Bazen haddimizi aşıp büyük konuşuruz.
“Asla, katiyen…”
“Olmazsa olmaz!”
“O varsa ben yokum!”
“Bu şartlar altında bulunamam, yapamam, edemem…”
Bazen de edep sınırlarını zorlarız:
“Geleni, gideni, yapanı, edeni seveyim” diye…
Yapmamak gerek!
Niye mi?
Barack Obama A.B.D. başkanlık seçimlerinde başkan adaylığını ilan ettiğinde yazar Engin Ardıç, “Amerika’da siyahi bir aday başkan seçilirse Taksim Meydanı’nda eşek gibi anırırım” demişti.
Obama’nın seçilmesine ihtimal bile vermiyordu.
Obama seçildi!
Farklı medya kuruluşları günlerce Engin Ardıç’ a “verdiğin sözü tut” çağrısı yaptılar.
Anırmadığı her gün için gün saydılar…
Adamı yerin dibine sokup çıkardılar.
Tek kullanımlık mendile çevirdiler!
Kimse Engin Ardıç’ı savunamadı bile…
Büyük konuşmuştu!
Tıpkı “Bir katille hapse girmiş çıkmış bir suçlu ile aynı sahneyi paylaşamam” deyip program terk eden Deniz Seki gibi!
Bayhan, Deniz Seki’yi ceza evinde ziyaret ettiğinde Deniz Seki’nin yerinde olmak ister miydiniz?
Bir düşünün!
Aklınızdan soru işaretleri eksik olmasın…