Türkiye’nin son yıllarda elde ettiği ekonomik, teknolojik ve savunma sanayi alanındaki ilerlemeler, ülkenin bağımsızlık yolunda attığı en önemli adımlardır. Ancak her ne hikmetse, Türkiye ne zaman güçlenmeye, kendi kendine yeten bir ülke olmaya başlasa içeriden birileri hemen harekete geçiyor, ülkesini Batı’ya şikayet etmeye, emperyalist güçlerin ağzıyla konuşmaya başlıyor. Son olarak CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Avrupa Parlamentosu’nda yaptığı konuşmayla yine Türkiye’yi yabancılara şikayet etti.
Özel’in şikayetlerinin kılıfı belliydi: Hükümetin belediye başkanları ve siyasetçiler üzerinde baskı kurduğu iddiası. Ancak bu açıklamalar, gerçekte başka bir korkunun ve rahatsızlığın dışavurumuydu. Özel’in asıl şikayeti, Türkiye’nin kendi ayakları üzerinde durabilmesi, dışa bağımlı olmadan karar alabilmesi, ekonomik ve teknolojik bağımsızlık yolunda ilerlemesi ve Batı’nın tahakkümünden sıyrılmasıydı. Peki, CHP neden Türkiye’nin gelişmesinden bu kadar rahatsız?
TÜRKİYE GÜÇLENİYOR, ONLARSA BATI’YA YALVARIYOR
Türkiye, savunma sanayinde, enerji sektöründe, teknoloji alanında ve dış politikada bağımsız hareket ettikçe, emperyalist güçlerin çıkarları tehlikeye giriyor. Bu durum, onların Türkiye içindeki uzantılarını da harekete geçiriyor. CHP, geçmişte olduğu gibi bugün de bu uzantılardan biri olarak sahneye çıkıyor. Özgür Özel’in Avrupa Parlamentosu’nda yaptığı konuşmayı dikkatlice analiz ettiğimizde, aslında bu şikayetlerin hedefinin milletin iradesiyle seçilmiş hükümet değil, Türkiye’nin kendi kaderini belirleyebilme gücü olduğu açıkça görülebilir.
Türkiye artık Batı’nın dayattığı reçeteleri uygulayan, onların izni olmadan hareket edemeyen bir ülke değil. Savunma sanayisindeki devrim niteliğindeki gelişmeler, insansız hava araçlarından savaş gemilerine, yerli motor üretimlerinden füze teknolojilerine kadar birçok alanda Türkiye’yi dünya çapında önemli bir aktör haline getirdi. Baykar’ın ürettiği İHA ve SİHA’lar, TUSAŞ’ın geliştirdiği KAAN savaş uçağı, ROKETSAN’ın füze sistemleri, ASELSAN’ın radar ve elektronik harp teknolojileri, Türkiye’nin savunma sanayisinde bağımsızlaşmasının temel taşları oldu.
Peki, CHP bu gelişmelere sevindi mi? Hayır! Tam tersine, bu projeleri engellemek için ellerinden geleni yaptılar. Özgür Özel ve partisinin temsilcileri, Avrupa’ya gidip Türkiye’yi şikayet ederken, asıl derdi savunma sanayimizin önünü kesmekti.
SELÇUK BAYRAKTAR VE YERLİ SAVUNMA SANAYİ HEDEFTE
Türkiye’nin savunma sanayisinde yakaladığı ivmenin en büyük mimarlarından biri Selçuk Bayraktar ve onun öncülüğünü yaptığı Baykar şirketidir. Baykar’ın geliştirdiği insansız hava araçları, Türkiye’nin terörle mücadelede oyun değiştirici gücü olmuş, Azerbaycan’ın Karabağ zaferine, Ukrayna’nın savunmasına ve birçok ülkenin güvenliğine katkı sağlamıştır. Ancak bu başarılarıyla dünya sahnesinde büyük saygı gören Baykar ve Selçuk Bayraktar, CHP tarafından sürekli hedef tahtasına oturtulmuştur.
