Bazen bazı durumlarda başarıyı da, başarısızlığı da abartmak lazım, ballandıra ballandıra anlatmak lazım. Hele de konu futbolsa ve de önemli noktaları vurgulamaksa maksadın; kuracağın cümleler, seçtiğin kelimeler büyük önem taşır.

Alima Yeni Malatyaspor’un Balıkesir karşısında oynadığı futbol izleyene keyif değil, uyku verdi. Aslında biraz da Balıkesir’in ‘ne yaptığını bilmez’ görüntüsü bizi bu tatsız oyuna zorladı. Tabi artık liglerde sezonların sonları ufak ufak görünmekte… Dolayısıyla futbolculardaki düşüşü çokta büyütmemek lazım diye düşünüyorum.

Sahadaki oyunun özetini yukarıda iki kelimeyle vurguladım zaten. Lakin birkaç futbolcu için parantez haklarımızı kullanalım…

Elbette ki Sedat Ağçay’a parantezin dışında bir şey, mesela kollarımızı açalım derim.

O golün hakkı sadece iki kuru söz olmamalı… İnanç, mücadele, hırs, alın teri, kısacası futbolun reel olan, olması gereken, her şeyi vardı o golde. Bravo futbolun emekçisi, aldığı parayı sonuna kadar hak eden yaşlanmayan tecrübesi…

Gelelim diğer parantez hakkımızı kullanacağımız isimlere… Yalnız bu parantezler öyle övgüye mazhar ayaklar ya da performanslar için değil, bu tamamen Sedat’a söylediklerimizin tersi istikametinde gidenler için açılacak parantezler.

Hüseyin Kar… Güzel kardeşim niye futbolun kirli tarafıyla iştigalsin sürekli? Niye karşındaki rakibin alın terine saygı duymuyorsun? Niye alıp gitmek varken, atıyorsun kendini serin sulara? Olmuyor Hüseyin, artık yutturamıyorsun. Burası PTT 1. Lig ve senin ligin burası değil!

Erkan Sekman… Açıkçası Balıkesir maçına kadar bekledim. Çünkü ara transferde, transfer olan futbolcunun yeni takımına alışması kolay değildir. Ben de bunları göz önüne alıp, biraz bekledim. Lakin değerli hemşerim kısa sürede selefini aratır oldu. Oyuna tek bir olumlu katkısı olmamakla beraber, sürekli bölgesinden serbest geçişlere izin verdi.

Sunday Mba… Birisi Mba’ya bir iki çift laf söylesin, uyarsın lütfen. Yahu bu adama kimse topsuz oyunda ne yapması gerektiğini bu yaşına kadar anlatmamış mı Allah rızası için. Ali Sakal ve Sedat’ın alınlarının çatlarcasına koşup kaptıkları topları rakibe teslim ettikçe, tribünde kendimi parçaladım. Bir futbolcu bu kadar gamsız olmamalı, olmaya da hakkı yok zaten.

Nasıl olsa galip geldik deyip, 3 puan alınan bir maçın ardından bunları yazmaya bilirdim… Ama o zaman da inandırıcı olmazdım diye düşünüyorum.

Gelelim bu işin mimarına, hatta Mimar Sinan’ına…

Geçenlerde basınla yaptığı toplantıya kadar açıkçası İrfan Hoca’yla ilgili kafamda eksik noktalar yok değildi. Ama o toplantıda o kadar güzel ifade etti ki kendini, o kadar farklı bir adamı tanıttı ki bize, inanın hem sevindim, hem de şaşırdım.

Bir kere, bilginin öneminin farkına varmış, gelişimini sürekli yenileyen teknik adamların eninde sonunda dünya futbolunda söz sahibi olacağının farkındalığını taşıyor İrfan Hoca. Kolay kolay gelmediği noktalardan, kolay biri olarak düşmeyeceğini duygulu bir ses tonuyla anlattığında, anladım ki o başarılı isimlerin sahip olduğu duygusal zekanın emareleri kendini gösteriyor.

İnanın şu günlerde “Hit Teknik Adam” listeme Hamza Hamzaoğlu ve Mustafa Uğur’dan sonra bir isim daha eklemenin arifesindeyim.