FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimini daha doğrusu terör saldırısını engelleyen, önüne geçen, darbeye “dur” diyen tek yürek Türkiye, pazar günü görmek isteyip göremediğimiz birçok tabloyu beraberinde getirdi.
3 hafta boyunca “gık” demeden meydanlarda olan Türkiye’nin demokrasi nöbeti, çarşamba günü son buluyor. Tabi dile kolay 21 gün ve 15 Temmuz gecesi hiç geçmeyen saatler. O gece neler olduğunu ve sonrasında yaşanan gelişmeleri çok yazdık, konuştuk ve bilinmeyenleri öğrendik.
Bu kadar biriken ve konuşulanlar üzerine kendi duygularımdan yola çıkarak darbe girişiminin enlerini (bence) yazmak istedim. Hazır çarşamba günü noktalıyoruz bu güzel ama zor nöbetleri, tam sırası herhalde istatistikleri yazmanın.
EN CESUR: Hikâyesini herkes biliyordur muhtemelen Sayın Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin. Helikopterlerin ateşlerininaltında Çankaya Köşkü’ne gitmek için canı pahasına mücadele eden Bakan Bülent Tüfenkci, olayın şokunu henüz atlatamadan Malatya'ya ulaşıp buradaki hemşerilerini düşünmüş ve onların can güvenliğini korumak adına üstüne düşeni fazlasıyla yapmış… Cesurluk değil mi sizce de?
EN GÖZÜ KARA: Kesinlikle Vali Mustafa Toprak. Daha göreve gelmesinin kırkını çıkarmadan böyle büyük bir olay yaşadı yabancısı olduğu memlekette. Ancak öyle bir yönetti ki krizi şaşkınlık ve takdirle izledi bütün Malatya Toprak’ı. Yüz binlerce kişinin can güvenliğini sağladı, vatandaşa baba, abi, evlat oldu idare etti ve en önemlisi yıllardır suyumuzdan, toprağımızdan faydalanan vatan haini komutanlarla baş etmek zorunda kaldı.
EN MÜTEVAZI: Günler sonra en yakınlarından duyduğumda helal olsun dediğim Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Çakır son yılların en mütevazısi bence. 15 Temmuz gecesi belediyeye ait araçları, çalışanları kilit noktalara göndererek faciayı önleyen, havaalanında bulunan askerlerin belediye personelinin göğsüne silah dayadığını öğrenince “şehit olsunlar, bende oraya gidip kurşunun önünde dururum” diyen ve bunu hiçbir şekilde dillendirmeyen Ahmet Çakır, kimsenin yapmadığını yaptın, reklama ihtiyaç duymadın.
EN FEDAKÂR SİYASETÇİ: Şüphesiz Hakan Kahtalı. Ak Parti il Başkanı Kahtalı’ya kendim bizzat temposunun nasıl olduğunu sorduğumda “Gece beşte eve gidiyoruz, 2 saat bile uyumadan geri başlıyoruz, benim milletim sokaklarda sabahlarken evime gidip yatamam” diyen Kahtalı’nın fedakârlığı unutulmayacak.
EN SAMİMİ SİYASETÇİ: CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba ve İl Başkanı Enver Kiraz bu kategoriyi sonuna kadar hak ediyorlar. İlk günden bu yana darbe karşıtı olan ve provokatör olayları önlemek için en çok çaba gösteren bu ikili Malatyalılara samimiyetlerini ispatladılar.
EN SERT SİYASETÇİ: Mustafa Şahin’i tek geçerim. FETÖ mücadelesi yıllardır devam eden AK Parti Milletvekili Şahin haklı çıkmasının verdiği güvenle de sert çıkışlarına devam etti.
EN SESSİZ SİYASETÇİ: AK Parti Milletvekili Nurettin Yaşar. Bu süreç içerisinde bir ya da iki kere gördük kendisini. Varla yok arası yani.
EN HIZLI SİYASETÇİ: AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Öznur Çalık, tabiri caizse atom karınca gibiydi. Ankara-Malatya arası mekik dokudu yetmedi, İstanbul’a kadar yetişti. Biz hızına yetişemedik valla.
EN İYİ ÇIKIŞ YAPAN İSİM: İnönü Üniversitesi’nin çiçeği burnunda Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kızılay. O da hep meydanda olan ve demokrasi nöbeti tutan isimdi. Hatta rektör olduğunun haberini de meydanda öğrendi Kızılay ve şimdiden Malatya-üniversite arasındaki temelleri sağlam attı.
EN BAŞARILI MEDYA KURULUŞU: İster torpil geçti deyin, ister taraflı davranıyor deyin ben bildiğim doğru neyse onu yazarım. Tüm medya mensubu arkadaşlarım geceyi gündüze katıp çalıştık, en doğru haberleri en çabuk vermek için çırpındık hepimizde başarılı olduk. Çünkü bizlerde daima demokrasinin yanındaydık. Ancak BUSABAH gazetesi bence yazılı basına fark attı. Kimsenin ulaşamadığı bilgiler gazetenin manşetlerindeydi. Görsel basında da 16 Temmuz sabahı darbe karşıtı yayınına başlayan ve haberleri sıcağı sıcağına ekranlara taşıyan TV Malatya bir adım öndeydi.
EN ÜZÜCÜ OLAY: Günahı olmayan ve tatbikata gidiyoruz diye kandırılan, vatan haini ilan edilen askerlerin vatandaştan yediği dayak sonrası görüntüleri hiç gitmiyor gözümün önünden. Anne yüreğiyle bakınca kahroldum onların yaşadığı acıya. Günahsızlar…
EN POPÜLER İSİM: Vali Mustafa Toprak elbette. Demokrasi nöbetinin tutulduğu meydana gelince sanki bir popstar ya da bir film yıldızı gelmiş gibi oluyordu. Fotoğraf çektirmek isteyenler birbiriyle yarıştı. Malatya Malatya olalı böyle sevilen bir vali görmedi.
EN GÜZEL GELİŞME: Bence yazmama bile gerek yok aslında. Sadece benim değil herkesin düşüncesi olduğuna eminim bu arada. Pazar günü Yenikapı Mitingi’nde bir araya gelen, çay içip sohbet eden, yüzlerinde tebessüm olan, birlik içinde mesajlarını veren, birbirlerinin sözlerini alkışlayan, aynı fotoğraf karesine giren Erdoğan, Yıldırım, Kılıçdaroğlu, Bahçeli dörtlüsü muhteşemdi. O günden sonra bir kez daha emin oldum Türkiye yıkılmaz, bölünmez, parçalanmaz. Görüntülerden sonra üzerimden kilolarca yük kalktı sanki. Ne büyük stresmiş üzerimizde.
Kendimce tek tek kategori haline getirdiğim ve “en” başlığı altında topladığım bu özelliklerin hepsi ise tek birinde toplandı. Türkiye'de... Türk milletinde... Eğer o günkü cesurluk, gözü karalık, fedakârlık, hızlılık, samimiyet, sertlik vatanseverlik olmasaydı 15 Temmuz nasılatlatılırdı?
Daha güzel günleri yaşamamız dileğiyle…