Bilindiği gibi Tevhidin üç ana bölümü vardır. Rububiyet Tevhidi, İsim ve Sıfatlar Tevhidi, üçüncü kısmı ise Uluhiyet Tevhididir… Bu sohbetimizde inşaAllah uluhiyet Tevhidi üzerinde durup, Allah’ı bu konuda nasıl Tevhid edebiliriz, bunun güzel anlaşılmasına gayret göstereceğiz…

Uluhiyet Tevhidi : Bütün ibadet çeşitlerinin yalnız Allah’u Teala'ya yapılması gerektiğini, O’nunla beraber veya O’ndan başkasına ibadet edilmemesini bilmek ve  dini sadece ve sadece Allah’a has kılmak ve uygulamaktır… Çünkü Rabbimiz bu konuda şöyle buyurur ;

 “ İyi bilin ki halis din Allah’ındır …. “ Zümer : 3.Ay

Uluhiyet Tevhidinin diğer bir ifade şekli ise ; Allah’ın gerçek ilah olduğuna, O’ndan gayri hakiki bir ilahın olmadığına kesin itikad etmek ve ibadetlerle O’nu birlemektir.

Yani ; “ la ma’bude bi hakkın illallah “ Allah’tan başka kendisine ibadet edilecek hakiki bir Ma’bud yoktur.

Değerli kardeşlerim

İlah kelimesi ma’but manasına gelmektedir. Ma’bud kelimesi ise ; kendisine boyun eğilen, ibadet edilen, kulluk edilen varlık demektir.

İbadet kelimesi ise ; sözlükte bağlanmak, zelil olmak, itaat etmek ve boyun bükmek anlamlarına gelmektedir. 

Bu kelimenin ıstılahi  - yani şer’i anlamı - ise  : İnsandan sudur eden düşünce … fikir … söz … kalpteki huşu, korku, sevgi, umma, sığınma … ve … ameldir…

Uluhiyet Tevhidi, açık olsun gizli olsun bütün ibadet çeşitlerini sadece ve sadece Allah’a has kılmak üzere bina edilmiştir... Dolayısıyla ibadet adı altında zikredilen hiç bir şey O’ndan başkasına asla takdim edilemez.

Allah’a hakkıyla iman eden bir kişi sadece O’na ibadet eder, O’ndan başkasına asla ibadet etmez…

Bahsini ettiğimiz bu Tevhid dalı, aslında diğer bütün Tevhid çeşitlerinden daha farklı bir Tevhid dalıdır…Yani gerek Rububiyet Tevhidi, gerek se İsim ve Sıfatlar Tevhidinden daha farklı olan bir Tevhid dalıdır. Hatta onları da içerisine alıyor diyebiliriz…

Bir kulun Rabbini Rububiyet konusunda birlemesi, onun Allah’ı uluhiyet konusunda birlemesi demek değildir ... Kişi Rububiyetle alakalı sıfatlarını kabul ettiği varlığa ibadet etmiyor olabilir … İsim ve Sıfatlar Tevhidi de diğer Tevhid çeşitlerini şümulüne ( içine ) almaz … Fakat Allah’ı Uluhiyet konusunda birleyen bir kul, ibadete sadece Allah’ın layık olduğunu, O’ndan başkasının ibadete layık olmadığını ; alemlerin Rabbinin Allah olduğunu, O’nun güzel isimleri ve yüce sıfatları olduğunu ikrar eder…

İşte bunun içindir ki “ la İlahe İllallah “ bütün Tevhid çeşitlerini içerisine almaktadır.

Değerli Müslümanlar

Bilindiği gibi la İlahe İllallah’ın ilk akla gelen manası, Allah’ın Rububiyeti ve İsim ve Sıfatlarındaki Tevhidini içeren Uluhiyet Tevhididir…  Dolayısıyla Uluhiyet Tevhidi dinin başı ve sonu kabul edilmiş, mahlukat da bu Tevhid için yaratılmıştır...

Allah’u Teala bu konuda şöyle buyurmaktadır . “ Ben Cinleri ve insanları sadece ve sadece bana kulluk etsinler diye yarattım. “  Zariyat : 56.Ay

“ Allah’a ibadet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın ”   Nisa : 36.Ay

 Hemen hemen bütün Tevhid derslerinde de dile getirdiğimiz gibi bu iki Ayeti celilenin anlamı ; “ Ben, Cin’leri ve insanları sadece ve sadece beni tevhid etsinler diye yarattım “ Birinci Ayeti kerimede insanoğlunun sadece Allah’a ibadet etmeleri için yaratıldığını, ikinci Ayeti Kerimede ise, ibadetlerinde hiçbir şeyi Allah’a ortak koşmaması istenmiştir kendilerinden… İşte bunun adı Tevhid’tir değerli kardeşlerim. 

