Daha önce Diyarbekir Eyaleti’ne bağlı Sancak Merkezi konumunda

   Daha önce Diyarbekir Eyaleti’ne bağlı Sancak Merkezi konumunda olan Malatya 1884 yılından itibaren Harput merkezli Mamuratü’l Aziz Vilayeti’nin Sancağı durumundaydı. Sancak merkezi önceleri bugünkü Eskimalatya Semti iken, 1838 Kavalalı Olayı sonrası 1840 yılından itibaren halkın yazlık evlerinin bulunduğu Aspuzu Bağları ve civar Bağköyleri idi. Sancak Merkezi’ne doğrudan bağlı 147 köy bulunmaktaydı. Hısnımansur ( Adıyaman), Behisni (Besni), Kahta ve Akçadağ, Malatya Sancağı’nın kazalarını oluşturuyordu.

  Bugünkü anlamı ile ilk Belediye Başkanlığının 1871 tarihinde kurulduğu Malatya Sancağı’nda, Mutasarrıf unvanı verilen mülki amir görev yapmakta idi.

  19.yüzyılın son çeyreği Malatya açısından felaketlerle geçti. Çekirge afetini takiben 1889 1.çarşı yangınında 1000’den fazla dükkân içindeki mallarla birlikte küle döndü. 1890 çarşı yangınında yanan dükkan sayısı ise 1200’den fazla idi. Halkın Çınarlı Camii olarak bildiği Babu’s Saade Ağası İsmail Ağa Camii ile bugün yerinde Yeni Cami’nin harabesi bulunan ve o tarihlerde Hoca Camii olarak da bilinen Hocazade (Kazancızade) Hacı Yusuf Efendi’nin 1842’de inşa ettiği cami dahil pek çok mabed, okul, medrese söz konusu yangınlarda yanmaktan kurtulamamıştı. Bu yangınlardan sonra dükkanlar kargir olarak yapılmaya başlandı.

  3 Mart 1893 tarihinde Perşembeyi Cumaya bağlayan karlı bir Malatya gecesinde 7.1 büyüklüğünde bir deprem Malatya Çarşısı ile birlikte Malatya Sancağına bağlı köyleri yıktı, geçti. Deprem Doğu Anadolu Fay Zonu üzerinde bulunan Çelikhan-Gölbaşı segmentinde yaşandı.

   1893 tarihinde ülkemizin belli başlı merkezleri telgraf hatları ile o zamanki başkentimiz İstanbul ‘a bağlanmıştı. Malatya Mutasarrıfı Mehmed Emin Bey ilk günden itibaren Mamuratul Aziz Valisi Mehmed Enis Bey’i telgrafla bilgilendirmiş, Vali Bey ise her fırsatta Padişah 2.Abdulhamit ‘i, Sadrazamı ve Dahiliye Nazırını (İç İşleri Bakanını) haberdar etmiştir.1893 Yılında Malatya Belediye Başkanlığını Hacı İbrahim Efendi yürütmekteydi.4864 ü Malatya Sancak Merkezinde, 2592 si bağlı köylerde olmak üzere kazalarla birlikte 9981 ev bulunmaktaydı.

   Depremde 2517’si Sancak merkezi ve köylerde olmak üzere 5236 ev tamamen yıkıldı. 274 dükkan, 31 cami, 15 mescid, 7 minare ve 3 kilise, 9 Müslim okulu, 5 Gayri Müslim okulu, 64 han, 3 hamam, 1 kışla, 10 medrese de yıkılmaktan kurtulamadı. Yıkılan camilerden biri de 6 Şubat 2023 Depreminde 4. kez yıkılan bugünkü Yeni Cami Harabesi’nin yerinde olup 1889 ve 1890 yangınlarında kullanılamaz hale gelmiş olan Hoca Camii (Hocazade Hacı Yusuf Efendi Camii) idi. Yeni Cami’nin şerefeden yukarısı olmayan minaresi 1893 Depremi’nin hatırasıdır. 4313 ev ise bugünkü anlamı ile ağır hasarlı idi. 95’i cami olmak üzere diğer binalar da aynı durumdaydı. Tek katlı ve kargir yapılmış dükkanlar oransal olarak depremi genellikle orta ve hafif atlatmıştı.

