6 Şubat 2023… Bir kış gecesi. Soğuk, sessiz, karanlık… İnsanlar evlerinde, çocuklar yataklarında, kimileri ertesi gün için planlar yapıyor, kimileri sabah işe gitmeyi düşünüyordu. Ama saatler gece yarısını geçtiğinde, doğa sert bir şekilde kendini hatırlattı. Türkiye tarihinin en büyük felaketlerinden biri yaşandı. 6 Şubat 2023 depremi Malatya’yı da yerle bir etti.

1.250 insan hayatını kaybetti, 6.500’e yakın insan yaralandı. Kimi bir enkazın altında saatlerce kurtarılmayı bekledi, kimi ise hiç bekleyemedi. 6.643 bina anında yıkıldı, 35.907 bina ağır hasar aldı, 2.525 bina orta hasarlı olarak kaydedildi. Malatya’nın yüzü değişti, sokakları sessizliğe gömüldü.

Fakat bu yıkımın ardında sadece doğa yoktu. Asıl felaket, yıllarca göz yumulan yanlışlarda, denetimsiz yapılarda ve sorumsuzca atılan imzalarda gizliydi. O gece sadece binalar değil, adalet duygusu da enkaz altında kaldı.

KİM SORUMLU?

Deprem, bu toprakların bir gerçeği. Ancak bu gerçeği bile bile sağlam binalar inşa etmeyenler, yanlış yapılaşmaya göz yumanlar ve denetim görevini ihmal edenler de bu felaketin bir parçasıdır. Peki, 6 Şubat’ta yaşanan yıkımın gerçek sorumlusu kim? Binaları eksik malzemeyle, dayanıksız demir ve beton kullanarak yapan müteahhitler mi? Kaçak yapılara izin veren, denetimleri düzgün yapmayan yetkililer mi? “Nasıl olsa bir şey olmaz” diyen, göz göre göre çürük binaların içinde yaşamaya mecbur bırakılan insanlar mı? Eğer bu yıkımın tek sebebi deprem olsaydı, aynı büyüklükteki sarsıntılar başka ülkelerde neden bu kadar can almadı? Deprem değil, çürük binalar öldürdü! Çalmaya göz yuman, denetlemeyen, görevini ihmal eden herkesin bu felakette payı var. Ama gelin görün ki, sorumlular hâlâ ortada yok.

İKİ YIL GEÇTİ, ADALET NEREDE?

Bugün, depremin üzerinden tam iki yıl geçti. Malatya hâlâ yaralarını sarmaya çalışıyor. Ancak adalet hâlâ enkazın altında. Kaç müteahhit yargılandı? Kaç belediye yetkilisi hesap verdi? Denetimlerden sorumlu kaç kişi bu yıkımın bedelini ödedi? Cevap belli: Neredeyse hiç kimse! Birkaç göstermelik dava açıldı, birkaç isim tutuklandı. Ama asıl sorumlular hâlâ dışarıda, hâlâ işlerine devam ediyor. Daha da trajik olan ne biliyor musunuz? Depremde yaptıkları binalar yıkılan müteahhitler, bugün “yerinde dönüşüm” projeleriyle yeni binalar yapıyor. Aynı eller, aynı betonları yoğuruyor. Peki, bu temellerin eskisinden farklı olacağına nasıl inanabiliriz? Eğer gerçekten hesap sorulmuş olsaydı, aynı isimler bugün bir kez daha inşaat sektörünün başında olabilir miydi? Eğer adalet yerini bulsaydı, depremde yakınlarını kaybeden insanlar hâlâ bu kadar çaresiz olur muydu? Bugün Malatya’da yaşayan herkes, yıkıntıların arasında sadece kaybettiklerini değil, adaleti de arıyor.

ADALET OLMADAN GÜVEN OLMAZ

İnsanlar, yaşadıkları binalara güvenmek ister. Ama denetimsizliğin ve ihmallerin olduğu bir yerde, güvenmek mümkün değildir. Deprem değil, çürük yapılar öldürüyor. Ve bu çürük yapılar hâlâ yükselmeye devam ediyorsa, asıl felaketin bitmediğini kabul etmeliyiz.

Eğer bugün sorumlular hesap vermezse, yarın başka bir depremde yine aynı acıyı yaşayacağız. O zaman yine “unutmamalıyız” diyeceğiz, yine “ders almalıyız” diye konuşacağız. Ama bunların hepsi anlamını yitirecek. Çünkü adalet sağlanmadıkça, geçmişin hataları tekrarlanır.

6 Şubat, sadece bir anma günü olmamalı. Bugün, adaletin arandığı bir gün olmalı. Depremde hayatını kaybeden 1.250 Malatyalının hesabı sorulmalı. Çürük binaların yapımında ihmali olan herkes yargılanmalı. Denetimlerden sorumlu olanlar da en az müteahhitler kadar hesap vermeli. Çünkü adaletin olmadığı bir yerde, sağlam bina da olmaz, sağlam bir gelecek de kurulamaz.

SESSİZ KALMAYACAĞIZ!

Malatya, tarih boyunca nice zorluklara göğüs germiş bir şehir. Depremin yıktığı bu topraklar, elbet yeniden ayağa kalkacak. Ama bu kez, adalet sağlanmadan hiçbir şey eskisi gibi olmamalı. Eğer bu felaketten gerçekten bir ders alınacaksa, ilk adım hesap sormak olmalı. Unutmayalım: Adalet olmadan ne bir şehir yeniden inşa edilir, ne de bir toplum gerçekten iyileşir.