. Bu kapsamda, tüketiciyi yanıltıcı fiyat artışları ve piyasa dengesini bozan davranışlar cezalandırılır.

•Madde 18: Fiyat etiketi yönetmeliğine aykırı davranışlar için idari para cezası uygulanır.

2. TÜRK CEZA KANUNU (TCK) 237. MADDE

Halkı yanıltıcı fiyatlandırmalar, ceza gerektiren bir suçtur. Fahiş fiyat uygulayan kişi veya kurumlar, hem idari para cezasına hem de cezai yaptırımlara maruz kalabilir.

3. TÜRK BORÇLAR KANUNU 2. MADDE

Dürüstlük kuralına aykırı olarak gerçekleştirilen fiyat artışları, hukuki sorumluluk doğurur. Bu maddeye göre, fiyatların makul bir sınırda tutulması beklenir.

YARGITAY VE İSTİNAF MAHKEMESİ KARARLARI

Yargıtay ve istinaf mahkemelerinin kararları, fahiş fiyat artışlarının hukuki olarak ciddi yaptırımlarla karşılandığını göstermektedir. Örneğin:

•Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 2023/2195 E., 2023/4570 K. Sayılı Kararı:

Bir işletmenin fahiş fiyat artışı yaptığı sabit görülerek, tüketiciye tazminat ödenmesine ve idari para cezasına hükmedilmiştir.

•İstinaf Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi’nin 2024/1786 E., 2024/2946 K. Sayılı Kararı:

Bir işletmenin stokçuluk yaparak fiyatları kasıtlı artırdığı tespit edilmiş ve yerel mahkeme kararı onanmıştır.

Bu kararlar, hukukun fırsatçılığı tolere etmeyeceğini açıkça ortaya koymaktadır. Ancak, bu kararların sayısı artırılmalı ve caydırıcı cezalar uygulanmalıdır.

SORUMLULUK VE VİCDAN ÇAĞRIMDIR

Fahiş fiyat terörü, yalnızca ekonomik bir sorun değil; aynı zamanda toplumsal bir tehdit ve vicdan yarasıdır. Hükümetin denetim yetersizliği ve yerel yönetimlerin duyarsızlığı, halkın mağduriyetini derinleştirmiştir. Özellikle Malatya gibi deprem bölgelerinde, fırsatçılığın bu denli yaygın olması, kamu otoritelerinin sorumluluklarını yerine getirmediğinin açık bir göstergesidir.

Halkın güvenini yeniden kazanmak ve ekonomik krizin etkilerini hafifletmek için hükümetin ve yerel yönetimlerin çok daha etkin adımlar atması gerekmektedir.

Adalet, fırsatçılar için bir kalkan değil, mağdur vatandaşlar için bir kılıç olmalıdır. Toplum vicdanını yaralayan bu ekonomik teröre karşı daha güçlü bir mücadele artık ertelenemez.

Kalemin Kırıldığı Yer:

Adaletin geciktiği yerde, toplumsal huzur da kaybolur. Hükümet ve yerel yönetimler, bu sorunu çözmek için bir an önce harekete geçmelidir.

Saygılarımla,

Avukat Mehmet Ali KÖROĞLU