CHP’nin savunma sanayiine yönelik saldırılarının tek sebebi ideolojik değildir. Aynı zamanda Batı’nın “Türkiye kendi silahlarını üretmesin, bizden alsın, bize bağımlı olsun” stratejisine hizmet etmektedirler. Çünkü Türkiye kendi silahlarını üretirse, Batı’dan silah almak zorunda kalmaz. Bu da emperyalist ülkelerin gelir kaybı ve Türkiye’nin tam bağımsızlık yolunda ilerlemesi anlamına gelir. İşte CHP ve temsilcilerinin asıl korkusu budur!
GEÇMİŞTE DE YAPTILAR, BUGÜN DE YAPIYORLAR
CHP’nin bu tavrı yeni değil. Nuri Demirağ’ın uçak fabrikalarının kasıtlı olarak engellenmesi, Türkiye’nin yerli sanayi projelerinin CHP tarafından durdurulması, ülkenin kalkınmasının önüne nasıl geçildiğinin en somut örnekleridir. Bugün de aynı zihniyet, Türkiye’nin savunma sanayisini ve teknolojik ilerlemesini durdurmaya çalışıyor.
Geçmişte Türkiye’nin uçak üretmesine engel olanlar, bugün de KAAN savaş uçağını, Bayraktar İHA’larını, TCG Anadolu gibi yerli gemi projelerini, Altay tankını ve diğer savunma sanayi girişimlerini durdurmak için ellerinden geleni yapıyor. CHP’nin asıl derdi demokrasi, insan hakları veya özgürlükler değil; Batı’nın çıkarlarını koruyarak, Türkiye’yi yeniden eski bağımlı günlerine döndürmektir.
CHP’NİN TEZATI: ATATÜRK’ÜN MİRASINA MI, YOKSA BATI’YA MI SADIKLAR?
Cumhuriyet Halk Partisi, kendisini Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mirasçısı olarak tanımlarken, onun en büyük hedeflerinden biri olan tam bağımsızlık ilkesine tamamen ters bir siyaset izlemektedir. Atatürk, “Tam bağımsızlık ancak ekonomik bağımsızlıkla mümkündür.” diyerek yerli üretimi, milli kalkınmayı ve savunma sanayisini güçlendirmeyi en önemli mesele olarak görmüştü. Nitekim Atatürk döneminde başlatılan sanayi hamleleri, Türk milletinin Batı’ya bağımlılıktan kurtulmasını hedefliyordu. Ancak bugün CHP, dışa bağımlılığı savunan, Türkiye’nin kendi silahlarını, enerjisini ve teknolojisini üretmesini engellemek isteyen emperyalist güçlere hizmet eden bir anlayışla hareket etmektedir. Bir yandan Atatürk’ün adını kullanarak siyaset yapan CHP yönetimi, diğer yandan onun çizdiği istikametin tam tersine giderek Türkiye’yi Batı’ya şikayet etmektedir.
Bu tezatın en açık örneği, CHP’nin Türkiye’nin savunma sanayisindeki gelişmelerine karşı takındığı olumsuz tavırdır. Atatürk’ün döneminde uçak fabrikaları kurulurken, ağır sanayi yatırımları teşvik edilirken, CHP’nin bugünkü yöneticileri yerli üretime sırt çevirmekte, Türkiye’nin kendi silahlarını üretmesini adeta bir tehdit olarak görmektedir. Ülkenin tam bağımsızlık yolunda attığı adımları itibarsızlaştırmak için dış güçlerle iş birliği yapan bir anlayış, Atatürk’ün ideallerine değil, emperyalist güçlerin çıkarlarına hizmet eder. CHP’nin bu ikiyüzlü tutumu, hem tarihsel gerçeklere hem de kendi tabanına ihanet etmektir. Ya gerçekten Atatürk’ün bağımsızlık mirasına sahip çıkacaklar ya da Batı’ya hizmet etmeye devam edip onun adını ağızlarına almaktan vazgeçecekler!
EY MİLLET, ARTIK UYAN!