Şeyhul İslam İbni Teymiyye Tevhidin bu kısmı ile alakalı şunları söylemektedir

“ Bu Tevhid, muvahhid ve müşriği birbirinden ayıran, dünya ve ahirette kişiyi mes’ud veya bedbaht eden Tevhiddir. Uluhiyet Tevhidini yerine getirmeyen Muvahhid değil, Allah’a şirk koşan bir kimsedir. “

Değerli kardeşlerim

Bütün Tevhid derslerinde de ifade ettiğimiz gibi insanlığın yaradılış gayesi, Rasullerin gönderiliş nedeni, Kitapların indiriliş sebebi bu Tevhidi gerçekleştirmek içindir…  Allah’ın kullarına gönderdiği her Rasulün daveti, işte bu Tevhide olmuştu.

 Rabbimiz bu konuda şöyle buyurur :

“ Senden önce hiçbir Peygamber göndermedik ki ona “ benden başka ilah yoktur ; bu itibarla bana ibadet edin ” diye vahyetmiş olmayalım. ” Enbiya : 25.Ay

“ Biz her ümmete, yalnız Allah’a ibadet edin, tağut’tan da sakının diye bir Peygamber  göndermişizdir …“  Nahl : 36.Ay

 “ … Allah Rasulü s.a.v ise bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmaktadır : Kıyamete yakın kılıçla gönderildim. Ta ki , ortağı olmayan tek Allah’a ibadet edilsin. Rızkım, mızrağımın gölgesinde kılındı. Emrime karşı gelenler için ise zillet ve aşağılık vardır. Her kim bir kavme benzerse, o onlardandır. “ Ahmed Müsned : 2.50.92

Allah’u Teala bize Nuh, Hud, Salih, Şuayb ve diğer Rasullerin - Allah’ın selamı üzerlerine olsun - toplumlarını bu Tevhide çağırdıklarını bir çok Ayeti celilesinde haber vermektedir. Rabbimiz buyuruyor ki :

“  Ad kavmine kardeşleri Hud’u gönderdik  “  Hud : 50.Ay

“ Semud kavmine de kardeşleri Salih’i gönderdik  “ Hud : 61.Ay

“  Medyene de kardeşleri Şuaybı yolladık  “  Hud : 84.Ay

Bunların hepsi de kavimlerine şunu söylediler 

“ Ey kavmim ! Allah’a kulluk ediniz, sizin için O’ndan başka hiç bir ilah yoktur.“ Hud : 50-61.Ay

Unutmayınız ki bu Tevhid İslam dininin hakikatıdır… Onun içindir ki ; “ La İlahe İllallah Muhammeder Rasulullah “ bu dinin esaslarından ilk esas olmaktadır.

“ … Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur : İslam beş esas üzere bina edilmiştir. Allah‘tan başka ilah olmadığına, Muhammed‘in Allah’ın Rasulü olduğuna şahadet etmek, Namazı kılmak, Zekatı vermek, Ramazan orucunu tutmak ve Beytullahı haccetmektir. “ Buhari : 8 - Müslim : 45 / 2

Değerli kardeşlerim

Uluhiyet Tevhidi konusunda Allah’ın birlenmesine gelince, bu da ; kulun bütün ibadet çeşit ve şekilleriyle sadece ve sadece Allah’a yönelmesi, ibadetlerinde Allah’a karşı ihlaslı ve samimi olması anlamına gelmektedir… Konunun daha güzel anlaşılması açısından şu başlıkları sıralayabiliriz :

Birinci olarak ; Kul öncelikle Allah’ı sevmelidir … Kişi Allah’ı severken ihlaslı ve samimi olacak. O’na başkalarını eş ve ortak edinmeyecek, Allah’ı sever gibi bir başka şeyleri sevmeyecek …

Rabbimiz bu konuda şöyle buyurmaktadır :

“ İnsanlardan bazıları Allah’tan başka eşler edinirler ve Allah’ı sever gibi onları severler ... “  Bakara : 165.Ay

“ … Enes r.a dan. Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu : Üç haslet kimde bulunursa, o kimse  imanın tadını almış olur ;

1 - Allah ve Rasulünü herşeyden daha fazla sevmesi,

2 - Sevdiklerini yalnız Allah için sevmesi,

3 - Allah kendisini küfürden kurtardıktan sonra, ateşe atılmaktan korktuğu gibi,  küfre düşmekten korkması. “ Buhari : 15 –Ter : 175 - Müslim : 43 / 67

Kardeşlerim bildiğiniz gibi Tevbenin dışında Allah’ın affetmeyeceği en büyük günah şirktir. Yani kulun Allah’a ortak koşmasıdır … Bu konudaki şirki ise, Allah’tan başka eşler edinip, onları Allah’ı sever gibi sevmesidir… Bunun diğer bir ifade şekli ise ; Allah’a itaat eder gibi onlara itaat etmesidir. Çünkü Kur’an ve Sünnetteki sevgi sürekli “ itaat “ anlamında ele alınır.

