17.07.2022 günü, TSK ve MİT’in ortaklaşa operasyonuyla, kod adı “Dersim Malatya” olan, üst düzey terörist, üst düzey katil, İzzettin İnan, Irak’ın Kuzeyinde, Gara Bölgesinde toplantı halinde olduğu katillerle birlikte etkisiz hale getirilmişti.
17.07.2022 günü, TSK ve MİT’in ortaklaşa operasyonuyla, kod adı “Dersim Malatya” olan, üst düzey terörist, üst düzey katil, İzzettin İnan, Irak’ın Kuzeyinde, Gara Bölgesinde toplantı halinde olduğu katillerle birlikte etkisiz hale getirilmişti.
Haber Pazartesi günkü gazetelerde birinci sayfadan, büyük puntolarla, yerel gazetede bile birinci sayfada fotoğraflarla duyurulurken, Atatürkçülüğü ile ünlü(!) Atatürkçü olarak bilinen bir ulusal gazete, son sayfaların birinde, son sütunun en dibinde, kibrit kutusu kadar bir yerde verilmişti.
Daha kötüsü, haberin başlığı nasıldı biliyor musunuz?
PKK’YE DARBE şeklinde. Burada dikkatinizi çeken bir ayrıntı var mı? Söyleyeyim. “PKK’ya” şeklinde değil, “PKK’ye” diye yazılmış. Bölücüler hani pekeke diyor ya, aynı ağızla…
O gazete, hani Atatürkçü gazeteydi?
Kimden korkuyor, kimlerden çekiniyor?
Kimlere yaranmaya çalışıyor?
Neden?
Altılı Masanın hangi sandalyesinden? Sözde gizlenen sandalyesinden mi?
Yoksa hepsinden mi?
Yoksa ABD’den mi?
Büyük Ozan Mahsuni Şerif, “Uyansa Atatürk ağlar halime/Kolum nerden aldın sen bu zinciri” diyor ya!
Atatürkçü arkadaşım, kardeşim, verdiğin oy nerelere gidiyor, neye hizmet ediyor, uyanın artık, görün artık…
GURBETTE OKUYAN KIZ
Amca gurbetteki kızınızı merak etmeyin
Az önce gördüm
Stada yürüyordum
Önünden geçtim kaldığı yurdun
Üniversite durağındaydı
Siyah montunu giymiş
Tüylü başlığını da geçirmişti
Rengi iyiydi
Sağlıklıydı
Şendi
Elleri cebinde
Beklemekten sıkılmış
Ayağıyla yerde bir şeylere vurur gibi yapıyor
Hem de kız arkadaşlarına laf yetiştiriyordu
Ayak sesime döndü baktı
O kadar
Başı yereydi
Terbiyeliydi
Bakın işte
Çok iyiydi… (S.S.)
DÜNYA BİZE BAKIYOR BİZ YERE
Hep siyasetin içinde yaşadım.
Tam kalbimin ortasından söylüyorum ki, “Atatürk döneminden sonra, Türkiye en iyi dönemini yaşıyor.”
Hem de kıyas kabul etmeyecek ölçüde.
2014’te Malatya’dan çıktık Doğubayezit’e kadar gittik yollar Malatya Kayseri arasında nasılsa öyle. Daha iyi hatta. Alt geçitler üst geçitler, viyadükler, tali yollar, bağlantı yolları…
-Hastaneler kuyruktan, pislikten geçilmiyordu her hastane pırıl pırıl. Her vatandaş sağlık sigortalı.
-Yaşlı, kimsesiz, engelli, fakir vatandaşlarımıza devlet bakıyor, aylık ödemeler yapıyor.
-TOKİ ile dar gelirli vatandaşlarımız kira öder gibi ev sahibi oluyor.
-İlçelerde, illerde en modern okul, üniversite, adliye, belediye, hükümet binaları yapılmış, yapılıyor.
-Tarımda, hayvancılıkta, köye dönüşte teşvik, kapanmış okulları açma çalışması.
-Avrupa ülkelerindekilerden daha iyi statlar, spor tesisleri.
-Bilimde, teknolojide buluşlar, ilerlemeler. Örneğin yerli aşı.
-Savunma sanayiinde yüzde altmış yerli üretim, dışa bağımlılıktan kurtulma. Örneğin, Afrin harekatının yüzde 100 milli savunma araçlarıyla gerçekleştirilmiş olması.
