Türkiye Büyük Millet Meclisinde erken seçim kararının alınması ile bir seçmen olarak 24 Haziran’da son bulacak saltanatımı ilan ediyorum.

Yanlış okumadınız 24 Haziran’a kadar sultan benim. Çünkü benim de bir oyum var. Artık siyasi partilerin beni kendi partilerine oy vermem için ikna etmeye çalışacakları süreç tekrar başladı.

Kimse kusura bakmasın benim oyum kıymetli! Baştan belirteyim kolay ikna olmam. İş sonucuyla muteberdir safsatasını da yemem!

Beni ikna edeceksiniz!

Nasıl yapacağınızı anlatamadığınız hiçbir vaatte bulunmayın. ‘’Nasıl?’’ derim. Susarsanız oy vermem! Projelerinizi anlatacaksınız bana. Projelerinizin kaynağını anlatacaksınız. Kaynağını anlatamadığınız hiçbir projeyi proje olarak kabul etmem.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk üstünden mi siyaset yapacaksınız? Yaparsanız oy vermem!

Din elden gidiyor siyaseti mi yapacaksınız? Yaparsanız oy vermem!

İnsanlar ölmesin deyip terörle mücadeleye karşı siyaset mi yapacaksınız? Yaparsanız oy vermem!

Kurucu liderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e yapılacak hiç bir saygısızlığa tahammülüm yoktur!

İnsanların dini yaşantılarına engel teşkil edecek hiçbir saygısızlığa tahammülüm yoktur!

Terörist, terörist koruyucu ve terörist sevicilerinin seçimlere katılmasına dahi tahammülüm yoktur! Elden bir şey gelmez…

Korkmayın! Partileriniz de bir iki tane şov meraklısının gaza gelerek yapmış olduğu lokal açıklamalara dayanarak partinizi de harcamam!

Ne demek mi istedim?

Bütün vaatlerinizi ve uygulama planlarınızı eylem planlamaları ile birlikte parti politikanıza yazılı olarak alacaksınız! O zaman oy verebileceğim partiler arasında yerinizi alırsınız…

Eğer yarınımı bugünümden daha iyi hayal edebilirsem, o zaman oyum sizindir!

Ha bir de Müslüman mahallesinde salyangoz satışına izin veririm ama satın almam! Eee demokrasi bunu gerektirir!

Sayın Başbakanımız Binali Yıldırım 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı münasebeti ile koltuğunu 11 yaşındaki Esma DidesuTaşyürek’e devretti. 23 Nisan kutlamalarının en sevdiğim ve anlamlı bulduğum tarafıdır bu.

Sayın Başbakan eğitim ile ilgili neler yapılabilir minvalinde bir soru yöneltti Esma kızımıza. Hemen solunda Milli Eğitim Bakanımız Sayın İsmet Yılmaz oturuyordu. Esma kızımız belki de bugüne kadar hiç de değerlendirmeye alınmamış, Sayın Başbakan’ı duraksatan bir cevap verdi. Cevap manidardı:

“Çocukların fikri de alınabilir!”

Eğitim politikalarımıza yön verdiğimiz bütün süreçlerde siyasilerden velilere kadar herkesin fikrini beyan edebildiği bir durum söz konusu iken eğitimin asıl muhataplarının yani çocuklarımızın fikri alınıyor mu? Çocuklar pedagojik çalışmaların neresinde tutuluyor? Tartışılır…

Esma kızımız “Çocukların fikri de alınabilir’’ derken milyonlarca öğrencimiz adına haykırdı bana göre. Umarım Esma kızımızı iktidar ve iktidar olamaya talip bütün siyasi partiler anlamaya çalışır.

Toprakla buluşmak üzere…