Amsterdam da yapılan bir sosyal deney oldukça ilgi çekici gelmişti bana.
Deneyde, yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’in kapağı ile kaplanan İncil’in içeriği ile ilgili bilgilerin, sokaktaki insanlara Kur’an’da yazıyormuş gibi aktarılması ve verilen tepkilerin yorumlanması esas alınmıştır.
Deneyde kullanılmak üzere İncil’de yer alan ve Batı standartları ile tezatlık gösteren metinlerin altı çizilmiştir.
Deneklerden birine İncil’den ‘kadın tam tabiiyetle sessizce olarak öğrensin’ pasajı okutulduğunda ‘İncil’e göre kadın itaatkar olmalı’ diye bir cevap verdi.
Deneklere Kur’an imajı verilmiş İncil’den:
“Emirlerime karşı gelip kanunlardan uzak durursanız kendi oğlunuzun ve kızınızın etini yiyeceksiniz”
“Kadının öğretmesine izin vermem… Kadının elini kesin… Onu affetmeyin.”
“İki adam birbiri ile yatarsa öldürülmesi gerekir” pasajları okununca verdikleri cevaplar trajikomik bir hal aldı.
Kur’an’dan olduğunu zannettikleri İncil pasajlarını kimisi saçma olarak nitelendirirken kimisi Kuran’da böyle şeylerin olduğunu bilmediğini ifade etti.
Kimisi “İnsanların elini kesmek mi? görünüşe göre onlar bunu yapabilecek insanlar. Buna nasıl inanabiliyorlar? Ben inanamıyorum” diyerek taarruza geçti, kimisi “Bu kitapla büyütülseydiniz bu tür düşünceler sizin düşüncelerinizi de etkilerdi” diyerek sosyal mesaj vermeyi tercih etti.
Kimisi Kur’an’ı zorbalığı emretmekle yaftalarken kimisi “Kadın yardım etmek istiyor ama sonucunda eli kesiliyor” diye mırıldanmaya başladı.
Deneklerden birine “Bu kitabı İncil ile kıyaslayınca en büyük farklılıklar nedir?” diye sorulduğunda adam “Sanırım Kur’an daha saldırgan. Hele de insanların elini kesmek ne demek” diyerek postasını koydu!
Denekler İncil’de olayların daha farklı anlatıldığını, daha olumlu olduğunu, daha az sert olduğunu daha barışsever olduğunu sıralayıp durdular.
İçlerinden bir tanesi en büyük farklılığın kadınların görevleri ile ilgili olduğunu ifade ederken diğeri Müslümanların dünya düzeninin değişimine ayak uydurmalarının gerekliliğinden dem vurdu.
Deneklerden bir tanesi de “Beni rahatsız eden şey şu ki insanlar bu eski yazıları mutlak gerçek olarak görüyor” diyerek önündeki ilk pazar günü için günah çıkartma seansından randevusunu almış oldu.
Okunan pasajların İncil’den olduğu söylenince verilen tepkiler gerçekten görülmeye değer. Kimse inanmak istemiyor ve içine düştükleri durumu kabullenmek istememeleri hem kendilerine hem bizlere bir ders niteliği taşıyor.
Deneklerden birisi ise problemin ana kaynağını “Gerçekten bu bir önyargı. Ben pek önyargılı olmamaya çalışırım ama demek ki önyargılıymışım. Bunu bilinçli olarak yapmıyorsunuz” ifadeleri ile yoruma gerek kalmadan özetledi.
Şimdi soruyorum: Böyle bir deneyin içinde kendimizi bulsak ve bize Kur’an’ı sorsalar?
Aklınızdan soru işaretleri eksik olmasın.