-Yurt dışına çıkarılmış yüzlerce tarihi eserin izi sürülerek bulunup yurda getirilmesi.
-Tarihi binalara sahip çıkma, restorasyon. Mesela Hasankeyf’te yedi-sekiz tarihi yapı taşınarak kurtarıldı… Evet yüz küsur tekerlekli araç üzerinde taşınarak…
Tabii ki darbe girişimini, dünya ekonomisini sarsan salgını, Ukrayna savaşını, AB, ABD engellemelerini de unutmamak gerekir.
Ben işte bu duruma, göğsümü gere gere,
-Bağımsızlaşma, muasır medeniyet yolunda ilerleme ve aynı zamanda, demokrasinin, olması gereken, ancak eksik olan, ekonomik temellerinin de atılması derim.
O MEZARDAYDI…
15 Şubat 2016 tarihinde kendilerini okula götürecek minibüsün, okula beş yüz metre, derse dakikalar kala, trenle çarpışması sonucu on üç yaşındaki Seher Doğan’ın yaşamını yitirmesi, sürücü ve diğer yirmi iki arkadaşının yaralanması hepimizi yasa boğmuştu.
Ailesinin üç kızından biri olan Seher’i, babası, annesi nice emeklerle, emekçilikle, kayısıya, tarlaya gündeliğe gide gide büyütmüş, bu yaşa getirmişti.
CHP Battalgazi Yönetiminden arkadaşlarımla kaza yerine gittik, kazanın oluş biçimini, o saatte, sabahın yedisinde gözleriyle görenlerden dinledik.
Kazanın göz göre göre geldiğini, öncesinde öğrencilerin trene el salladıklarını dahi gördüklerini, trenle minibüsün aynı yöne bir süre yan yana gittiğini, trenin hızının az olduğunu, aksi takdirde kurtulanın olamayacağını, Seher’in minibüsün en arka koltuğunda oturduğunu, çarpışmanın etkisiyle vücudunun ayakları içeride kalacak şekilde kırılan camdan dışarı fırladığını, aracın yüz metre kadar sürüklendiğini, Seher’in sürüklenirken tel ve beton direk arasına sıkıştığını anlattılar, izler gösterdiler.
Kaza, doğup büyüdüğüm, vatanım Dilek’te, istasyonun Sivas yönünde, yüz metre ötede olmuştu. İstasyonun Malatya yönünde sinyalli, ışıklı bir geçit daha vardı. Kaza olan geçit, tek tük araç geçse de yıllardan beri kullanılıyordu. Ama burada sinyal, işaret, perde yoktu.
Seher’in acısı, tren travması yaşayan yaralı arkadaşlarının acısı, korkusu bizi boğacak oldu..!
Olay yerinden ayrılırken şunlar yapılmalı diye düşündüm:
Birincisi, yolcu, öğrenci taşıyan araçları deneyimli, kültürlü, sorumluluk bilinci yüksek sürücüler kullanabilmeli.
İkincisi, Seher, emniyet kemeri takmış olsaydı camdan dışarı fırlamayacak, büyük bir
olasılıkla kurtulacaktı; öyleyse tüm araçlarda emniyet kemeri olmalı ve durum sık sık denetlenmeli.
Üçüncüsü, kaza yerinden Malatya yönüne doğru bin metre ötede ışıklı, sinyalli geçit çevrede her yöne ulaşımı sağlayabileceğinden, DDY, seyrek kullanılan bu tren geçidini kapatmalı.
Dördüncüsü, eğer kapatmayacaksa mutlaka ışıklı, kapanır-açılır perdeli yapmalı.
Buradaki gözlem ve incelememizden sonra Seher’in geride bıraktığı annesinin, babasının iki kız kardeşinin yaşadığı eve, kurulan taziye çadırına gittik.
HDP Yeşilyurt İlçe Başkanı da olan babasına, akrabalarına, köylülerine baş sağlığı diledik, acılarını paylaştık ve okula uyanması için beş buçuğa kurduğu saatinin, ertesi sabah da çalan ziline uyanan annesinin acısını, ağıtını duyduk, Seher canın aziz ruhu için Fatiha okuduk, çocuk ruhuna gönderdik.
Seher’in büyük acısı inşallah kendisiyle gider, Allah yurdunu Cennet eder; yaralı arkadaşlarına, araç sürücüsüne de şifa verir inşallah.