Toplumdaki genel kanı, zekânın yüksek okul notları veya etkileyici diplomalarla kanıtlandığı yönündedir. Parade dergisine konuşan Nöropsikolog Dr. Sanam Hafeez, bu yerleşik algının gerçeği tam olarak yansıtmadığını belirterek meseleye farklı bir boyut kazandırıyor. Uzmana göre zekâ; karmaşık fikirleri kısa sürede kavramak ve bilgileri farklı açılardan analiz etmek gibi derin zihinsel becerilerle kendini gösteriyor. Hatta günlük yaşamda garip veya olumsuz karşılanan bazı alışkanlıklar, beynin üst düzey bir kapasiteyle çalıştığını doğrudan belgeliyor.

İnsanların kendi kendine konuşması çevreleri tarafından genellikle tuhaf bir durum şeklinde yorumlanır. Oysa Dr. Hafeez, dışarıdan garipsenen bu eylemin beynin düşünceleri daha iyi organize etmesine yaradığını vurguluyor.

Horlamak hem boşanma hem tazminat sebebi
Horlamak hem boşanma hem tazminat sebebi
İçeriği Görüntüle

Uzman, sesli düşünmenin bireye sağladığı zihinsel faydaları şu doğrudan alıntıyla açıklıyor:

"Düşünceleri sesli olarak ifade etmek, beynin karmaşık bilgileri düzenlemesini ve kişinin kendini daha etkili şekilde yönetmesini sağlar. Bu nedenle kendi kendine konuşmak zekânın göstergelerinden biri olabilir."

DAĞINIK ÇALIŞMA ALANLARI VE KAYGI DURUMU

Disiplinle özdeşleştirilen düzenli çalışma alanları da her zaman başarıyı veya kıvrak zekâyı temsil etmiyor. Sürekli yeni fikirler üreten zihinler, çevrelerindeki fiziksel düzensizliği genellikle ikinci plana atıyor. Bilimsel araştırmalar, masası dağınık olan bireylerin yaratıcı düşünme konusunda çok daha yetenekli olabileceğini kanıtlıyor.

Özgüven eksikliği veya psikolojik bir zayıflık sanılan sık kaygılanma hali ise beynin risk analizi kapasitesiyle doğrudan ilişkili bulunuyor. Yüksek bilişsel yeteneğe sahip bireyler, gelecekte yaşanabilecek tehlikeli senaryoları çok daha ayrıntılı biçimde değerlendiriyor. Nöropsikolog Hafeez, bu durumu şu sözlerle özetliyor:

"Sorun çözmede kullanılan güçlü zihinsel beceriler, aynı zamanda gelecekte ters gidebilecek ihtimalleri de daha kolay hayal etmelerine neden oluyor."

Tıp dünyası, beynin olası riskleri önceden analiz etme eğiliminin bir sonucu olan bu kaygının her koşulda negatif bir özellik sayılmaması gerektiğini hatırlatıyor. Günlük hayatın akışını bozacak düzeyde yoğun yaşanan anksiyete krizlerinde ise bireylerin mutlaka profesyonel bir destek alması tavsiye ediliyor.

Muhabir: Haber Merkezi