HİLM SAHİBİ OLMAK

FERASET DERSLERİ -19-

Kıymetli okur, feraset yazı dizimizde bu hafta hilm sahibi olmayı konu edindik. Yani; insanlarla olan münasebetlerde hoşgörülü, bağışlayıcı olmak ve medenî davranışlar sergilemek, kısacası yumuşak huylu olmak. Efendimiz bir hadisi şerifinde buyurmuştur ki; “Size cehenneme girmeyecek kimseleri bildireyim mi? Cana yakın, uysal, yumuşak huylu ve kolay geçinilen herkes”.

Âdetimiz olduğu üzere yine dua ederek başlayalım. Allah sizi ve bizi ağzı temiz, gönlü temiz, yumuşak davranışlı kibar ve nazik insanlardan eylesin. Yüce Allah ferasetimizi ve basiretimizi artırsın.

Memnuniyetle ifade edelim ki evde, apartmanda, sokakta, trafikte ve iş hayatında nazik ve kibar insanlarla hâlâ karşılaşabiliyoruz.

Bir hatasında önümüzdeki araca korna çaldığımızda selektör yaparak ya da eliyle özür dileyenler hâlâ var.

Kaldırımda yürürken telefon çaldığında edeple bir kenara çekilip alçak sesle görüşmesini yapanlara rastlamak mümkün.

Sokakta çocuğu söz dinlemediğinde çocuğunun göz hizasına kadar eğilip onu ikna etmeye çalışan zarif hanımlar var.

Caddede biriyle ya da telefonla konuşurken ağzına gelen kötü sözleri etrafta kadınlar kızlar var diye içine atan delikanlılar var.

Üst katta oturan hanımefendi pencereden çocuğuna seslenmeye haya ediyor aşağı iniyor.

Akşam haberlerinde bazen bir hayvanın hayatını kurtaran, bazen bir hastayı hastaneye yetiştiren insanları izliyoruz. Ya da bir bakkala girip tüm mahallenin borcunu ödeyen cömert insanların haberleri.

Tüm bunlar gösteriyor ki anlayış, merhamet, şefkat, başkalarını düşünme, kendimizi başkasının yerine koyma, yumuşak başlılık gibi erdemler hâlâ yaşıyor. Allah korkusundan mı kul sevdasından mı bilmiyoruz ama hâlâ yaşıyor.

Evet bu güzel naif insanlar hâlâ aramızdalar. Hangi öğretmen hangi anne baba yetiştirir bu güzel insanları acaba?

Aslında bu güzel hikâye iyi bir aile reisi erkekle başlar. Hanımına değer veren, el üstünde tutan, ona danışan, kibar nazik ifadeler kullanan beyefendilerle başlar. Hanımlarını yalnızken de başkalarının yanında da onurlandıran, onların kusurlarına kör bakan, şefkatli ve merhametli beylerle. Ailesine harcadığını sadaka bilen, çocuklarını merhamet kanatlarının altında yetiştiren, davranışlarıyla onlara en güzel örnek olan, öfkesini yutabilen, kavvamlığı en iyi şekilde yerine getiren yiğitler bu hikâyeyi başlatır.

Ve hikâye evin hanımıyla devam eder. Eşinden aldığı sevgi şefkat ve merhamet ışığıyla aydınlatır evini. Elindekiyle yetinmesini bilir, her zaman güler yüzüyle evin neşesidir. Konuşacağı yeri de susacağı yeri de çok iyi bilir. Evdeki erkeğin de çocukların da gözü annededir. O gülerse herkes güler. Mutsuzsa herkes mutsuzdur. Anne, bu gerçeğin bilincinde her zaman hamd ve şükür halindedir. Çocukların kendi malı değil Yüce Allah’ın birer emaneti olduğunun bilinciyle emanetlere gözü gibi bakar. “Mü’min bal arısı gibidir. En temiz en güzel olanları toplar balı da temiz ve tatlıdır.” Hadisi şerifindeki hikmeti bilir çocuklarını en güzel sözler en temiz yiyeceklerle büyütür.

Doğduğu günkü tertemiz fıtratlarını koruyarak büyüyen çocuklar sokağa inince kirlenmezler mi? Elbette kirlenirler. Ancak kirlenecekler diye sokağa bırakmamak da olmaz. Çocuklarına değer veren anne ve babalar onlarla her akşam sohbet ederler. Sokaktan öğrendiği çirkin davranış ve ifadeleri özenle temizlerler.

Böyle temiz yetişmiş gençler bir de mahir öğretmenlerin eline düşmüşse serpilip dal budak salarlar. Doğruluğu adaleti öğrenirler mesela. Öğretmen asla onlara haksızlık yapmaz. Haksızlık yapılmasına da müsaade etmez. Hakkını savunmayı da öğretir başkalarının hakkına saygı duymayı da. Sırasını beklemeyi yardımlaşma ve dayanışmayı öğrenir bu eli öpülesi öğretmenden.

İşte işte sokakta karşılaştığımız zarif, naif, edepli yumuşak huylu, hilm sahibi insanlar böyle yetişiyor. Allah onları yetiştirenlerden razı olsun. Ve ecirlerini kat kat versin. Bizleri de hep böyle güzel insanlarla karşılaştırsın.

Nezaketi olmayanın feraseti olur mu kıymetli okurlar. Yüce Allah kaba ve kırıcı davranışlı çirkin sözlü insanlara feraset verir mi? Nezaketi kaybedenler ferasetini de kaybederler.

Rabbimiz! Biz aciz kullarınız. Ellerimizden, dillerimizden ve diğer organlarımızdan sadır olan günahlarımızı mağfiret et. Bizi bağışla. Bize merhamet et. Bize katından faziletler lütfet. Amin Ya Muin