Türkiye büyük bir dönüm noktasında. Eğer savunma sanayi, enerji bağımsızlığı ve teknoloji hamleleri kesintiye uğratılırsa, ülke yeniden Batı’nın emirlerine mahkûm hale gelir. Bugün atılan her yerli ve milli adım, yarının tam bağımsız Türkiye’sinin temelidir. CHP’nin ve Batı’nın bu gelişmeleri durdurmasına izin verirsek, geleceğimizi ve çocuklarımızın bağımsızlığını tehlikeye atmış oluruz.
Millet olarak yapmamız gereken çok net:
1- Kendi ülkesini yabancılara şikayet edenleri iyi tanımalıyız.
2- Savunma sanayisi ve yerli teknolojiyi destekleyenleri sahiplenmeliyiz.
3- Emperyalist güçlerin içimizdeki temsilcilerine fırsat vermemeliyiz.
4- Ekonomik sıkıntılar üzerinden halkı kandırarak, ülkeyi Batı’ya peşkeş çekmek isteyenlere karşı uyanık olmalıyız.
5- Türkiye’nin büyümesine ve dünyada söz sahibi olmasına destek olmalıyız.
TÜRKİYE’NİN GÜÇLENMESİ ENGELLENİRSE NE OLUR?
Türkiye savunma sanayisini, ekonomisini ve teknolojisini geliştirmeye devam ederse bölgesel ve küresel bir güç olacak. Ancak bu süreç sekteye uğratılırsa, Türkiye’nin:
1- Enerji bağımsızlığı tehlikeye girecek, dışa bağımlılık devam edecek.
2- Savunma sanayi duraklayacak, Türk Silahlı Kuvvetleri tekrar yabancı silahlara mahkûm olacak.
3- Yerli üretim yerine ithalata yönelmek zorunda kalacak, ekonomik bağımsızlık zedelenecek.
4- Dış politikada güçsüzleşecek, bölgesinde söz sahibi olamayacak.
TARİH İHANET EDENLERİ ASLA AFFETMEZ!
Türkiye’yi şikayet edenler, ülkesinin gelişmesine engel olmaya çalışanlar, tarih boyunca hep kaybetmiştir. Milletine sırtını dönen, emperyalist güçlere sığınan ve kendi vatanına ihanet edenler, geçmişte olduğu gibi bugün de hak ettikleri yere, tarihin kara sayfalarına gömülecektir. Bu millet ihaneti unutmaz, affetmez!
Bugün gerçekleri görme, uyanma ve kendi değerlerimize sahip çıkma zamanıdır. Bağımsız ve güçlü bir Türkiye için yerli ve milli hamleleri desteklemek, savunma sanayimizi, ekonomimizi ve teknolojimizi daha da ileri taşımak zorundayız. Çünkü biliyoruz ki, Türkiye’nin güçlenmesi sadece bizim değil, tüm mazlum milletlerin de umududur. Eğer bu kutlu yürüyüş sekteye uğratılırsa, sadece biz değil, bizden sonraki nesiller de Batı’nın boyunduruğu altında yaşamaya mahkûm edilir.
Bu yüzden safımızı net bir şekilde belirlemeliyiz: Ya bağımsızlık mücadelesinde dimdik duracağız ya da tarihin tozlu raflarında kaybolup gideceğiz! Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de buyurduğu gibi:
“Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a (O’nun dinine) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır.” (Muhammed Suresi, 7)
Türkiye, Allah’ın izniyle güçlenmeye, yükselmeye devam edecek. Kim bu kutlu yürüyüşün yanında durursa kazananlardan olacak, kim karşısında durursa tarihin utanç sayfalarına yazılacaktır!
Unutulmamalıdır ki;
“Bu vatan, binlerce şehidin kanıyla yoğrulmuş aziz bir emanettir; onu emperyalistlerin önüne atanlar da, milletin yükselişine taş koyanlar da tarihin kara sayfalarına gömülecektir! Bayrağımıza, bağımsızlığımıza ve şerefimize sahip çıkmak boynumuzun borcudur!”
Saygı ve sonsuz hürmetlerimle,