(Rahmet ve sonsuz minnetle…)

17 Nisan 1993… O gün Türkiye, sadece bir Cumhurbaşkanını değil; bir dönemin ruhunu, geleceğe dair umutlarını, milletle devleti yeniden kucaklaştırma iradesini kaybetti. Ben o gün çocuktum. Televizyondan yayılan hüzünlü sesler, radyodan yükselen matem haberleri… Annemin gözyaşları, babamın suskunluğu ve evin içine çöken tarifsiz ağırlık hâlâ aklımda. Henüz neyin eksildiğini anlayamayacak yaşta olmama rağmen, o gün ülkenin içinden bir şeylerin koptuğunu hissettim.

Turgut Özal, benim çocuk hafızamda ekranlarda tebessümle konuşan, ellerini semaya açıp dua eden ve “devlet adamı böyle olur” dedirten bir isimdi. Onu tanıyan büyüklerimiz, “farklı bir liderdi” derdi. O farklılık zamanla zihnimde şekillendi. Devleti millete yaklaştıran, halkın gönlünde yer edinen, adaleti ve vicdanı önceleyen bir liderdi Turgut Özal. O çocuk halimle bile, onun içimizden biri olduğunu, bizden biri olduğunu anlıyordum.

Zaman geçti, nice siyasetçi gördük. Ama Özal’daki samimiyeti, dirayeti, milletin derdiyle dertlenme hissiyatını bir daha göremedik. Belki de o yüzden, Turgut Özal sadece bir lider değil; milletin gönlünde yaşamaya devam eden bir dua, bir umut, bir hatıradır bizim için.

TURGUT ÖZAL KİMDİR, NEYİ TEMSİL EDER?

Turgut Özal, Türk siyasi tarihinde çığır açmış, devlet yönetimine yeni bir ruh getirmiş bir liderdir. Malatya’nın mütevazı sokaklarından çıkıp Türkiye Cumhuriyeti’nin en üst makamına yükselmiş bir Anadolu çocuğudur. O, sadece cumhurbaşkanı olmakla kalmamış; milletin gönlüne cumhur gibi oturmuştur.

Ekonomik kalkınmadan özgürlük alanlarının genişletilmesine, bürokrasinin hantallığından kurtulmasından dünyaya açılan bir Türkiye vizyonuna kadar pek çok alanda sessiz ama köklü devrimler gerçekleştirmiştir. Türkiye’yi IMF’ye muhtaç, içe kapalı bir ülke olmaktan çıkararak serbest piyasa ile tanıştırmış; girişimciliği, üretimi ve özel sektörü teşvik etmiştir. Devletin kutsal ama ulaşılmaz bir yapı olmaktan çıkıp, halkın hizmetkârı olması gerektiğini savunmuştur.

Kürt meselesi, Alevi açılımı, din ve vicdan özgürlüğü gibi konulara cesaretle yaklaşmış, devletin tüm vatandaşlarına eşit mesafede olması gerektiği fikrini dile getirmiştir. Özal, vesayet odaklarına karşı millet iradesinin yanında durmuş; her türlü ayrımcılığa karşı hoşgörü ve diyalog diliyle mücadele vermiştir.

MALATYA İÇİN BİR ONUR, TÜRKİYE İÇİN BİR FIRSATTI

Turgut Özal, sadece Türkiye için değil; Malatya için de tarifsiz bir değerdir. Bu topraklarda doğmuş, bu şehrin havasını solumuş, çocukluğunun taş sokaklarından çıkarak bütün bir milleti kucaklamıştır. Malatya, onun şahsında; devletin en tepesine yürünebileceğini, bilgisiyle ve erdemiyle bir Anadolu evladının da cumhurbaşkanı olabileceğini görmüştür. O’nun varlığı, Malatya için iftihar kaynağı, ilham vesilesi olmuştur.

Ne yazık ki onun ölümü, Malatya’nın da başını eğmiştir. Bir evladını, bir umudunu, bir sesini yitirmiştir bu şehir. Ardında kalan sessizlik, sadece siyasetin değil; Malatya’nın kalbinde de bir boşluk bırakmıştır. Bugün hâlâ Turgut Özal adını duyduğumuzda gözlerimiz doluyorsa, o boşluk hâlâ hissediliyorsa; bu, onun ne kadar büyük bir değer olduğunun en açık göstergesidir.

