Merhaba sevgili okurlar…
Antalya Devlet Tiyatroları’nın sahnelediği “Üstat Moliere Evleniyor” adlı oyunu izledik geçen hafta.
Bir Türk yazarın kaleme aldığı oyunda, büyük üstat Moliere hak edildiği gibi yazılmış diyebiliriz.
Moliere’nin oyunlarında, toplumun yaşadığı ve yaşatmaya devam ettiği gülünç zaafları gün yüzüne çıkarma gayreti görürsünüz.
Moliere yaşadığı devirde bu tip konuları işleyerek, ünlenmiştir.
Kralların karşısında sanatını samimiyet çerçevesinde anlatmış ve bu samimiyeti alkış bulmuştur.
İşin ilginç yanı Moliere’nin 16. yüzyılda yazdığı toplumun gülünç yanları, aradan geçen asırlara rağmen hala ayakta duruyor.
Anlaşılan Moliere hastalığı gün yüzüne çıkarmış, fakat kimse bundan bir ders çıkartamamış…
18-19 Aralık tarihlerinde ise İzmir Devlet Tiyatrosu’nun oyunlaştırdığı ve Aziz Nesin’in kaleme aldığı güzel bir oyun olan Çiçu’yu izleyeceğiz…
OYUNUN KONUSU
Çiçu hayali bir karakter, insanın insana yetemediği zamanlarda hayal gücüyle yaratılmış bir karakter. Bir insan toplumdan neden uzaklaşır, toplumun değer yargılarına ve refleksine neden duyarsızlaşır?
Belki de hepimiz bu soruların cevabını biliyoruz fakat bu cevapları idrak etmek istemiyoruz. Çiçu dostluğun, iyi niyetin temsilcisi bir karakter. Çoğu insan hayali bir arkadaşa sahipken, bunu dillendirmez. Kendi iç alemini tecrit eder, çünkü ona göre bu alem onun zayıf yanıdır. Halbuki en güçlü yanı odur ama fark edemez. Büyük yazarlar, karşılarında her anını dinleyen biri varmış gibi yazdılar ve dünya onlara hayran kaldı. Dünyayı değiştiren büyük yazarlardır. Büyük yazarlar kendi Çiçuları ile konuşa gelmişlerdir. Bir nevi Çiçu kendi kendimizdir, hani çoğu zaman kavgalı olduğumuz yanımız.
İzmir Devlet Tiyatroları’nın bu eşsiz oyununa siz sanatseverleri bekliyoruz.
Hoşça kalın…