YENİDEN REFAH PARTİSİ’NİN ÇÖKÜŞÜ VE FATİH ERBAKAN’IN ÇIKMAZI

Siyaset, uzun soluklu bir maraton. Bu yolda yürüyenlerin sağlam bir ideolojik duruşu, sadık bir tabanı ve kararlı bir liderliği olması şart. Fakat görünen o ki, Yeniden Refah Partisi (YRP) bu üç temel unsuru göz ardı ederek yoluna devam etmeye çalıştı ve bedelini ağır ödüyor. Henüz bir yıl dolmadan 20’den fazla belediye başkanının ve bir milletvekilinin istifası, parti içinde büyük bir çözülmenin başladığını gösteriyor. Peki, Yeniden Refah Partisi neden bu noktaya geldi? Fatih Erbakan, girdiği çıkmazdan nasıl kurtulabilir? Ve en önemlisi, bu gidişatın sonu nereye varacak? İşte bu soruların cevaplarını arayacağız.

SİYASİ MÜHENDİSLİKLE BAŞLAYAN BİR HATA

Yeniden Refah Partisi, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde Cumhur İttifakı’na karşı bağımsız bir çizgide durmaya çalıştı. Fakat bu duruş, ideolojik bir bağımsızlık olmaktan çok, siyasi mühendislik hamleleriyle AK Parti’den kopan adayları toplayarak güç kazanma çabasına dönüştü. Seçimlerde YRP’den aday olan birçok isim, partinin gerçek manada bir mensubu değil, yalnızca konjonktürel olarak buraya gelmiş isimlerdi. Hal böyle olunca, seçim kazanılır kazanılmaz bu isimlerin bir kısmı kendi hesaplarını yapmaya başladı.

Bugün yaşanan istifa dalgasının temel nedeni, işte bu samimiyetsiz birliktelik. Seçimden önce, partiyle organik bağı olmayan belediye başkanlarını aday gösterip kazandıklarında “büyük bir zafer” olarak sunan Fatih Erbakan, şimdi bu başkanların birer birer istifa ettiğini izliyor. Ancak bu istifalar sadece bireysel kararlar değil; aynı zamanda partinin temelinde büyük bir sorun olduğunu gözler önüne seriyor.

MUHALEFETE YARANMA ÇABASI VE YANLIŞ İTTİFAK ARAYIŞLARI

Yeniden Refah Partisi, kazandığı seçim başarısının ardından kendisini muhalefet cephesine konumlandırmaya çalıştı. Ancak bu süreçte en büyük hatayı, kimlerle yan yana duracağını hesap edememekle yaptı.

Fatih Erbakan, babasının yıllarca mücadele ettiği ve “Milli Görüş” çizgisini doğrudan karşısına koyduğu CHP ile aynı saflara düşmekten çekinmedi. Muhalefet olmanın cazibesine kapılarak, muhafazakâr seçmenin hassasiyetlerine aykırı söylemler geliştirmeye başladı. Oysa seçmen, bu tür zikzakları affetmez. Kendi değerleriyle örtüşmeyen bir çizgiye kayan bir partiyi, ilk fırsatta terk eder. İşte Yeniden Refah’ın bugün yaşadığı büyük kopuşların en önemli nedenlerinden biri de budur.

Özellikle AK Parti’nin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’yi büyük hedeflere taşıyan projelerini görmezden gelerek, sırf muhalefet yapmak adına eleştiri yöneltmek, Yeniden Refah Partisi’ne bir fayda sağlamadığı gibi, tabanında da ciddi rahatsızlıklara neden oldu. Türkiye’nin gelişen sanayi altyapısı, savunma sanayii hamleleri, dış politikadaki bağımsız ve güçlü duruşu, YRP gibi milli kimliği ön planda olan bir parti tarafından desteklenmesi gereken meselelerdi. Ancak Fatih Erbakan ve ekibi, muhalefetle aynı safta yer almak uğruna bu kazanımlara sırtını döndü. İşte bu, partinin kendi seçmeni tarafından cezalandırılmasının en büyük nedenlerinden biri oldu.

Esasında, Yeniden Refah Partisi’nin başarılı bir muhalefet partisi olmasını ve Türkiye’de şu anda yapılmayan muhalefeti yapmasını çok arzu ederdim. Çünkü şu anda Türkiye’de yapılan muhalefet – ki bunun en büyük müsebbibi Cumhuriyet Halk Partisidir – muhalefet değildir. Hükümet iyi bir şey yapsa bile karşı çıkacaklarını açık açık ifade eden kişilerin ve partilerinin Türkiye’nin menfaatine muhalefet yapacağını düşünemeyiz. İşte Yeniden Refah Partisi, tam da bu noktada doğru bir muhalefet anlayışıyla siyaset yürütebilirdi. Ancak ne yazık ki, bu fırsatı da yanlış tercihlerle heba etmektedir.

