Kıymetli hemşerilerim, nasılsınız, iyi misiniz?

‘İyiliğimiz’, önceki zamanların iyiliği gibi değil.

Depremden önce başka iyiydik, şimdi başka.

O zamanlar, sağlığımız yerinde, işimiz var, çalışıyoruz, evimize ekmek getiriyoruz.

Çocuklarımız, eşimiz dostumuz da öyle.

Ama şimdi başka iyiyiz, buna da şükür.

Ölmedik, yaralanmadık, sakat kalmadık, canımız sağ.

Ölenlerimize, rahmet yaralananlarımıza sağlık diliyorum Allah’tan.

Evimiz, işyerimiz yıkıldı.

Çadırda kaldık. Hala konteynerde yaşıyoruz.

Başka kapılarda sidar olduk.

Devletin yurtlarında, misafirhanelerinde kaldık.

Devlet15 bin lira taşınma parası ödedi.

Aylık 5000-7500 TL. kira parası ödedi.

Hala ödüyor.

Hayat normale, yani deprem öncesi günlere döndü mü? Hayır.

Malatya’nın siması, caddesi, mahallesi döndü mü ki biz de dönelim?

Daha çok ekmek yenmesi gerekir.

Ey! Tabii ki kolay değil, laf değil!

Malatya’mızda evlerin yarısından fazlası yıkılmış.

Ne demek! Yarıdan fazlası.

Camilerin yarıdan fazlası. 500 kadar.

Bu camiler 50-100 sene içinde hayırseverlerin yardımıyla yapıldı.

Şimdi nasıl yapılacak?

Dilek Merkez Camimiz orta hasar aldı, öyle duruyor.

Yeşilyurt önceki Belediye Başkanımızdan, benim başkan yardımcısı olduğum Cami Derneği aracılığıyla küçük de olsa bir bina aldık. Yaptık döşedik, hizmet veriyor şimdi.

İleride ne olacak? Allah kerim.

Malatyalılar binalarla birlikte ayağa kalkabilecek.

İşyerleriyle, çarşılarla, konutlarla, okullarla, camilerle, cemevleriyle, tarihi eserleriyle, yolları köprüleriyle ayağa kalkacak.

Bir de şunu söyleyeyim…

Biz hani, “Malatya sahipsiz. Depremde unutulduk.” diyoruz ya!

Geçen haftaki yazımı okuyan arkadaşım, Adıyaman Önceki Baro Başkanı Abdullah Tel bana gönderdiği yorumda, “

-Oransal olarak depremden en çok etkilenen il Adıyaman. En az yardım edilen il Adıyaman… diye yazmıştı.

Ben o yazımda, Malatya’nın vefat sayısında beşinci (1.389 kişi), yıkım oranında üçüncü (yüzde 55.6) olduğunu, Adıyaman’ın ise  vefat sayısında üçüncü (8.387 kişi), yıkım oranında birinci (yüzde 68) olduğunu yazmıştım.

Devletimizin söylenene, yazılana-çizilene değil, kendi bilgilerine göre, yardımda, yatırımda adil davranacağına inanırım demiştim.

Meslektaşım, Adıyaman’ın yıkımda birinci, yardımda sonuncu olduğundan yakınıyor.

Sevgili Başkanım yorum yazısını,

-Başkanım yazınızı göz yaşı içinde okudum. Teşekkür ederim ilgine, kalemine ve bakış açına diyerek bitirmişti.

Malatya, Gölbaşı, Adana tren yolu depremde ağır hasar almıştı.

Doğanşehir tarafında, güzelim köprüleriyle, raylarıyla, akasyalarıyla, elektrik direkleri, telleriyle o demiryolunu gördüm.

Raylar ve alt döşemesi sökülmüştü.

Bir an, “Karayoluna mı dönüştürülüyor?” dedim.

Meğer onarılıyormuş…

Zaman… Emek… Para… Devlet…

Büyükşehir Belediyesinin ilgisiyle Karayolları, Doğuyla Batıyı bağlayan ve iki ucun birleşiminde sorun yaşanan Beylerderesi-Turgut Özal Viyadüğünü onarımdan geçiriyor.

Köprü onarım, insanlar da baygınlık geçiriyor.

Trafik sıkışıklığında zaman harcamak, telefonu açıp, internette gezinirken saatler tüketmeye benzemez; bu iş biraz zor, çok zor!

Hele, sıraya, düzene uymayan kaba, anlayışsız, düşüncesiz insanların kaynak yapma çabaları…

Diğer insanların bunlara ne dediğini biliyorum, ya onlar kendilerine ne diyor? Bu önemli!

Viyadüğün onarımını istemeyen var mı? Hayır.

Öyleyse katlanacağız.

Emeksiz yemek olmaz.

Karayolları da muhakkak ki en hızlı şekilde çalışıyor.

Başka çaresi var mı?

Büyükşehir Başkanı Sami Er bir seçenek yolu açıkladı.

Batıya giderken viyadüğü atlamak için, Yazıhan, Hekimhan yoluna dönüp altı kilometre kadar gittikten sonra, bir başka tanımla dördüncü ışıklarda sola dönerek Kuzey Çevre Yoluna girip, beş kilometre sonra gelecek Havalimanı yolundan sola dönüp Ankara Yolu kavşağına gelindiğinde viyadüğün diğer tarafına geçilmiş olunacak.

Akçadağ Ankara yönüne veya Doğanşehir Adıyaman, Adana yönüne gitmek isteyenler ona göre yeni çevre yolunda devam edecekler.

Malatya’ya doğru gelenler de yine Kuzey Çevre Yolunda, bunun tersini yapacaklar tabii.

Bir seçenek yol da ben önereyim: Çırmıhtı üzerinden, dere kenarından, tarihi bir demiryolu köprüsü altından geçip, AKSA-FEDAŞ önüne çıkılabilir.

Bu viyadük meselesinden en çok muzdarip olanlar meslektaşlarım.

Biliyorsunuz, mahkemelerin hemen hepsi viyadüğün öte geçesinde.

Avukatlar halkın vekili. Sorumluluğu büyük. Duruşmayı kaçırmak müvekkilinin haklarını zarara uğratabilir. Kendisi hakkında görevi ihmal sorumluluğu doğurabilir.

Baro Başkanı, Adalet Komisyonu Başkanı, C. başsavcılığı ve avukat milletvekillerimiz HSK ile istişare edip, duruşmaların on beş, yirmi gün ötelenmesini sağlayabilirler.

Meslektaşlarımın ve Adliye çevremizin Yeni Adli Yılının huzur içinde geçmesini, yapılmakta olan Adliye Binamızın en hızlı biçimde bitirilip hizmete sunulmasını diliyorum.