Bilgisayar programcılarının uygulama tasarımcılarının olmazsa olmazıdır.
İnternette herhangi bir sebeple gezinirken önümüze getirilen reklamlar da birer algoritma ürünüdür.
Hatta milyarlarca bağlantının bulunduğu sanal alemde saftirikleri bir yere kanalize etmeleri de algoritma sayesindedir.
Bu saftirikler ben, sen, o, biz, siz, onlar… Yani ‘’ben’’ i anlamadan diğerlerine geçmeyelim!
Algılarımıza başkalarının yön vermesinden hepimiz rahatsız oluruz. Ancak hepimiz yönlendiriliyoruz ve çoğumuz bunun farkında bile değiliz.
Yankı duvarlarının içine hapsediliyoruz!
‘’Sen busun’’, ‘’bu olmalısın’’ yediriliyor bizlere. Hatta bu yankı duvarlarının içinde başarı senaryoları geliştirip, müsabakalar düzenleyip ‘’sen bunun en iyisi olmalısın’’ ı yerleştiriyorlar hayatımıza. İstedikleri insan olurken, hem eğlenip hem egomuzu tatmin edip hem de reklam malzemesi oluveriyoruz! ‘’Sen seversin’’ diyorlar seviyoruz!
Pekala algoritma yeni bir şey mi? Teknoloji ile mi hayatımıza girdi?
Elbette hayır!
Müslümanlar tarihi algoritmalar yüzünden sünni ya da alevi; Hristiyanlar Ortodoks ya da Katolik…
Bazı milletlerin bazı milletlere olan nefreti; bazı kabilelerin bazı kabilelere olan aşırı sevgisi de birer algoritma ürünü…
Alplerin ‘’sağcı’’ Denizlerin ‘’solcu’’ olması da birer algoritmik yönlendirmedir.
Yankı duvarına girdiğimizi rahatlıkla anlayabiliriz aslında.
Bu durumda algıları açmak için verildiği söylenen örnekler mutlaka ama mutlaka ana fikirden uzaklaştırır bizleri.
Birlikte alışverişe çıkalım:
Neye ihtiyacımız var? Nereden alacağız? Nasıl ödeyeceğiz? Hepsi belli!
Alışverişten geldiğimizde aldığımız ürünlere bir bakalım:
Ne aldık? Nereden aldık? Nasıl ödüyoruz?
Aklınızdan soru işaretleri eksik olmasın…