Konyaspor maçında şapkadan tavşan çıkmasını beklemek bana göre mucizeydi. Çünkü karşılıklı gollerin atıldığı maçta iptal edilen golümüze karşılık rakip takım lehine verilmeyen penaltı pozisyonları da vardı. Zaman su gibi akıp gidiyor. Süper Lig’de 2’nci ayını dolduran Yeni Malatyaspor’da hala oturmuş bir takım görüntüsünü sahada göremiyoruz. Sarı-kırmızılı takımın ilk 11 kadrosunda sürekli forma şansı bulabilecek oyuncu sayısı çok az sayıda, bir elin beş parmağını geçmez. Her maçtan önce muhtemel kadroyu yazdığımızda Azu dışında bana göre her futbolcunun oynamama ihtimali çok yüksek…

Yediğimiz ilk golü hatırlayın. Sol çaprazda topla buluşan Mory Fofana pasını ceza yayı çizgisindeki kaleye sırtı dönük arkadaşı Eze’ye gönderdi. Nijeryalı oyuncu da kaleye dönerek müthiş bir şut çıkartıp meşin yuvarlağı filelerle buluşturdu.

Yediğimiz golün pozisyonunu geriye sardığımızda Yeni Malatyaspor atağa kalkarken Eren’in ayağından açtığı topu Jonsson’a kaptırmasıyla başladığını görüyoruz. 5 sarı-kırmızılı oyuncu defans çizgisinin önünde beklerken golü atan Eze adeta elini kolunu sallayarak topla buluşuyor. Bu oyuncu sırtı dönükken kaleye yaklaşık 17 metre mesafeden şutu rahatlıkla gönderebiliyor. Kaleci Ertaç, sanki penaltı pozisyonunda kaleyi korur gibi köşeyi doğru tahmin edip yere yatıyor. Tam bir defans-kale arasında oluşan muazzam rahatlık. Neden rahatlık biliyor musunuz, Yalçın Ayhan en başta yapacağını sona bırakırsa bunun adı rahatlık olur. Rakip oyuncuyu serbest bırakır topla buluşmasına müsaade eder, şut çekebilecek rahatlıkta oynamasına müsaade edersen bana göre iyi bir defans oyuncusu olamazsın.

Yeni Malatyaspor’da Sadık ve Yalçın gibi stoperler dururken sahada adım atıp basılmadık hiçbir yerini bırakmayan Boutaib mi gelip Eze’yi tutacaktı? Şimdi de Karabük maçını hatırlayın. Yediğimiz ikinci golden sonra Azubuike’ye bağıran kimdi? Yine Yalçın Ayhan’dı. Acımasız olduğumu düşünenler olabilir. Arkadaşlar 35 yaşında Süper Lig’in en tecrübeli defans oyuncusundan bahsediyoruz. 7 haftada yediğimiz gollerin tamamına yakını defans hattının koordineli şekilde savunma yapamamasından kaynaklanıyor.

Sürekli heyecan içerisinde henüz Süper Lig acemiliğini üzerinden atamamış bir savunma oyuncu topluluğuyla karşı karşıyayız. TFF 1. Lig’de geçen yıl ilk 7 haftada yalnızca kalemizde 6 gol görürken bu sezon 14 golle maç başına 2 golle Süper Ligde mücadele ediyoruz. Geride 26 haftamız kaldı. Ligin şekillenmeye başlayacağı bu haftalarda şuan bulunduğumuz konumdan geriye gitmememiz gerekiyor. Altımızdaki takımların toparlanma olasılıkları bizden kat kat daha fazla. 14 günlük Milli takım arasında Erol Bulut tarafından bütün hesaplamaların yapılacağından eminim. En azından futbolcuları daha iyi analiz ederek, formayı kim hak ediyor kim hak etmiyor gözlemleme fırsatı bulacaktır. Takım istirahat ettikten sonra muhtemelen Antalya’da mini bir kampa girecek. Kadroda bulunan tüm oyuncuların eksiklerini tamamlayıp 8’inci haftada oynayacağımız Fenerbahçe maçına kadar hazır hale geleceğine inanıyorum.