Konuya ilişkin detaylı açıklamalarda bulunan Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Rıza Çam, sıcaklık ve nem oranlarındaki artışın mikroorganizmaların çoğalması için son derece elverişli ve ideal bir zemin oluşturduğunun altını çiziyor.

Belirli derece aralıklarında zararlı bakteriler çok daha hızlı bir şekilde üreyebiliyor. Süt ve süt ürünlerinin yanı sıra balık, tavuk ile kırmızı et gibi çabuk bozulan gıdaların muhafaza edilme şekli hastalıkların önlenmesinde büyük bir önem taşıyor. Alışveriş esnasında soğuk zincirin kesinlikle kırılmaması gerektiğine dikkat çekilirken, dondurulmuş veya dolapta tutulması gereken ürünlerin sepetlere en son eklenmesi öneriliyor. Özellikle yaz döneminde marketten alınan bozulmaya müsait ürünlerin araç içinde uzun süre bekletilmesinin bakteri oluşumunu hızlandırdığı belirtiliyor. İshal, karın ağrısı, kusma ve yüksek ateş gibi belirtilerle ortaya çıkan mide-bağırsak rahatsızlıklarının önüne geçmek için saklama şartlarına harfiyen uyulması isteniyor.

Malatya Için Kritik Meteoroloji Raporu Sıcaklıklar Düşüyor, O Ilçelere Dikkat! (2)

Et yiyen sinek gerçek mi? Türkiye'de et yiyen sinek var mı? Et yiyen sinek hastalık bulaştırır mı?
Et yiyen sinek gerçek mi? Türkiye'de et yiyen sinek var mı? Et yiyen sinek hastalık bulaştırır mı?
İçeriği Görüntüle

Açıkta satılan yiyeceklerdeki gizli riskler

Dış ortamlarda, sokaklarda ve denetimsiz tezgahlarda sergilenen besinler, enfeksiyon ihtimalini ciddi şekilde yukarı çekiyor. Yaz aylarında sıkça düzenlenen piknik etkinliklerinde veya uzun süreli seyahatlerde tüketilen yiyeceklerin çevresel kirleticilerle, tozla, sinek ve böceklerle temas etmesi bulaş riskini katlayarak artırıyor. Ambalajı bulunmayan ve açıkta bekletilen kremalı ürünlerin, et türevlerinin sıcak havada hızla bozulabileceği gerçeğinden yola çıkarak, güvenilir yerlerden alışveriş yapılması tavsiye ediliyor. Tüketicilerin ambalajlı ürünleri alırken mutlaka son kullanma tarihlerini kontrol etmeleri gerektiği hatırlatılıyor.

Çapraz bulaşma riskine karşı mutfaktaki hazırlık süreçleri ile el hijyeni de hayati bir rol oynuyor. Çiğ et ürünleriyle temas eden ellerin bol su ve sabunla yıkanması, ayrıca kullanılan bıçakların veya kesme tahtalarının dezenfekte edilmeden başka bir gıdaya dokundurulmaması gerekiyor. Çiğ ve pişmiş besinlerin birbirine temasının önlenmesi gerektiği vurgulanıyor. Bunlara ek olarak, bağışıklığı desteklediği bilinen taze meyve ve sebzelerin üretimden sofraya gelene kadar pek çok mikroorganizmaya maruz kalabildiği, bu sebeple tüketim öncesinde akan suyun altında detaylıca yıkanması şart koşuluyor.

Risk grubundakiler için acil müdahale uyarısı

Besin kaynaklı rahatsızlıklar toplumun genelini etkilese de, bazı spesifik hasta profillerinde çok daha ağır tablolar ortaya çıkabiliyor. Kanser tedavisi görenler, kronik rahatsızlığı bulunanlar, küçük yaştaki çocuklar ve 65 yaş üzerindeki vatandaşlar bu tür gıda zehirlenmelerine karşı çok daha hassas bir yapıya sahip. Bağışıklık sistemi zayıf veya baskılanmış olan bu kişilerin, çiğ yahut tam pişmemiş yiyecekleri tüketmekten kesinlikle kaçınması isteniyor.

Olası bir zehirlenme durumunda erken tıbbi müdahalenin hayat kurtarıcı sonuçlar doğurduğu kaydediliyor. Besin tüketimi sonrasında ortaya çıkan halsizlik, şiddetli karın ağrısı, ishal veya kusma gibi şikayetlerin ardından vücutta sıvı kaybı başladığında durumun kritikleşebileceği uyarısı yapılıyor. Özellikle yaşlılarda ve çocuklarda sıvı kaybı çok daha hızlı geliştiği için, belirtiler fark edildiği anda vakit kaybetmeksizin en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiği vurgulanıyor

Kaynak: Haber Merkezi