Bazen olaylara çocuk gibi bakabilmek gerekir.

Bazen olaylara çocuk gibi bakabilmek gerekir.

Yorumsuz, dimdik, olduğu gibi aktarmak gerekir.

Kim ne der, nasıl karşılar kaygısı gütmeden.

Çocuk anlatırken büyüklerin ortalığı toplamaya çalışması hali çok komik gelir bana.

Bazen de çocukların masumiyeti kullanılır ki bu biraz tehlikelidir. Çocuğu bir mesaj aracı olarak kullanmak haklarını gasp ediyor olmak gibi gelir. Huzursuz olurum.

Esnaf bir arkadaşım işletmesine ham madde temin eden bir arkadaşla başından geçenleri anlattı. Ben de kendisinin izni ile olduğu gibi sizlere aktarmak istedim:

‘’Tedarikçi bir firma ile bir anlaşma yaptık. Başta her şey anlaşma doğrultusunda ilerlerken anlaşma metninin dışına çıkılmaya başlandı. Bu arkadaş aynı zamanda tedarikçi firmanın patronunun oğluydu. Arkadaş işletmeye geldiğinde karşıma aldım anlaşmaya uymadıklarını, dolayısı ile bütün mallarını toplayıp götürmesi gerektiğini söyledim. Utanmasını beklemedim desem yalan olur. Utanmadı. Üstüne üstük malları geri götürürse ne kadar zarar edeceğimi anlatıp beni ikna etmeye çalıştı. Ben de biraz yükselerek edeceğim zarar senin anlaşma metnine uymuyor olmandan daha büyük değil dedim. Arkadaş abi benimle böyle konuşamazsın, ben patronun oğluyum dedi. Benim tepemin tası attı. Tam o anda eşim ve 2 yaşındaki oğlum içeri girdi. Ayağa kalktım oğlumu eşimin kucağından alıp bu arkadaşın karşısına oturttum. Bu da buranın patronunun oğlu ne problemin varsa bununla çöz dedim. Arkadaş pancar gibi oldu. Oğlum zaten hiçbir şeyin farkında değil, aval aval arkadaşın yüzüne bakıp durdu. Arkadaş bir daha dükkanın önünden bile geçmedi. Bir eleman gönderip mallarını aldırttı. Bir daha da işim olmadı.’’

Bazen karşınızdaki insan öyle şeyler söyler ki, karşılığında hiçbir şey söylemek istemezsiniz. O andan sonra attığınız her adım bir mesaj niteliği taşıyabilir.

Mesajlar bazen ağır bazen yumuşak olabilir. Tatlı sert benim tercihimdir. Ama mesajı alması gereken alır. Mesajın adrese teslim olduğunun anlaşılması bizim toplumda büyük keyif vericidir. Açıkçası bu durum beni de son derece eğlendirir.

Küçüğün babası tarafından annesinin kucağından alınıp patronun oğlu sıfatıyla masaya oturtulması müthiş bir pratik zeka örneği.

Ben de bu çocuk ve babasıyla altılı değil on altılı masa kurabileceğimi fark ettim.

Aklınızdan soru işaretleri eksik olmasın…