“Biz de yalan da yok hilaf da yok" diyen Erzurumlu Teyo emminin Malatya versiyonu Havlucu Memet'in anlattıklarını dinlemeye devam edelim.
-"Bir gün Angara gahvesinde otururken, avcıların gonuşmalarına şahit oldum. Şeyle vurdum, beyle vurdum, kökü yalan. Avcılara onun için atıcılar deniyi ellaham.
Dayanamadım ve dedim ki:
Ula siz buna avcılık mı diysiniz, hele bi yol beni diyneyin de avcılık nasıl olurmuş görün.
"Garlı bir gış günü tüfengi omuzlayıp ava çığhtım. Begler deresinden aşşağı enip Yazıhan düzüne vurdum gendimi. Hekimhan rampasını çığhıp meşeliğe varmıştım ki karşıma bi davşan çığhtı, eyle böyük ki, mübarek sanki gangal iti. Arğhasından segirtip çifteyi ataşladım amma nafile, atik hayvan ne de olsa. Rampa yuğharı bi gidişi var gurşun yetişmiyi mübarege. Ben de arğhasından segirttim, yerde diz boyu gar var. Aramızdaki mesafe azaldığhça ben tüfengi ataşlıyım. Yerler gar olmasa ben biliyim yapacağımı amma yerde diz boyu gar var. Davşan Yama dağlarına doğru gidince ben de arğhasından. Ben de böyle bi davşanı bırağhacağh göz var mı? Zaten iş inada bindi.
Sivas sınırına geldik daha yorulmadı hayvan. Sivas'ı geçip Divriği yoluna sapınca biçerdöverlerle buğday hasadı yapanlara rastladım. (Mevsim birden yaza döndü) Dutun şunu, bırağhmayın diye bağırdıysam da davşan gendini tutturmadı.
Davşan önde ben arğhada Divriği dağlarına geldik. Vağhıt ağhşama yağhlaşmıştı ki birden önümde bi gurt belirdi, ben heybetli gövdeminen garşısına tikilince, benimnen baş edemeyeceğini aynadı ve arğhadaşlarını çağırdı. Dokuz gurt bi de benden gorğhan gurt ettimi sana on gurt. Ya Allah deyip elimi fişekliğe attım, o da ne, fişeklerin hepsini davşana harcamışım heç gurşun galmamış.
Torbayı yoğhlayınca dibinde, tökülen barutnan, teneynen on tene saçma buldum, ha bi de boş gapsül. Gapsülün içine barudu boşalttım üstüne de on tene saçmayı goyup gazete kağıdıyla sığhıştırdım. Eyice nişan alıp, ya Allah deyip tetiği çektim. Her bir saçma bir gurda isabet edip hepsini yere serdi"
"Siz de gendinize avcı diysiniz eyle mi. Söyleyin şimdi var mı burada benim dengim"
Bütün avcılar "estağfurullah Havlucu" ne mümkün dediler....
Televizyonun ülkemize yeni geldiği yıllarda, havlucu ve birkaç arkadaşı oturmuş sohbet ediyorlarmış. Birisi:
"Allah sizi inandırsın dün akşam on ikiye kadar televizyon izledim"
Bir diğeri:
"Ben İstiklal marşını da izledim, televizyonunuzu kapatmayın yazısını okudum sonra yattım"
Bunları dinleyen Havlucu şöyle bir bakar ve
"Ben İstiklal marşını dinledim, televizyonunuzu ğhapatmayın yazısını oğhudum, sonra karıncalar çığhtı ben yine devam ettim. Sanıyım üç dört civarı idi ki bir spiker çığhtı, beçarenin gözünden uyğhu ağhıyı, yav havlucu Allah'ını seversen yat ki biz de yatak artık dedi de eyle yattım"...
İster Havlucu, ister Berber Ziya olsun bugün bu zor şartlarda bizleri gülümseten bu değerlerimize rahmet diliyorum...
Selam olsun Malatya'mın güzel insanlarına...