ÖLÜMÜN ARDINDAN YARIM KALANLAR

Turgut Özal, bu ülkenin geleceği adına yürüttüğü mücadelede yalnız değildi; ardında milyonların duası vardı. Ancak ani ölümüyle, pek çok proje, pek çok umut ve pek çok hedef yarım kaldı. Bugün hâlâ konuştuğumuz pek çok sorun, onun döneminde çözüm yoluna girmişti. Eğer yaşasaydı, belki vesayet sistemi çok daha erken tarihe gömülecek; belki kardeşlik hukuku daha güçlü temellere oturtulacaktı.

Onun gidişiyle sadece bir siyasetçi değil; milletin gönlünde yeniden yeşeren umutlar da sustu. Siyasetin nezaketi, devletin merhameti, halkla kurulan gönül bağı Özal’la birlikte azalmaya başladı. Her şeyin sertleştiği, keskinleştiği, ideolojikleştiği yılların kapısı aralandı.

BİR NESLİN YİTİRDİĞİ İLHAM: GÖNLÜMÜZDE YAŞAYAN ÖZAL

Benim gibi çocuk yaşta onu tanıyan bir nesil için Turgut Özal, bir liderden çok daha fazlasıydı. O, devletle milletin barışabileceğini gösteren, her şeyin daha güzel olabileceğine dair umut taşıyan bir rehberdi. Yıllar geçtikçe onun yokluğunun ne kadar derin olduğunu daha iyi anladık. Bugün bile siyasette onun güler yüzünü, hoşgörüsünü, milletin derdini kendi derdi gibi gören tavrını özlüyoruz.

Rahmetli Turgut Özal, bizim için bir siyasi figür değil; dualarımızda adı geçen bir hayırla anılan, güzel hatıralarla dolu bir emanettir. Malatya’nın bağrından çıkan bu büyük insan, Türkiye’yi daha ileriye taşıyacak bir vizyonun adıydı. O vizyon yarım kaldı, ama hatırası milletin kalbinde yaşamaya devam ediyor.

YARIM KALMIŞ BİR CÜMLE GİBİ…

Turgut Özal’ın ardından geçen yıllar, aslında onun ne denli büyük bir kayıp olduğunu bize her geçen gün daha fazla hissettirdi. Onun yokluğunda büyüyen sorunlar, onun zamanında atılan adımların ne kadar değerli olduğunu gösterdi. Bugün hâlâ çözüm bekleyen birçok meselede, onun cesareti, öngörüsü ve vicdan terazisi aranmaktadır. Özal, milletin içinden çıkmış; makamdan çok, insanlığıyla hatırlanan bir lider olmuştur.

Malatya, O’nu sadece bir evladı olarak değil; bu topraklardan çıkmış en büyük değerlerinden biri olarak bağrına basmıştır. Turgut Özal ismi, bu şehrin sokaklarında bir özlem, gönüllerinde bir gurur olarak dolaşmaya devam etmektedir. Onun arkasından dökülen gözyaşları sadece bir şahsiyetin değil, bir çağın, bir umudun ve milletle devletin kurmaya başladığı gönül köprüsünün ardından dökülmüştür.

Bir devri başlatan ama tamamlayamadan aramızdan ayrılan Turgut Özal, ardında derin bir iz ve silinmeyecek bir hatıra bırakmıştır. Onun eksikliği, sadece geçmişte değil; gelecekte de hissedilecek kadar büyük bir boşluktur. Ve bizler, onu her 17 Nisan’da değil; her vicdani sorgulamada, her umut arayışında, her “acaba daha iyisi olabilir miydi?” sorusunda yeniden anacağız. ÇÜNKÜ TURGUT ÖZAL, BU MİLLETİN GÖNLÜNDE YARIM KALMIŞ BİR CÜMLEDİR…

Unutulmamalıdır ki;

“Bir millet, kendi evladını erken kaybettiğinde, yalnızca bir canı değil; nice imkânları, nice yarınları da kaybeder.”

SAYGILARIMLA!