İnsanın kendi nefsini, babasını, çocuklarını ve en yakınları olan kimseleri sevmesi, onun fıtratı gereği bir sevgidir ve bu normaldir … Bu anlamda Allah’a ihlasla kulluk, Allah sevgisini onlara tercih etmeyi gerekli kılar… Ve sevgiyi de ( az önce de ifade ettiğimiz gibi ) sürekli Allah’a itaat anlamında değerlendirirsek konu daha da güzel anlaşılır.

Bundan dolayı denilmiştir ki ; Sevginin en güzeli Allah’a itaat ettiren sevgi, en çirkini ise Allah’a isyan ettiren sevgidir… Bir kulun isyanı, eğer sevdiği herhangi bir şeyden dolayı ise, işte bu sevgi Allah’a isyan ettiren bir sevgidir…

Ayet ve Hadislerde iman eden kullardan istenen şey ise ; her şeye sevgiden hakkını verecek ama, Allah’ın sevgisini her şeyin üstünde tutacak… Hatta gerekirse her şeyi Allah’ın sevgisi için feda edecek ve tercih edilen Allah’ın sevgisi olacaktır…

Allah’u Teala ; geçici ve basit dünyevi değerleri kendisinin ve Rasulünün sevgisinden üstün görüp, onları tercih eden kimseleri tehdit etmiş ve kerim kitabında şöyle buyurmuştur :

“ De ki : Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, hısım ve akrabalarınız, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaretiniz, hoşlandığınız meskenler, size Allah’tan, Rasulünden ve O’nun yolunda cihad etmekten daha sevgili geliyor ise, o halde Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah fasıklar topluluğunu doğru yola iletmez.”  Tevbe : 24.Ay

Ayeti celilede de zikredildiği gibi ; babaların, oğulların, kardeşlerin, hısım ve akrabaların, kazanılan malların, kesada uğramasından korkulan ticaretin, hoşlanılan meskenlerin ( evlerin, barkların, arabaların ) sevgisi, eğer Allah sevgisinin önüne geçerse işte bu bir hüsrandır…

İkinci olarak : Allah’u Teala’nın dua’da, tevekkül konusunda, korku ve ümit etmede ve sadece Allah’ın yapabileceği, başkasının yapamayacağı hususlarda da birlenmesi ( yani Tevhid edilmesi ) şarttır.

Bu hususta Allah’u Azze ve Celle şöyle buyurmaktadır :

“ Allah’tan başka sana ne fayda ne de zarar veremeyecek olan şeylere yalvarma. Eğer böyle yaparsan o takdirde sen muhakkak zalimlerden olursun. “  Yunus  : 106.Ay

“ … Eğer gerçekten iman etmiş kimseler iseniz Allah’a güvenin.“ Maide : 23.Ay

“ O’na ibadet et ve sadece O’na tevekkül et ! “ Hud : 123.Ay

 “ Allah’a tevekkül et, Allah sana vekil olarak yeter ! “  Ahzab : 3.Ay

Üçüncü olarak : Kul sadece Allah’tan korkarak, bu konudaki ibadetiyle de Allah’ı birleyecek.

Kim yaratıklardan her hangi bir şeyin kendi dilemesi ve gücüyle zarar vereceğine inanır ve ondan korkarak ibadetten yüz çevirirse, korktuğu o varlığı Allah’a ortak koşmuş olur … 

Rabbimiz bu konuda da şöyle buyurur :  “ …….. Sadece benden korkun. “   Bakara : 40.Ay

“ Ey iman edenler ! eğer gerçekten inanan kimseler iseniz ( başkalarından değil sadece ) Allah’tan korkun …“  Bakara : 278.Ay

 “ Allah buyurmuştur ki ; iki ilah edinmeyin. O sadece tek bir ilahtır. Bu itibarla sadece benden korkun. “  Nahl : 51.Ay

 “ Eğer Allah sana bir zarar dokundursa onu yine O’ndan başka kaldıracak yoktur. Ve yine eğer senin hakkında bir hayır dilerse, O’nun keremini geri çevirecek de yoktur. Hayrını kullarından dilediğine verir. 0 bağışlayan esirgeyendir. “  Yunus : 107.Ay

Bundan dolayı korku hususunda da denilmiştir ki ; Korkunun en güzeli Allah’a itaat ettiren korku, en çirkini ise Allah’a isyan ettiren korkudur… Bir kulun isyanı, eğer korktuğu herhangi bir şeyden dolayı ise, işte bu korku Allah’a isyan ettiren bir korkudur…

Bu konuda da iman eden kullardan istenen şey ; fıtratının gereği korkulan şeyler hariç, Allah korkusunu her şeyin üstünde tutmalıdırlar..

