Özgür olmak demek,
istediğin her şeyi yapmak demek değil;
istemediğin hiçbir şeyi yapmamaktır.

Hangi durumda olursan ol, istemediğin bir şeyle karşılaştığında
“Hayır” diyebilmelisin.

Ne olursa olsun,
sesini çıkarmaktan korkma,
sakın boyun eğme.

Kimsenin sana sahip çıkmasını bekleme;
sen kendine sahip çık.

Çocuklarımıza bunu anlatmalıyız.
Özgürlük çoğu zaman yanlış anlaşılıyor.
İstediğini yapmak, canının çektiği gibi yaşamak,
kimseyi umursamamak sanılıyor.

Oysa özgürlük tam da bunun karşısında duruyor.
Özgür olmak; istemediğin bir şeye mecbur kalmadığında,
kalbine ağır gelen bir yükte durup
“HAYIR” diyebildiğinde başlıyor.

Hayat bize çoğu zaman sessiz kalmayı öğretir.
İdare etmeyi, katlanmayı, alışmayı…
“Boş ver”, “idare et”, “zamanla geçer” denir.

Ama bazı şeyler zamanla geçmez.
İnsan, kendi sınırlarını çiğneye çiğneye
tüketir kendini.

Kimsenin bizi kurtarmasını beklememeliyiz.
Kimsenin gelip “dur” demesini…
Çünkü gerçek özgürlük, bir başkasının
korumasında değil; insanın kendine
sahip çıkmasındadır.

Kendi kalbine, değerlerine, sınırlarına…
Bunu çocuklarımıza anlatmalıyız.
Onlara sadece kuralları değil, sınır çizmeyi
öğretmeliyiz; kendilerine saygı duymayı,
hayır diyebilmeyi öğretmeliyiz.

Çünkü özgür bireyler,
başkalarının hayatını zorlaştıranlar değil,
kendi hayatının sorumluluğunu alanlardır.

Ve özgürlük,
en çok da insanın kendine verdiği bir sözdür:
“Beni inciten yerde durmayacağım.”

Sevgiyle…