FERASET DERSLERİ-18-

“Allah’ım korkaklıktan, tembellikten sana sığınırım” diye dua ederdi resulullah (sallallahu aleyhi ve sellam) sıklıkla. Biz de aziz peygamberin bu duasıyla başlayalım.Yüce Rabbim onun hürmetine yazımızı hayırla tamamlamayı nasip etsin.

Sevgili okur, feraset dersleri yazı dizimizin bu bölümünde cesareti konu ediyoruz. Zira Müslümanlar ne kadar sayıca çok ve de ihlaslı; ne kadar âbid ne kadar zâhid olursa olsunlar kötülükle mücadele edecek cesaretleri olmadığı müddetçe yenilmeye, zelil olmaya, hor ve hakir görülmeye mahkumdurlar. Zaten tarih cesur azınlıkların korkak kalabalıkları yendiği örneklerle dolu değil midir?

CESARET, İMANIN BİR PARÇASIDIR. CESARET İMANIN EN GÜZEL GÖSTERGESİDİR. Hani azametli peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) bir hadisi şerifinde şöyle buyurmuştu; “Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin ki bu imanın en zayıf derecesidir.” (Müslim, Îmân 78)

Evet; kötülükleri eliyle diliyle düzeltmeyenlerin imanı zayıftır. Velev ki geceleri başları secdeden kalkmasın, gündüzleri zikri dilinden düşürmesin, caminin en ön safını kimseye bırakmasın, peygamberin kıyafetlerini giyip beline kadar sakal bıraksın, zayıftır.

Cesur insanlar iyiliği emretmek ve kötülüğü engellemek konusundaki cesareti öncelikle kendilerinden ve ailelerinden başlatırlar. Eşlerinin ve çocuklarının yanlışlarına cesaretle karşı çıkarlar.

Cesur insanlar; çocuklarının ellerinden bilinçsizce kullandıkları tablet ve telefonu almaktan korkmazlar. Onların izledikleri ahlaksızlık ve fuhşiyat yayan dizileri ve filmleri kapatmaktan çekinmezler. Erkekler eşlerinin yanlışlarına cesaretle karşı çıkarlar. Kadınlar ise kocalarının günahlarına ve hatalarına karşı en güzel biçimde mücadele ederler.

Onların yiğitliği ve mücadelesi mahallesinde ve komşularında da hüküm sürer. Haksız komşuya haksızlığını güzellikle yüzüne söylemekten çekinmezler. Daima haklının yanında dimdik dururlar. Mahallesinin tüm sıkıntıları ile ilgilenir. Bütün sorunlarına cesaretle çözüm bulmaya çalışırlar. “Bana ne” ve “sana ne” kelimeleri lügatlarında yoktur.

“Günah işlenmesine göz yuman, günah işleyen gibidir” düsturundan hareketle hiçbir günaha hiçbir haksızlığa sessiz kalmaz cesur Müslüman.Ülke sorunları söz konusu olduğunda hiçbir meseleden geri durmaz. Her doğrunun yanında, her yanlışın karşısındadır.

Cesaretli Müslüman “siyaset kirlidir, ben bu kire bulaşmam abdestime, namazıma bakarım” klişe sözünün karşısında olandır. O, Peygamberinin (sallallahu aleyhi ve sellem) mücadelesinin ilk günden beri siyaset alanında da var olduğunu bilir. Doğrular eğrilerle çarpışırken evine, mabedine saklanmaz. Her konuda bir duruşu vardır. Öndedir “biraz geri durayım başıma bir şey gelmesin” demez.

Necip Fazılın gençlik manifestosunda bildirdiği gibi; “Kim var?” diye seslenilince, sağına ve soluna bakmadan fert fert “ben varım!” cevabını verici, her ferdi “benim olmadığım yerde kimse yoktur!” fikrini besleyici bir dâva ahlakına kaynak bir gençlik…

Cesaretli Müslüman; tarikatlerin, cemaatlerin,hiziplerin, grupların, stk ların, derneklerin yanlışları ile mücadele eder. Onlarla bozuşmak, ters düşmekten çekinmez.

Yeri gelmişken 15 temmuz şehitlerini, cesaretle bu ülke için canını verenleri, gazileri ve din ve vatan için kendilerini tehlikeye atanları rahmet ve hayırla yad edelim.Rabbim onların cesaretlerinden bize de nasip etsin.

Ülkesini, milletini; ticarette, sanayide, teknolojide, savunmada, bilimde, sanatta, eğitimde, kültürde öne geçirmeye çalışan babayiğitlere de Yüce Allah’tan yardım diliyoruz. Rabbim onların yiğitliklerinden bizlere de nasip etsin.

Yine Rabbim bizleri yatağın rahatlığından kurtulup namaza kalkabilen yiğitlerden eylesin.Evinin rahatlığından kurtulup, mahallesinin, şehrinin dertleri ile ilgilenen yiğitlerden eylesin. İşinin ve mahallesinin konforundan sıyrılıp ülkesinin derdi ile dertlenenlerden eylesin. Ülkesinin güvenliğinden ve rahatlığından sıyrılıp dünya mazlumlarına el uzatabilen cengâverlerden eylesin.

Fatır suresi 32. Ayeti kerime mealiyle bitirelim.Rabbimiz buyurur ki; “Yine o Müslümanlardan kimileri vardır ki Allah’ın izniyle hayırlı işlerde hep öndedirler. Birbirleri ile yarışırlar. İşte en büyük mükafat ve kazanç budur.”

Son söz; cesareti olmayanın feraseti olmaz.Zira feraset; Yüce Allah’ın kendi yolunda cesur bir şekilde mücadele edenlere verdiği bir hediyedir.

Rabbim! bizleri önde gidenlerden, ayeti kerime deki gibi yarışı önde bitirenlerden eyle! Amin ya Muin