Neden hep eskiyi arar olduk, neden biz bu denli bozulduk?

Neden, neden, neden!

Çok sık sorduğumuz soruların başında bu soru geliyor galiba, gerçekten öyle mi yoksa biz yaşlandıkça eskiyi mi arıyoruz.

Anlatacağım olaylardan sonra kararı siz verin.

Malatya'nın eski ayakkabıcılarından, Mustafa Mavuşoğlu anlatmıştı:

Ayakkabı çarşısı, mesleğinin en saygın isimlerinden olan Yemenici Mecit Efendi gelmeden açılmazmış.

Mecit Efendi sabah namazından sonra çarşıya gelir, çarşının başında diğer esnaflarla birlikte duasını okur haydi Bismillah diyerek çarşıyı açar esnaf da dükkanlarına gidermiş.

Yemenici Mecit le ilgili sizi biraz gülümsetecek bir olay anlatayım:

Mecit Efendi dini duyguları yüksek biridir, oğlu ise bir dönem, işe güce bakmayan, gece gündüz içen gezen, tozan biri olmuştur.

Mecit Efendi bunun üzerine dükkanın ve kasanın anahtarlarını oğlundan alıp dükkandan kovar. Aylak aylak dolaşan oğlu bir süre sonra nakit sıkıntısı çekince aklına bir hinlik gelir.

Islah-ı nefs etmiş diye bir haber gönderir babasına, kendi de babanın gittiği caminin müdavimi olur, öyle ki artık Mecit Efendi namazlarında selam için başını çevirdiğinde sürekli oğlunu görmektedir.

Bu oyuna inanır temiz yürekli kalbinde kötülük olmayan Mecit Efendi ve tekrar dükkan ve kasanın anahtarlarını teslim eder oğluna. Üç beş gün düzenli gelip gider ama kaşıntı başlamıştır.

Bir gece bekçiler eve gelip oğlunun karakolda olduğunu haber verirler, zavallı adam gece yarısı kara kola gidince oğlunun umumhana (genel ev) da bir olaya karıştığını söylerler.

Yemenici Mecit Efendi'nin o an ki duyguyla oğluna söylediği söz Malatya tarihine geçmiştir.

-"Oğlum oğlum, uçtun uçtundakerhananın damına mı gondun "...