   1893 depreminin artçı şokları 1 yıldan fazla sürdü. Bunlar içerisinde yaklaşık 1 dakika süreni ve yıkıcı olanları da oldu.Malatya Halkı korkudan bağ evlerine sığındı. Çadırlarda yattı. Namaz kılacak cami kalmadığından 500- 600 kişi alacak ahşap ve bezden geçici cami yapıldı.

   2. Abduhamit dönemine göre mükemmel bir afet yönetimi sergiledi. Yardım kampanyaları düzenlendi. Padişah kendi özel servetinden kaynak aktardı.

   Malatya Merkezi’nin depremde yıkılan veya ağır hasar alan mahallelerinin ortak özelliği sulak alanlar olmasıydı. Söğütlü Cami’nin 70- 80 lülesinde mütemadiyen sular akmaktaydı. Çınarlı Cami’nin suları meşhurdu. (Yeni Cami’nin sularını bizim nesil gördü.) Kernek’ten aşağı dere akardı. Hamamların ve konakların bağımsız kaynak suları olduğu gibi sokaklarında pınarlar akardı. Babuktu önemli bir su kaynağı idi. Tahribatın fazla olduğu yerler gevşek ve suya doymuş topraklardan oluşuyordu. Şair Niyazi Mısri’nin deyimiyle Aspuzu Bağları her tarafı şirin meyveler ile dolu gül bahçesiydi. Evliya Çelebi ise bütün Osmanlı ülkesi sınırları içerisinde Aspuzu Bağları kadar güzel yer görmediğini, gördüm diyeni duymadığını yazıyordu. Akpınar, Cirikpınar, Çukurdere, Salköprü, Kavaklıbağ, Sıtmapınarı, Yenihamam mahalleleri suyla anılırdı. Bu cennet diyarını şehir merkezi yaptık. MALATYA ARTIK BAHÇEDEN BOZMA BİR ŞEHİRDİ. 1893 Malatya depremi ile 6 Şubat 2023 Malatya depremi arasındaki en ilginç benzerlik de tamamen yıkılan ve ağır hasarlı evlerin oransal olarak en fazla olduğu mahallelerin nerede ise birebir aynı olması idi. Malatya’da sıvılaşma tespit etmeyen bilim insanlarının kulakları çınlasın! OLAN SIVILAŞMA MI SUDAN DOLAYI GEVŞEME Mİ, bilmiyorum AMA BİLDİĞİM İKİ BÜROMU BARINDIRAN BİNANIN BODRUMUNDA HER TARAFTAN SULARIN AKMAKTA OLDUĞUYDU. Bu özellikli binalar Malatya’nın alamet i farikası durumundaydı öyle ki Malatya’da bodrum eşmek için su pompası kullanmak olmazsa olmaz bir durumdu. Çevre Yolu yapılırken Barbaros İlkokulu’nun çaprazına gelen kısımda bir değirmen dönderecek suyun yer altına salındığının canlı tanığıyım. SÖZÜMÜZ PARA ETMEDİ. Sularımız ya zemine ya kanalizasyona akıtıldı.

               1893 depreminde Sancak genelinde 885 kişi hayatını kaybetti.

               1893 yılında depremden birkaç ay sonra başlayan kolera salgınında ölen insan sayısı ise 896’dır. Kolera salgınının tahrip olan su sisteminden ve yanlış kentleşmeden kaynaklandığı bir gerçektir.

               Satırlarımıza Milli Şairimiz Mehmet Akif’ten bir şiir ile son verelim.

               “Geçmişten adam hisse kaparmış… Ne masal şey

       Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi.

       Tarihi tekerrür diye tarih ediyorlar.

       Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?”