25 yıl önceydi. O zaman dünyayı yeni fark etmeye başlayan 15 yaşında bir genç şimdi iş güç sahibi 4 çocuklu bir aile babası belki de.

28 ŞUBAT TEKRAR EDER Mİ?

25 yıl önceydi. O zaman dünyayı yeni fark etmeye başlayan 15 yaşında bir genç şimdi iş güç sahibi 4 çocuklu bir aile babası belki de.

28 Şubat’ı anlayan hatırlayan kişiler bugün 40 yaşının üzerindeki insanlar. Bizzat yaşadılar çünkü. Kişiliklerinde derin izler bırakan dehşet günlerini hafızalarında hala taptaze.Hayatlarının üzerinden bir buldozer gibi geçen o günleri hatırladıkça tek bir endişeleri var şimdi. 28 ŞUBAT TEKRAR EDER Mİ?

40 yaşın altındakiler ise bu korkuyu ve endişeyi anlamsız görüyorlar. Çünkü yaşamadılar görmediler.

Rabbim yaşatmasın! Görmesinler!

Lakin tecrübe ile sabittir ki tarih tekerrür eder.

Tekrar etmez aslında tarih!İbret alınmayan, ders alınmayan tarih tekrar eder.

Ve son gelişmeler de gösteriyor ki maalesef ibret alınmamış 28 Şubat’tan.Yeniden o günlere dönüşün sinyalleri geliyor. Yine İslam’a saldırıyorlar. Üstelik daha cesur daha sistemli daha örgütlü ve koro halinde.

40 yaşın altındaki masum kardeşlerim!

Henüz başınıza ne geleceğinin farkında değilsiniz. Aslında ne olacağını bilmek için özel bir yetenek sahibi olmaya gerek yok. Başımıza geldi size de anlatalım neler yaşayacağınızı.

4 çocuklu kardeşim senin hayatından örnek verelim.

Mesleğin avukatlık olsun mesela. Sana mahkemeden hemen bir uyarı gelecek “sakalını kes, bu çağdışı 1400 yıl önceki zihniyetin kıyafeti ile giremezsin mahkemeye!” Sınavlardan en yüksek puanları alsan da ne hakim olabileceksin ne savcı. “Laik değilsen layık değilsin hiçbir şeye” diyecekler. İstediğin dereceyle hukuk fakültesini bitirmiş ol “gericisin” sen “yobazsın”“örümcek kafalısın” etiketleri ile horlanmaktan aşağılanmaktan kurtulamayacaksın. İş yerinde yada özel hayatında Allah (C.C)’ın adını anamayacaksın. “Takunyalı” diye fişlenmekten korktuğun için namaz kılamayacaksın. Kimseyi Allah(C.C)’ın selamı ile selamlayamayacaksın. Barodan tehditler alacaksın.

4-6 yaş Diyanet Kur’an Kursuna gönderdiğin çocuğun ağlayarak gelecek eve bir gün. “Baba okulumuz kapandı” diye. Ve onu başka bir Kur’an Kursu’na gönderemeyeceksin çünkü hepsinin irticai faaliyetler kapsamında kapılarına kilit vurulmuştur. Hocalar hapiste bile Kuran öğretme imkanını bulamayacaklardır.

Büyük bir şevkle İmam Hatip ortaokuluna gönderdiğin çocuğunun okulu da kapanmıştır. Küçük kız başka bir ortaokula gitmeye ve başını açmaya zorlanmıştır. Hayatı yeni anlamaya çalıştığı bir zamanda olup bitenler karşısında yaşadığı travma tüm yaşamını alt üst etmiştir.

Üniversitede tıp fakültesine giden kızın başını açmak yada okuluna devam etmek arasında tercihe zorlanmıştır.İnancı ve kariyeri arasındaki tercihini kolaylaştırmak için ikna odalarında hakaretlere maruz bırakılarak örtüsünü çıkarmaya mecbur edilmiştir. Başörtüsü ile okuma isteğini talep ettiğinde ise en üst makamdan talimatlar gelmiştir. “Yallah Arabistan’a”

Askeri okuldan mezun olan oğlunun törenine eşin ve annen alınmayacak. Ciğerparelerinin törenini gözyaşları içerisinde tıpkı bir suçlu gibi tel örgülerinin dışından seyredecekler. Çok değil birkaç sene sonra oğlunu da işten atacaklar.

En kötüsü de başörtüsü ile öğretmenlik yapan eşine olacak. Başını açarak görev yapması için baskı ve tehditlere maruz kalacak. Belki bir peruk alırsınız. Ya da başörtüsünün teferruat olduğunu söyleyen bir cemaat lideri (!) bulursunuz. Bütün akrabalarınız “açsın oğlum yazık değil mi mesleğine” diyecek. “Açarsa günahı açtıranlara” diyen belki bir cami hocası bile bulabilirsiniz. Açmazsa soruşturmalar hukuk mücadeleleri sonunda evinde bulacak kendini. “Aman o da çocuklarını büyütsün” diyen komşu teyzelerin desteğini alırsın. Ya da “keşke açsaydı oğlum” diye akıl veren amcalar olur etrafınızda.

Kimseye anlatamazsınız derdinizi bütün çektiklerinizin gerçek failleri “biz kimsenin dini hayatına karışmıyoruz, herkes evinde başını örtebilir diye ahkam kesecekler”.

Şimdi tekrar soralım. 28 ŞUBAT TEKRAR EDER Mİ?