Yaşamış olduğumuz dünya artık küçücük bir köy halini almıştır. Dünyanın öbür ucunda olan bir olayı dünyanın diğer ucundaki insanlar anında haberdar olmaktadır.
BİR ÜLKEYİ İŞGAL ETMEK BU KADAR KOLAY MI?
Yaşamış olduğumuz dünya artık küçücük bir köy halini almıştır. Dünyanın öbür ucunda olan bir olayı dünyanın diğer ucundaki insanlar anında haberdar olmaktadır.
Günlerdir ulusal ve yerel medyada Rusya-Ukrayna çekişmesini izlemekteyiz.
Bir taraftan iştahı kabarmış, dişlerini bilemiş, her an işgal edeceği sinyallerini veren Rusya. Bununla beraber elindeki bütün silah imkanlarını kullanabileceği imasında bulunan ve yeri geldiğinde sınırına yakın bütün ülkeleri tehdit eden bir dil kullanan bir ülke.
Diğer taraftan dünya kamuoyuna seslenen adeta batıdan, Amerika’dan medet uman, kendi toprakları üzerinde savaş istemeyen, barıştan, müzakereden yana olan, sınır bütünlüğünün korunmasını isteyen bir ülke Ukrayna.
Nihayet bir kaç gün önce Putin Ukrayna’nın iki farklı bölgesinin bağımsızlığını tanıdığını, ilan etti. Tabiî ki bütün dünya kınamaktan öteye geçemedi. Putin bir gece de iki devlet kurdu. Bir sonraki adımı da bunların Rusya’ya ilhak edilmesi.
Aslında bu olay bizlere dünyada işleyen uluslararası hukuk ile ilgili çok net ipuçları vermektedir.
Bahsettikleri insan hakları, demokrasi, her halkın kendini yönetme hakkı, devletlerin bölünmez bütünlükleri, sınır dokunulmazlıkları, bunların hepsi bir anlamda yalan ve aldatma.
Uluslararası siyasetin en etkili belirleyicisi ne adalet ne insan hakları ne demokrasidir. Temel etken güç ve silahtır.
Amerika Irak’ı, Afganistan’ı işgal ederken de bu böyleydi. İsrail Filistin topraklarını işgal ederken de bu böyleydi ve bugün Rusya Ukrayna’yı işgal ederken de aynı durum geçerli.
Birleşmiş Milletler Teşkilat’ı, Nato bütün bunlar göz boyamak ve güçlü olan ülkeleri menfaatlerini sağlamak içindir.
Yani sen güçlü değilsen, silahın yoksa kimse gelip senin ülkeni, topraklarını savunmaz.
Bizler Müslümanlar olarak çıkaracağımız çok dersler var bu olayda. Güçlü olan hükümran oluyorsa çok çalışmamız gerekiyor. Kafirlerin elindeki silahların yarın belki bizlere uzanacağını unutmamız lazım.
İslam ümmetinin kaderi birdir, Müslümanlar kendi aralarında mutlaka birlik ve beraberlik yollarını aramaları gerekir. Aslında temelde Müslüman halklar arasında pek bir sorun görünmemektedir. Müslüman halkları yöneten siyasilerin kendi hırs ve egemenlik sorunlarıdır en büyük sorun.
Bu hususta Müslüman toplumların öncüleri alimler, kanaat önderleri, düşünürler ve yazarlar gelen felaketi görüp kendi toplumlarını bilinçlendirmeleri gerekir.
Belki de dünya Rusya ve Ukrayna savaşıyla yeni bir sürece girecek. Güçlü ülkeler yanı başındaki küçük ve güçsüz ülkeleri direk kendilerine ilhak edecekler. Yarın Çin, Hindistan, Abd hepsi bunun için sudan bahaneler arayacaklar.
Rabbimizden niyazımız zalimlerini planlarını başlarına geçirmeleri, biz müslümanlara da feraset, basiret, iman, birlik ve beraberlik ihsan etmesidir.