Yirmi iki sene önce, hele bir de gününe bakın lütfen. Ah, Ah! Altı Şubat 2002’de, Malatya Yorum’da, ‘Malatya’nın Yüzü’ başlığıyla şunları yazmışım:
“Malatya’nın yüzü değişmiyor.
Ben beni bildim bileli aynı.
Yapılanlar makyaj.
Erbakan Hocanın deyimiyle ‘pansuman’.
Örneğin durak yenilenmesi, kaldırım döşemi, ‘büyük iş’ sayılıyor.
Malatya’nın çehresini değiştirecek işler yapmak lazım.
Yapan nasıl yapıyor?
Örneğin, Adana, Gaziantep nasıl yapıyor?
Aklıma bizim Atatürk Caddesi geliyor.
Caddenin bir tarafı nispeten yeni, güzel binalar, öbür yanı köhne.
Cadde, zaten dar.
Yarın daha daralacak.
Bu caddenin, yani bildiğimiz Kışla Caddesi’nin üst başından, sinema, Sivas caddeleri kavşağından aşağı doğru sol yandaki irili ufaklı binaları, dozerin, kepçenin önüne verip yıka yıka aşağıya, belediyenin önüne geleceksin.
Yukarıdan aşağıya dümdüz edeceksin.
Zaten eski, köhne binalar.
Her biri ayrı ayrı büyüteç altına alınsa görülür.
Birkaç yeni bina var.
Doktorların kullandığı iki yeni bina, Sinan Oteli, Turfanda Pasajı.
Belediye binası yıkılmasın.
Önündeki döşeme gibi kiremitle kaplansın.
Belediye binası yüz yıl sonraların Malatyalılarına saklansın.
Malatya’nın kim olduğunu gösteren biri olsun.
Eski Emlak, şimdiki Ziraat Bank olan taş bina da yıkılsın.
Bu binanın yeri Nurettin Akyurt’un Belediye Başkanlığı zamanında, o çevrenin canlanması, şenlenmesi ereğiyle bedava olarak bankaya verilmiş.
Şimdilerde çevrenin açılması için bu binanın yıkılması isteniyor.
İşin tersliğine bakın ki, bu böyle düşünülürken, biryandan da aynı yerler canlansın diyerek, İnönü alanında Mc Donalds’a yer verilmişti.
Neyse biz belediyeyi kiremitle, güzelce kaplayıp, sanatsal ve tarihsel bir yapı olarak geleceğe sakladıktan sonra, yukarıya, yıktığımız yerlere doğru çıkalım.
Sağ yandaki binalar yıkılmış.
Her yer açılmış.
Cadde bir kat genişlemiş.
Yaya kaldırımındaki ağaçlar neredeyse caddenin ortasında kalmış.
Bizim Atatürk Caddesi çıkışlı-inişli iki yol olmuş.
İyi, güzel de, hangi parayla?
Minareyi çalan kılıfını hazırlarmış.
Hem ortaklandırma (şuurlandırma), hem de kamulaştırma yapılacak.
Yıkılan binalar ile arkada ortaya çıkacak binaların yıkılmadan önceki gerçek değerleri belirlenecek.
Yıkımdan sonra, ortaya çıkıp, yeni caddeye önyüz (cephe) alan arka binaların kazandıkları değer (şerefiye) belirlenecek.
Yıkılanlarla, yapılacaklar yani eskilerle yeniler ortak edilecek.
Yıkılan yeni binaların bedellerinin bir bölümü, yüzde otuz beşi, (DOP) Düzenleme Ortaklık Payı ile bir bölümü caddeye önyüz alarak değer kazanan yerlerin katkısıyla, bir bölümü de kamulaştırma parasıyla karşılanacak.
Yeni caddenin yapılması da Devlet-Halk işbirliğiyle toplanacak paralarla karşılanacak.
Gazi Parktan aşağıya doğru, caddenin sol tarafında bulunan binaları, İstanbul Pasajı da, öteki pasajlar da içinde dozere kepçeye verip yıka yıka aşağıya belediyenin önüne gelip şimdiki ağaçlar ortada, yeni caddeyi yapa yapa yukarıya çıkıp arkamıza baktığımızda görüş alanımız açılacak, daha geniş bir Malatya’ya bakacağız, gelecekteki Malatyalılara hiç olmazsa bir bölümüyle rahat edecekleri bir Malatya bırakmış olacağız.
Ham düşünce, ham öneri.
Benden söylemesi.”
Şimdi Devletimiz, sonunda, “Ham düşünce, ham öneri” diyerek paylaştığım projeyi, iyileştirilmiş, genişletilmiş olarak ve farklı bir hukuki dayanakla, ‘Kentsel dönüşüm” kurallarıyla hayata geçiriyor.
Ama bazı kesimler, ‘doğruya doğru, yanlışa yanlış’ mertliğiyle değil, salt ‘muhalefet etmek için’, bir başka boyutuyla da, ‘ortalığı karıştırmak için’, milletin çoktan terk ettiği, gözünden düşürdüğü, eski günlerin demode yöntemleriyle, benim, ‘eskicilik’ dediğim anlayışla, karşı çıktılar, ufak tefek karışıklık çıkardılar.
CHP Merkez Battalgazi İlçe Başkanıyken, basınımızla birlikte Turgut Özal-Kapıkaya Barajına gidip, bu baraj çevresinin, çirkin yerleşimle bozulmadan, tertemiz suyu, verimli geniş yamaçları, merkeze 30 km yakınlığı ile mesire yeri olarak, sosyal, kültürel, doğal, sportif alan olarak Malatya halkına kazandırılmasını önermiş (şimdi de öneriyorum) ve sonunda da, ‘Hep, muhalefet bir şey önermez, sadece eleştirir denir. Ben de diyorum ki, muhalefet ne önerirse önersin, iktidar bildiğini yapar zihniyetine girmeyelim’ demiştim.
Haksızlık etmiş olmayalım, o zamanlar, ete kemiğe büründürüp ilgililere ve kamuoyuna sunduğumuz birçok sorunun çözümüne vesile olmuştuk…
Kışla, Atatürk Caddesi dönüşümü ve bütün ‘rezerv alan dönüşümleri’ güzel, sağlam ve tez olsun; kaza bela olmasın inşallah.