Değerli okuyucular bu ilk buluşmamızda kendimden biraz bahsederek samimiyet içeren bir birlikteliğin temellerini atmak isterim:
1986 Malatya doğumluyum. İlk ve orta öğrenimimi Malatya’da tamamladıktan sonra 2004’te Fırat Üniversitesi Veteriner Fakültesi’ne girdim. 2009 yılında mezun olup vatani görevimi kısa dönem olarak tamamladım. 2011’de kamuda göreve başladım. Görevimi icra ettiğim süre zarfında Veteriner Doğum ve Jinekoloji Anabilim Dalı’nda mastır yapıp süt sığırcılığının önemli problemlerinden olan mastitis hastalığı ile ilgili bir tez hazırladım. Mastitisin nedenleri ile ilgili ilginç bulgulara şahit oldum. Zaman zaman hayvan hastalıkları ile ilgili yazılarımızda deneyimlerimi sizlerle paylaşacağım inşallah.
İnsanoğlunun yaşam sahnesine çıkışı ile bilgiye muhtaç bir fıtratta yaratılışın şahitliğini yaparız her geçen gün. Kusursuz bir düzenin insanoğlunun müdahalesi ile bozulmaya mahkum olduğuna şahitlik ederiz. Kabul edip etmemekte kararsız kaldığımız zamanlar olsa bile şükürden uzak ‘hep daha fazlası’ ‘hep daha iyisi’ sloganlarının etrafında toplanırız.
Öğrendiğimiz her yeni bilgi cehaletimizin şahitliğini yapar. Öğrendiğimiz bilgiyi övünç sebebi haline getirmeye çalışırız. Bilgi sahibi olamayanlara bildiklerimizi anlatırken onların bildiklerini bilmediğimizi unuturuz çoğu zaman. “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” diyen Hz Ali’yi unuturuz. “İstişare eden yanılmaz” sözlerini unuturuz Peygamber Efendimizin (sav). Bütün sermayemizin aslında bilgi olduğunu unuturuz. Öğrendiklerimizin anlattıkça değerlendiğini unuturuz.
Tüm semavi dinlerde olduğu gibi dinimizde de ilk insan Hz. Adem’in topraktan yaratıldığına iman ederiz. Her insanın atasının toprak olduğuna iman ederiz. Topraktan gelip toprakla yaşam sahnesinden çekileceğimizi biliriz.
Toprakla başlayan yaratılışımızın toprakla son bulduğunu biliriz Bilimsel gelişmeler her geçen gün sağlıklı yaşam için toprağa ihtiyacımızın gerekliliğini de ortaya koymaktadır. Evet, topraktan yaratıldık ve bedenlerimizin sürekli bir dönüşüme uğradığını beslenme ve sindirme ile ilgili verileri inceledikçe anlarız. Vücudumuzdaki hücrelerin her an yıkıma ve yenilenmeye maruz kaldığını ölene kadar bunun devam ettiğini bilimsel veriler ışığında öğreniriz.
Vücudumuzun ihtiyacı olan proteinlerin, yağların, karbonhidratların, vitamin ve minerallerin kaynağının toprak olduğuna şahitlik ettiğimiz her bilimsel veri, kusursuz yaratıcı olan Allah’a şükretmemiz için yeni bir sebep olarak ortaya çıkmaktadır.
Gerek semavi dinler gerek diğer dinler gerek ateizm toprakla ilgili bilimsel verilerin insanoğlunun toprağa olan ihtiyacını inkara asla kalkışmamıştır kalkışmayacaktır da. Bilimsel verilerin toprağa kazandırdığı anlam hiçbir inanışın karşı gelemeyeceği bir şekle bürünmüş hatta bütün inanışların ortak buluşma alanı haline gelmiştir.
Tarımın ve hayvancılığın dolayısı ile gıdanın buluştuğu bu alanda, sahadaki tecrübelerimi siz değerli okurlarla paylaşacağım süre zarfında, sizden gelecek sorulara da yanıt vermeye çalışacağımdan emin olabilirsiniz…