İşten, güçten bir türlü ziyaretlerine gidemedim. Oysa çok da severim Oktay'ı. Hanımı da çok iyi bir kız, inşallah mutlulukları daim olur. Bir hediye alıp gitmem lazım ama ne alacağıma bir türlü karar veremiyorum, ama gitmem de lazım ne de olsa eski arkadaşım.
Hediye almak hayatta en zorlandığım işlerden biridir.
Acaba beğenirler mi?
Acaba ihtiyaçları var mı?
Acaba işlerine yarar mı?
Acaba, acaba acaba.
Adam sende deyip hediyemi alıp Oktay'ın evinin yolunu tuttum. Tam zili çalacakken içerden sesler duydum, galiba kavganın üzerine gelmiştim. Karısının sesi geliyor ve şöyle diyordu;
-"Evde oturmak için mi evlendik, aylardır dışarı çıktığımız yok, bir kere dışarıda yemek yiyemedik, bıktım artık."
Daha kısık sesle Oktay'ın sesi duyuldu;
-"Karıcım durumumu biliyorsun, çok çalışıyorum ama yetmiyor, ne yapayım, biraz daha sabret."
Belki kavgayı keser diye zili çaldım. Kapıyı hanımı Leyla açtı, arkasında da Oktay zoraki bir gülümsemeyle bana hoş geldin deyip içeri buyur ettiler. Biraz rahatlasınlar diye her türlü şaklabanlıkları yaptım, fıkralar anlattım ama yok, olmuyor.
Birden hadi sizi dışarı çıkarayım dedim, niye öyle dedim bende bilmiyorum çünkü cebimde doğru dürüst param bile yok.
- Oktay "ne gerek var abi masrafa zaten paramız yok.",
- "Oğlum paramız yok diye ölecek miyiz, hadi gidiyoruz" dedim,
- " Leyla, sinemaya mı gidiyoruz?"
-" Sinemaya her zaman gidersiniz, gelin hele."
Nereye gideceğimiz hakkında en ufak bir fikrim yok, ben önde onlar arkada amaçsız yürüyoruz. Yürüye yürüye şehrin en pahalı mülklerinin olduğu bölgeye gelmiştik, birden gözüme kiralık daireler yazan lüks bir bina ilişti.
Neden olduğunu anlamadan gelin sizin evi değiştirelim, o ev çok karanlık dedim ve binaya doğru yürüdüm. Şaşkınlıktan dillerini yutacaklardı. Oktay ;
-"Ağabey ,ne yapıyorsun! Bizim evin kirasını zor veriyoruz." Hanımı Leyla,
-"Biz evimizden memnunduk."
-"Konuşmayın yürüyün dedim." ve kapıcı dairesinin ziline bastım. Kapıyı açan kapıcıya zengin edasıyla,
-"Kiralık daire bakıyoruz, çabuk bana mal sahibini çağır." dedim "Ben yardımcı olayım beyim" deyince sinirli bir tavırla çabuk “Mal sahibini çağır” diye üsteledim. Kapıcı zengin ve aksi biri herhalde diyerek, hızla mal sahibinin dairesine yöneldi.
Mal sahibine beni nasıl anlattıysa artık, göbekli, üzerinde ropdöşambr, ayağında terlikle, iki büklüm, efendim hoş geldiniz diyerek yalaka tipli bir adam geldi. Ev bakıyoruz dedim, karşımdaki adamın yüzüne bile bakmadan.
-Efendim ev kıyafetiyle çıktım özür dilerim...
-Önemi yok, evleriniz kaç oda, bize beş odadan aşağısı küçük gelir ama odalar büyükse dört odayla da idare ederiz.
DEVAMI GELECEK…