Yolumuzu aydınlatan, yol gösteren birilerine ihtiyaç duyarız zaman zaman.
İçerisinde bulunduğumuz durumu dışarıdan gözlemleyebilen bir çift gözün baktığı gibi bakamayız hayata.
O gözlerin sahibi hep aklımıza hiç gelmeyeni dillendirir.
Bazen hikaye gibi gelir, gerçekçi bulmasak da dinledikçe rahatlarız, rahatladıkça dinleriz, bazen gerçekçi olsa da kibirle kurulan cümleler soğutur bizi, dinleyemeyiz anlatılanları.
Bazen bir şarkının tam içinde buluruz kendimizi, bazen bir şiirin unutulmaya yüz tutan mısralarında.
Yozgatlı Mehmed Said Fenni’nin mısralara gizlediği tavsiyelerini okudukça kendinden geçiyor insan. Tavsiyeyi böyle bir dille almanın verdiği mutluluğun tarifi olamaz.
Mihenden kaçma ger mahsûd-ı ihvân olmak istersen
Yetiş imdâd-ı mazlûmâna arslan olmak istersen
Yapış bir kâmilin destinden insan olmak istersen
Nebiyy-i Efhamı medh eyle Hassân olmak istersen
Rızâ bâbında bekle rahme şâyân olmak istersen
Sakın bir dîdeyi ağlatma handân olmak istersen
Dokunma hâtır-ı mûra Süleymân olmak istersen
Fenni, ilk mısrada toplum içinde özellikle dostlarının arasında imrenilecek bir insan olma isteği olanlar için sıkıntılardan kaçmamalarının ve sıkıntılarla mücadele etmelerinin gerekliliğini ifade etmiş ve tavsiyelerini şöyle sıralamıştır:
Sana ‘aslan gibi yüreği var’ mı denilmesini istiyorsun, o zaman yapman gereken şey mazlumun yanında saf tutmaktır,
Kamil, donanımlı bir insanın desteğini mutlaka al, ben bana yeterim deyip kendi kendini kandırma,
Peygamber Efendimizden (sav) layıkı ile bahsedebiliyorsan şair Hassan bin Sabit yolunda yürüyebilirsin,
Merhamete mazhar olmak istiyorsan rahmet kapısına ara sıra uğramakla olmaz. Orada devamlı bulunacaksın,
Mutlumu olmak istiyorsun? Hiç kimsenin gözünden akan yaşın sebebi sen olmayacaksın,
Hele ki Sultan Süleyman’ın yoluna baş koymuşsan bir karıncayı bile incitmeyeceksin…
Bu şiirle değerli yazar Hayati İnanç vesilesi ile tanıştım. İlk dinlediğimden itibaren özellikle son iki mısrası dilime dolandı. Süleyman olmanın yolunun karıncayı incitmemekten geçtiğini ifade eden bir şair oldukça ilgimi çekmişti. Hayran olduğum mısralarının denizde bir kum tanesinden başka bir şey olmadığından hiç şüphem yok.
Herkeste gizli ya da açık bir Süleyman olma çabası aşikardır.
Daha fazla kan ve göz yaşı akıtabilene ait olduğu ya da olacağı zannedilen Süleyman makamına illaki oturulabileceğinden ancak makama oturmakla Süleyman olunamayacağından kimsenin şüphesi olmamalıdır.
Zaman aklınızdaki soru işaretlerini eksiltmesin…