Geçen haftaki yazımın devamıdır…

Uzun Ömer'in dükkanının yanındaki eczanenin ismi Halk Eczanesi idi. Malatya'nın en eski eczanelerinden biri olan eczanenin sahibi Nuri Kayahan'dı. İlaçların çoğunun eczanede, eczacı tarafından yapıldığı! eczanede ilaçtan başka bir ürünün satılmadığı bu günlerde ecza kokusu, mazotla silinen ahşap kokusuyla karışır ortaya tarifi imkansız güzel bir koku çıkardı.

Yanında Malatya'nın butik tarzı mağazacılığının lider ismi Naci Yüksel'in İsmet Arpacı ile olan ortaklığı sırasında ismi Arsel olan sonrasında İsmet Arpacı'nın ortaklıktan ayrılmasıyla ismi değiştirilen mükemmel bir mağaza, Naci Mağazası.

Bendeniz yaz tatillerinde sokakta gezmeyeyim diye babaannem tarafındaniki buçuk lira haftalıkla bu mağazadaçıraklığa koyulmuştum.

Naci Yüksel benim için her zaman bir idol olmuş ve bana hayata dair bir çok şey öğretmiştir.

Unutmadan anlatmak istediğim bir şey var:

Malatya'da bütün mağazaların öğlen 12.00 ile 13.00 arasında zorunlu olarak yemek molası için kapatıldığı günlerdi o günler.

Biz de öğlenleri bütün esnaf gibi eve gider yemeğimizi yer öyle gelirdik.

Bir diğer ilginç olay da faturalara bakılıp yasal oran olan yüzde yirmi kâr marjıyla yetinilmesiydi. Yani şimdiki gibi herkesin kafasına göre bir fiyat belirlemesi mümkün değildi. Yılsonu ucuzlukları da aynı şekilde yapılmaktaydı.

Konumuza dönersek:

Naci Mağazası’nın yanı Hasan Özmansur ve oğlu İsmail Özmansur'un çalıştırdığı Özmansur Mağazası, onun yanında, sevgili arkadaşım Mehmet Özgün'ün babası Sami Özgün'e ait Özgün mağazası. Sami abinin erken vefatından sonra oğlu İstanbul'da çok başarılı işlere imza atmış ve gurur duyduğumuz büyük bir iş adamı olmuştur.

Malatya mağazacılığında ayrı bir yeri olan Yıldız Mağazasına geldi sıra.

Yaşar, Hüsnü, Necmettin Hanlıoğlu kardeşlerin işlettiği bu güzel mağaza, önce Yaşar Hanlıoğlu'nun sonra da Necmettin Hanlıoğlu'nun İstanbul'a gitmesiyle Hüsnü Hanlıoğlu'na kalmış ve bir süre sonra da bu mağazamız da tarihimiz ve hatıralarımızdaki yerini almıştır.

Daha sonra Menekşe Mağazası, Mehmet Elgin ve oğlu Atilla ve Aytekin Elgin'in işlettiği Elgin Mağazası.

Nihat Tecdelioğlu'nun hırdavatçı dükkanı, Kemal Efe'nin çocuk giysileri sattığı şirin bebe dükkanı, Hasiklioğlu Hamdi'nin hiç gülmeyen yüzüyle, iplik sattığı dükkanı, Necmettin Bitlis'in babası Şevket Bitlis'in kumaş mağazası, Peynirci Şükrü ve ortağı Turan'ın beraber açtığı ABC mağazası, Recai Saltoğlu'nun Saltoğlu mağazası,Tayyar Ercişli ve oğullarının meşhur kırk ambar'ı, Mehmet Sebzeci'nin meşhur zücaciye mağazası Billur Köşe.

Pasajın iç kısımları çoğunluğu, şimdi maalesef nesli tükenen, sayıları gitgide azalan erkek terzilerinden oluşuyordu.

Bu terzilerin en unutulmazları Talat Ziyal'dı. Namık ve Tarık Ziyal'ın babası olan Talat ustayı her zaman gülen yüzü, yaptığı esprileri, boynundaki mezurasıyla hatırlarım. Benim de terzim olan Halis Sarıcı, şehrimizin en önemli terzilerindendi. Ayrıca Fevzi ve Eşref Gökdemir kardeşler, Ürfi ve Sadık Tabak, Fikret Hanlıoğlu, Terzi Aziz aklıma gelenlerin başlıcaları.

Kuzinelerde yapılanyemek ve çorbalarıyla ünlü Gazi Onel'in Karadeniz lokantası ve burada yemek yiyenlerin hesabını ödeyen Memilo Hoca.

Bir gömlek fabrikası gibi çalıştığını bildiğim, gömlekçi Bayram'ın gömlek imalathanesi, Orloncu Şaban Topçu, radyo tamircisi Kasım usta ve Halepli Mehmet Çalışır, Malatya sinemacılığının da emektarlarından olan elektrikçi Kirkor usta Kirkor Işıktel.

Hafıza-ı beşer nisyan ile malüldür, sözünde olduğu gibi;

Hatırlayamadığım birçok esnaf olduğunu biliyor ve hepsinden özür diliyorum.

Bir dönemi hatırlatabildiysem ne mutlu bana

Ölenlere rahmet, kalanlara sağlıklı bir ömür diliyorum.

Selam olsun Malatya'mın güzel insanlarına...