PARTİ İÇİNDEKİ KIRILMALAR VE LİDERLİK ZAFİYETİ

Bir siyasi partiyi ayakta tutan en önemli unsurlardan biri, liderlik vasfıdır. Lider, kriz zamanlarında partisini bir arada tutmayı bilmeli, tabanına güven vermeli ve hedeflerini net bir şekilde ortaya koymalıdır. Fakat Fatih Erbakan, bu noktada ciddi zafiyetler gösterdi.

Bugün yaşanan istifalar sadece dışardan gelen adayların partiden kopuşu değil, aynı zamanda partinin kendi içindeki tutarsızlıklarının da bir yansımasıdır. Çünkü eğer güçlü bir siyasi yapı olsaydı, adaylar seçimden sonra bu kadar hızlı bir şekilde yollarını ayırmazdı. Parti içindeki disiplinsizlik ve liderlik eksikliği, YRP’nin geleceğini ciddi şekilde tehdit ediyor.

FATİH ERBAKAN’IN ÖNÜNDEKİ TEHLİKELİ YOL VE KURTULUŞ REÇETESİ

Yeniden Refah Partisi’nin şu an izlediği yol, açıkça bir çıkmaz sokak. Eğer Fatih Erbakan bu gidişata dur demezse, partisi çok daha büyük bir erimeyle karşı karşıya kalacak. Şu an sadece belediye başkanları değil, parti teşkilatlarının da rahatsız olduğu konuşuluyor. Eğer bu çözülme durdurulamazsa, 2028 seçimlerine kadar Yeniden Refah tamamen etkisiz bir yapıya dönüşebilir.

Fatih Erbakan, derhal bir muhasebe yapmak zorundadır.

1. Kendi tabanına ihanet etmeyen bir çizgi belirlemeli. CHP ve muhalefetle aynı çizgiye düşmek, ona uzun vadede zarar verir.

2. Gerçek bir siyasi taban oluşturmalı. Geçici adaylarla seçim kazanmak, partinin kurumsallaşmasını engeller.

3. Yıkıcı değil, yapıcı bir muhalefet anlayışına yönelmeli. Sürekli AK Parti karşıtlığı yapmak yerine, iktidarın doğru adımlarını destekleyen bir muhalefet anlayışı geliştirmeli.

4.  Parti yönetimini acilen değiştirmeli. Şu an etrafında bulunan ve onu yanlış yönlendiren kadroları revize ederek, gerçekten milli bir duruş sergileyen isimlerle yola devam etmeli.

5. Recep Tayyip Erdoğan gerçeğini görmeli. AK Parti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de büyük bir siyasi gücü temsil ediyor. Bu güce karşı konumlanmak, YRP’ye kazanç değil, sadece kayıp getirir.

TARİHİN TEKRARI VE ÇÖKÜŞE GİDEN YOL

Siyaset, hataları affetmez. Fatih Erbakan’ın bugün düştüğü durum, siyasi tarihimizde daha önce defalarca yaşanmış bir örnektir. Nush ile uslanmayanın hakkı kötektir… Eğer Yeniden Refah Partisi, izlediği yanlış yoldan geri dönmezse, siyasi tarih onu da tıpkı benzerlerini yaptığı gibi silip atacaktır.

Özellikle milletvekilliği ve belediye başkanlıklarına aday olan ve aşırı politize olmuş heyecanlı duygusalların, bir gazla hareket edip dostlarını nasıl kaybettiklerine de şahit oluyoruz. Dün dava arkadaşı olanlar, bugün birbirlerine karşı acımasız bir düşman gibi davranıyor. Sadece birkaç ay önce aynı sofrada oturup ülkeyi değiştireceklerini hayal edenler, şimdi birbirine sırt dönmüş durumda. İşte bu da politikanın acımasız yüzü: Dostlukların bir gazla yok olduğu, heyecanların aklı selim karşısında sönüp gittiği bir sahne…

Fatih Erbakan için şu an bir yol ayrımıdır:

Ya köklerine dönüp sağlam bir siyasi duruş sergileyecek, yapıcı bir muhalefet anlayışı geliştirecek ve kaybettiği tabanı yeniden kazanacak…

Ya da istifaların ardı arkası kesilmeyen bir tabela partisine dönüşerek, Türk siyasi tarihindeki kısa ömürlü oluşumlar arasına karışacaktır.

Seçim kendisinindir. Ama unutulmamalıdır ki, yanlış hesap sadece Bağdat’tan değil, sandıktan da döner.

Saygılarımla