İçeriden yeni çıktığıyla övünen suçlu içeriye ruhen hiç girmemiştir.

Son zamanlarda, türkülere konu olmuş Kernek Kanalboyu olaysız gün geçirmiyor. Kanalboyu Malatya’ya gelen misafirlerin gönül rahatlığı ile ağırlanabildiği bir ortam olarak bilinirdi. Ancak bu imajının yıkılması ile karşı karşıya kalmış durumda.

Geçtiğimiz günlerde bağrışma ve küfürleşme ile alevlenen bir olayın ortasında buldum kendimi. Birkaç delikanlı lüks denilebilecek bir kafeye birden baskın verip garsonlardan birine silah çektiler. Kavga dövüş gürültü patırtı… Belli ki öncesi de var olayın. Araya birkaç kişinin girmesi ile sonlandı denen olay, polislerin olay yerine gelmesi ile tekrar tekrar alevlendi. Bütün caddeyi birbirine kattılar. Sonunda polislerin kavgaya karışanları toplayıp götürmesi ile olaylar tamamen sonlandı. Ya da ben öyle zannediyorum.

Olay esnasında sarf edilen bir cümle sinirleri yıpratacak cinstendi. Gençlerden biri “İçerden yeni çıkmışım sizi kim kurtaracak benim elimden” dedi. Evet, delikanlı içeriden yeni çıktım bir daha girer bir daha çıkarım demeye getiriyordu. Üstelik bu sözlerin tamamını olay yerine intikal etmiş onlarca polisin önünde sarf ediyordu.

İçeriden yeni çıktığı için kendisinden çekinilmesi gerektiğini düşünen bir karakter düşünün. Ben sizin görmediklerinizi gördüm, bilmediklerinizi biliyorum, korktuklarınızdan ben korkmuyorum edası ile sarf edilen cümleler peşi sıra geliyor.

Suç ve ceza ilişkisi geliyor insanın aklına hemen.

Ceza ne için verilir?

Bana göre ceza ıslah edebiliyor olmalıdır. İnsanı toplumdan ayrıştırma değil, topluma kazandırma amacı gütmelidir. İşlenen suçun mahiyetine göre zarar görenlerin de vicdanlarını rahatlatan bir niteliği olmalıdır cezanın.

Suç işleyeni karakola götürecek polis mi yok?

Kanunda herhangi bir suça karşı verilecek bir cezamı yok?

Kanunda her suça karşılık verilebilecek bir ceza var da uygulayacak hakim savcı mı yok?

Hepsi var olmaya var ama zincirin halkası bunlar. Biri koptu mu hepsi nasibini alıyor.

Yukarıda anlattığım kafedeki olaydan devam etmek isterim. Olay yerine gelen orta yaşlı bir polis ağabeyimiz “Garsonun ağzına biri silah dayamış kim o nerede” diye soru yağmuruna tuttu kafe çalışanlarını. Adamın nereye kaçtığını bilmediklerini söyleyen çalışanlara da yaptığı yardım ve yatakçı muamelesi komik diyebileceğim bir hal aldı. Zira kafenin heryeri güvenlik kamerası doluydu. Polis amcanın aklına gelmedi herhalde!

Yanarım da o kadar kameraya rağmen delil yetersizliğinden serbest bırakılanlara yanarım. Eşi dostu ile bir fincan çay içip sohbetin dibine vurmak isteyen biri için değişik bir gündü…

Toprakla buluşmak üzere…