Sizler için geçen kaleme aldığım “Memleketim Spor Ülkesi mi?” başlıklı yazıma duyduğunuz ilgi, yaptığınız yorumlar ve eleştiriler için çok teşekkür ederim, sevgili dostlar.
Nerede kalmıştık…
Ülkemizde spor ile ilgili bazı politikalar yürütüldüğünü biliyoruz. Özellikle bir tanesi çok dikkati mi çekti. Lisanslı sporcu sayısının çoğaltılması politikası… Evet doğru bir politika olabilir, fakat neye göre kime göre? Her öğrenciye her çocuğa lisans çıkartınca ne olacak? Sporcu lisansı dediğimiz metot bir kâğıt parçası. Kontrol mekanizması yanlış olsa gerek. Sporcu lisansından önce uzun vadeli sporcu yetiştirme projeleri devreye girmeli! Çocukların lisansı çıktıktan sonra devamı gelmelidir. Bu projeler ile beraber çocuklarımız yitip gitmemelidir.
Bir diğer önemli anekdot, BÜTÇE. Ülkemizde spora yapılan yatırımları görüyoruz. Peki hepsi doğru neticeleniyor mu? Konu parasızlık mı yoksa parayı doğru harcayamamak mı? Bu konu ile ilgili yaşadığınız bölge, il ve ilçenizde ki ilgili kurumları gözlemleyebilirsiniz. İl müdürlükleri, belediyeler ve spor kulüplerinin ayırdıkları ve kullanabildikleri bütçeler sporun gelişimi için önem arz eder.
Olmazsa olmazımız MEDYA, namı diğer spor medyası! Ülkemizde çoğunlukla futbolu kabul eden, televizyonlarda saatlerce futbol konuşan ve yorumlayan, gazetelerde sayfalarca futboldan bahseden spor medyası. İşini layıkıyla yapan kıymetli basın mensupları haricinde… Medya, toplum kamuoyuna en derin şekilde algı oluşturan yapıdır. Peki sevgili dostlar, neden sağlıklı yaşam, egzersiz, spor kültürü, voleybol, basketbol, atletizm ve birçok alana medya gereken önemi vermiyor?
Memleketim spor ülkesi olma yolunda emin adımlarla ilerliyor, şüphesiz. Fakat bu adımları büyütmemiz lazım. Biz spor bilimciler ve spor adamlarının kendi kabuklarından çıkarak toplum için faydalı olması gerekir. Yapılan yanlışları devam ettirmemek ve hatalardan ders çıkarmak önem arz etmektedir.
Değerli okuyucular, “Sağlıkla kalın, esen kalın.”