Dördüncü olarak : Namaz, zekat, oruç, tavaf gibi bütün bedeni ve mali ibadetler, kula gerekli olan adak, istiğfar, dua, tekbir, tesbih, tahlil gibi kavli ibadetlerle de Allah’ı birlemek gerekir...

Rabbimiz bu konuda da şöyle buyurmaktadır

“ De ki : Benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm hep alemlerin Rabb’i olan Allah içindir. O’nun ortağı yoktur. Bana böyle emrolundu ve ben Müslümanların ilkiyim. “  En’am : 162 – 163.Ay

Bu ve benzeri ibadetlerin hepsi Allah’a hastır ve O’na yapılması vaciptir… Bir kimse bu ibadetleri veya onlardan her hangi bir ibadeti Allah’tan başkasına takdim ederse, o ibadetinde başkasını Allah’a ortak koşmuş olur…

Rabbimiz bu konuda da şöyle buyurur :

“ Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz, bundan başkasını dilediğine bağışlar. Allah’a ortak koşan gerçekten büyük bir günah işlemiştir. “  Nisa : 48.Ay

GEREKLİ BİR İZAH :  konuyu bitirmeden önce, korku hasleti ile alakalı önemli bir noktaya işeret etmeyi ihtiyaç görüyorum… O da şudur kardeşlerim ; “ İbadet sınıfından sayılan korku ile fıtri olan korkuyu birbirine karıştırmamak gerekir “

İbadet sınıfından sayılan korku ;  gücü ve iradesiyle zarar vermeye kadir olan tek varlığın sadece ve sadece Allah olduğuna itikat etmektir…

Bununla beraber ; Allah dilemediği sürece bir yaratığın bir başka yaratığa ne yarar ne de zarar veremeyeceğine inanmaktır… Ancak Allah’u Teala diler de mahlukatından birini diğerine bir zarar vermede sebep ve vasıta kılarsa bu müstesnadır…

“ … İbni Abbas r.a’dan ; dedi ki : Bir gün Rasulullah s.a.v’in arkasında idim. Bana  :

- Ey Delikanlı … ! bak sana birkaç kelime öğreteceğim iyi dinle ; Bilmiş ol ki bütün ümmet herhangi bir hususta sana fayda vermek için bir araya gelmiş olsalar, ancak Allah’ın senin için takdir ettiği hususta sana yararlı olabilirler. Aynı zamanda sana herhangi bir hususta zarar vermek için bir araya gelmiş olsalar, yine ancak Allah’ın senin aleyhinde takdir ettiği bir hususta sana zarar verebilirler……. ” Tirmizi : 4.c.2635.n

Dolayısıyle bir kul Allah’a itaate yönelirken ; hiçbir şeyin korkusu buna mani olmamalıdır… Sadece ve sadece Allah’tan korkup,  başkalarının korkusu nedeniyle O’na isyan etmemelidir…  

Fıtri olan korkuya gelince o da şudur ;  Vahşi hayvanın saldırısında veya öldürücü bir silahın kendisine doğrultulduğunda veya da emsali her hangi bir durumla karşı karşıya geldiğinde kulun kalbinde meydana gelen endişesidir… Bu şekildeki korku, kişinin Tevhidine zarar vermez. Çünkü bu fıtratının gereyi bir korkudur, Allah kullarını bu hal üzere yaratmıştır…

Burada dikkat edilmesi gereken husus ; Bu korku, tedbir almakla beraber, kişinin mükellefiyetinden hiçbir şeyi terk etmesine sebeb olmamalıdır. 

Anlatmaya çalıştığımız bu dört ana bölümde Kul, Allah’ı Tevhid etmelidir. Bunun diğer bir ifade şekli ise ; kulun bu dört bölümde anlatılan hususlara uygun bir şekilde inanıp ve amel etmesi, Allah’u Teala’yı uluhiyetinde birlemesi demektir… 

Rabbim bütün inananları, Tevhidin bütün cüzlerinde kendisini birleyen basiretli Muvahhidlerden eylesin …

Amin