Rahmet, bereket, huzur, birlik ve beraberlik ve maddi ve manevi yardımlaşmanın doruk noktada yaşandığı Ramazan ayı devam ediyor.

Şu günleri çok ama çok iyi değerlendireceğiz, boş bir an düşünmeyeceğiz, adeta aldığımız nefesin değerini bileceğiz. Boş geçirmeyeceğiz çünkü bu günler bir fırsattır ve de ganimettir.

Diyeceksiniz ki bu kadar kıymetli ve değerli günleri nasıl değerlendireceğiz? İşte bu sorunun cevabı ve bu mübarek günleri ancak hakkıyla değerlendirebilmek için ibadetlerimize dikkat ederek ve her anımızı Allah ı zikirle geçirebiliriz. Zikir ibadeti Allah Tela’nın Ankebut Suresi’ndeki beyanıyla en büyük ibadettir.

Zikir kelime olarak anmak, hatırlamak, unutmamak, hatırda tutmak için tekrar etmek manalarına geliyor. Istılah manası olarak zikir, Allah’ın imsilerini arka arkaya tekrar ederek Allahın emrini yerine getirmektir.

Zikir hem Kuran’da hem hadiste hem de icmada sabit farz bir ibadettir. Ve elli dört farzın birincisi Allah’ı zikretmektir. Hatta Kuran’ın beyanıyla müminlerin vasfı Allah’ı çok zikretmektir ki Kuran’da Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler Allah’ı çok zikredin.” Sureyi Nisa’da şöyle buyuruyor: “Münâfıklar, Allah'ı kandırmak isterler ve o da onların cezasını verir. Onlar, namaza üşenerek kalkarlar, halk görsün diye kılarlar ve Allah'ı pek az zikrederler ancak.”

Zaten kafirlerin özelliği Allah’a iman etmemektir. Şimdi de Kuran’da sizlere zikir ile ilgili ayetlerden bazılarını nakledeyim. Gerçi bu köşede Allah’ı zikir ilgili ayetleri nakletmek mümkün değil çünkü Kuran’da yetmiş sure iki yüz seksen iki ayette Allah Teala kendisini zikretmemizi emrediyor. İşte ben burada bazılarını sizlere nakledeceğim.

Bakara Suresi’nin 152. ayetinde Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Siz beni zikredin ki bend e sizi zikredeyim. Nankörlüğü bırakın da şükredin bana.” Bizim Allah’ı zikretmemiz sonucu Allah da bizi rahmetiyle zikredeceğini beyan ediyor. Ayrıca ayetin son kısmında Rabbimiz bize nankörlük etmememizi emrediyor. Demek ki Allah’ı zikretmemek nankörlüğünde alametidir.

Diğer Ali İmran Suresi 192. ayette Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Onlar, Allah'ı ayaktayken, otururken ve yan üstü yatarken zikrederler ve göklerle yeryüzünün yaratılışını düşünürler de Rabbimiz derler, bunları boş yere yaratmadın, noksan sıfatlardan arısın sen, koru bizi ateşin azabından.” Bu ayette de Rabbimiz her halimizde kendisini zikretmemizi zamanımızı boşa geçirmememizi emrediyor. Ayrıca Allah’ın yarattıkları üzerinde tefekkür etmemizi emrediyor.

Yine Rabbimiz Nisa Suresi 103. ayette şöyle buyuruyor: “Namazı kıldıktan sonra ayaktayken, otururken ve yanınıza yaslanınca Allah'ı zikredin, tam emniyete ve huzura ulaşınca da namazı dosdoğru kılın, çünkü namaz, müminlere muayyen vakitlerde kılınmak üzere farz edilmiştir”

Rad Suresi 28 ayette de, “İnananlar, öyle kişilerdir ki Allah'ı zikretmekle yatışır, kuvvetlenir gönülleri. İyice bilin ki gönüller, Allah'ı zikretmekle yatışır, kuvvet bulur.” denir. Bu ayette Rabbimiz huzurlu olmanın yolunun Allah’ı zikirde olduğunu beyan ediyor.

Yine Rabbimiz Maide Suresi ayet 91’de şöyle buyuruyor: “Şeytan, şarap ve kumarla sizin aranıza düşmanlık ve kin salmak ister ancak, vazgeçtiniz artık değil mi?” Cenabı Hak bu ayette de şeytanın hedefinin müminleri namazda ve Allah’ı zikirde alıkoymak olduğunu beyan ediyor.

Rabbimiz Araf Suresi 205’te şöyle buyuruyor: “Sabah ve akşam çağları, yalvarıp yakararak ve ondan korkarak, fakat fazla bağırmamak şartıyla ve içinden gelerek an Rabbini ve gaflet edenlerden olma.” Bu ayette Allah-u Teala kullarına faziletli vakitleri bildirerek Allah’ı zikretmelerini emrediyor. Ayrıca Allah’ı zikri terk edenlerin gaflette olduğunu beyan ediyor.

Değerli BUSABAH gazetesi okurları bu konu çok uzun burada bir nokta koyalım, yarın devam edelim Allaha emanet olun…