“Bugünkü aklım olsa asla yapmazdım” ya da “Bugünkü aklım olsa daha önce yapardım” diyebileceğimiz neler var hayatımızda?

Hayatımız bunları düşünerek geçer durur.

Bunları düşünürken bugün ne yaptığımızı unuturuz. Hayatın, neleri değiştirebileceğimiz noktasında verdiği ipuçlarını kaçırırız. Sonra döneriz başa. Bugün kaçırdığımız ipuçları için yarın yine aynı soruları sormaya başlarız…

Bu döngüden kurtulmak için yapmamız gereken tek şey anımızı sorgulayabilme becerimize bağlı.

Albert Einstein “Aynı şeyleri yapıp farklı sonuçlar beklemek ahmaklıktır” diyerek anlatmak istediğim şeyi ince bir dokunuşla özetlemiştir aslında.

Bilim ya da sanat insanlarının bir konu ile ilgili sarf etmiş olduğu sözleri önemsemek gerekir.

Tabiki İbrahim Tatlıses’in Cumhurbaşkanımızı da zora sokan İdo’nun kurtarıcısı gibi sıktıkça yalakalık akan sözleri ve benzerlerinden bahsetmiyorum.

Ritüeller üzerine kurulu bir din anlayışının bizlere neler vadettiğini, felakete götürebilecek sonuçlarını hepimiz en acı şekliyle yaşadık. İnsanların ‘din’ kavramını anlayış şekillerinden de bahsetmiyorum.

Doğru olan şeyi doğru kabul etmek üstünden ve fanatizmden uzak bir anlayış modelinden bahsediyorum.

Kaynaklara ve belgelere dayalı bir anlayışı kabul etmek çok zor olmasa gerek.

Kabul etmiyorsak, doğrularla yüzleşmekten kaçıyorsak kimse kusura bakmasın hepimiz menfaatçi birer mahlukatız.

Kimin söylediği ile bağlantı kurarak ‘o söylediyse doğrudur’ anlayışının getirdiği sıkıntıları hayatın herhangi bir safhasında yaşamayan kimse yoktur.

‘Dün dündür, bugün bugündür’ siyasetini her gün hala yaşamıyor muyuz? Doğrular mı değişiyor? Söylemler mi değişiyor? Programlar mı değişiyor?

Hiçbir şeyin değiştiği yok! Aklımızla dalga geçiyorlar! Sorgulamıyoruz!

Namaz kılıyoruz,bir şeyler okuyoruz Allah’a huzurunda, ne okuduğumuzu bilmiyoruz.

Gidip oy kullanıyoruz sandıkta. Taraftardan farkımız yok.

Çalışıyoruz. Aklımız tatilde. Çalışmıyoruz.Ne işimiz var kahvehanede.

Maç izlemeye gidiyoruz. Küfür dilimizde.

Sağlıklı beslenmek gerek diyoruz. Sigara elimizde.

Kimse kusura bakmasın, kimse bizi kandırmıyor. Kimsenin bizle alay ettiği de yok. Biz kendi kendimizi kandırıyoruz. Kendi kendimizle alay ediyoruz. Kimse hakkımızı yemiyor. Biz yenilmesine müsaade ediyoruz.

Ağlamaya, sızlamaya gerek yok. Hayatımızı tekrar gözden geçirmeden de kimseyi suçlamayalım.

Sorgulayamıyorsak olmasak da olur.

Toprakla buluşmak üzere…