Deprem sonrası toparlanmaya çalışan Malatya’da, hayat pahalılığı ve fahiş kira artışları en çok da ömrünü bu ülkeye hizmet ederek geçirmiş emeklileri vuruyor. En düşük emekli aylığının 20 bin lira olduğu günümüz şartlarında, Malatya merkezindeki kira fiyatları adeta el yakıyor.
Maaşının neredeyse tamamını sadece barınmaya ayırmak zorunda kalan, geriye kalan parayla ise mutfak masrafını mı, faturasını mı ödeyeceğini şaşıran emekliler için merkezde yaşamak artık bir lüks haline geldi. Cüzdanı boşalan, çaresiz kalan Malatyalı emekli, çareyi merkezden adeta sürgün edilmekte buldu.
YENİ ADRES İKİZCE: SOSYAL DONATI YOK, ÇİLE ÇOK, KİRA NİSPETEN UCUZ!

Merkezdeki fahiş fiyatlara gücü yetmeyen emeklilerin yeni sığınağı, deprem konutlarının inşa edildiği İkizce bölgesi oldu. Ancak İkizce’de de durum pek iç açıcı değil. Bölgede ulaşımın ve sosyal donatıların nispeten ulaştığı yerlerde kiralar 13-15 bin lira arasında değişirken, emeklinin bütçesi buralara da yetmiyor.
Emekliler, çaresizlikten İkizce’nin henüz hiçbir sosyal donatısı, marketi, yeşil alanı olmayan, tabiri caizse kuş uçmaz kervan geçmez bölgelerine yönelmiş durumda. Bu mahrumiyet bölgelerinde kiralar 9-10 bin lira civarında seyrediyor.

Maaşının yarısını buradaki evlere vermek zorunda kalan emekli, markete gitmek, hastaneye ulaşmak için kilometrelerce yürümeyi göze alıyor. Ulaşım hatlarının yetersizliğine, sosyal imkanların yokluğuna rağmen emekliler, sırf başlarını sokacak ucuz bir çatı bulabilmek adına İkizce’nin yolunu tutuyor.
ÖMRÜNÜN SON BAHARINDA "KİRA SÜRGÜNÜ"
Yıllarca çalışıp didindikten sonra rahat bir emeklilik hayali kuran vatandaşlar, Malatya’da resmen bir hayatta kalma mücadelesi veriyor. Yetkililerin fahiş kiralar karşısında sessiz kalması, emekliyi altyapısı bile bitmemiş dağ başındaki konutlarda yaşamaya mahkum ediyor.
Bugün Malatya'da yaşananlar, sadece bir taşınma hikayesi değil; ömrünün son baharında adeta kendi memleketinde kira sürgünü yaşayan bir kesimin sessiz çığlığıdır. Sosyal devlet anlayışının sorgulandığı bu tabloda, Malatyalı emekli şimdi soruyor: "Biz bu şehre, bu ülkeye yük mü olduk?"





