Seksenli yıllarda hizmete giren Malatya’nın önemli bir restoranı, gerek iç mekan dizaynıyla, gerekse işletme mantığı, gerekse de yemekleri açısından Malatya'da önemli bir yer tutan lüks restoranlardan biriydi.
Sevgili dostlarım Hasan Öztürk, Nevzat Hanlıoğlu ve Sadık Çakıl'ın açtığı mekanın açılış serüveninden başlayarak, kapanışına kadar her noktasında katkımın olduğunu belirterek başlamak istiyorum.
Restorana turizm belgesi almak için herkesin bir uğraş içerisinde olduğu günlerden sonra nihayet Turizm Bakanlığından bir eksperin geleceği bilgisi bizlere ulaşmıştı. Eksper, habersizce bir müşteri gibi gelip, lokantayı denetledikten sonra belgenin verilip verilmeyeceğine karar verilecekti.
Malatya küçük yer, o tarihte daha da küçük, haberler çabuk yayılıyor.
Eksperin Malatya Belediyesini ziyaret edeceği, Başkan Vekili Ayhan Kılıçaslan'la beraber akşam yemeğe geleceklerini öğrendik.
Rahmetli Ayhan abiyle konuşma görevi de bana verildi.
Ayhan abiye restoran sahiplerinin benim yakınım olduğunu, akşam yemekte bir aksilik çıkmaması için bize yardımcı olmasını ve sonucunda şehrimizin turizm belgeli kaliteli bir restorana kavuşacağını anlattım.
Seve seve diyerek cevapladı...
Ben ve patronlar yemek salonuna hakim, müdüriyet odasında merakla olacakları bekliyoruz.
Gaziantep'ten getirilen yetenekleri tartışılmaz bir şef olan Beyhan Beye de gerekli talimatlar verildikten sonra, hep birlikte eksperin gelmesini beklemeye başladık.
Nihayet eksper ve Ayhan abi geldiler, şef Beyhan onları kapıda karşılayıp restoranın en güzel masasına oturttu.
Çorbalar, meze tabakları, salatalar derken, şefin telaşla odaya girmesi ve kekelemesi bir anda oldu, o tecrübeli şef gitmiş yerine işe yeni girmiş bir komi gelmişti sanki.
-“Mahfolduk mahfolduk!’” diye söylenmeye başladı, neler oldu demeye fırsat vermeden
-“Gillili !!kebabı diye bir şey istediler...”
Bir an biz de şaşırmıştık, neydi bu gillili?
Meğer Ayhan abi Malatya'ya özgü bir yemek olsun diye böyle bir istekte bulunmuş, Gelelli kebabı da diline fazla kaba gelmiş olmalı ki Gelelli kebabını, gillili diye anlamsız bir şekilde kibarlaştırmış!!
Fakat şef ve aşçıların hiç biri Malatyalı değil, çoğu Antepli, tandırcı Konyalı.
Anlayamamaları gayet doğal...
Bir anlık şaşkınlıktan ve ne yapabiliriz diye düşündükten sonra, Ayhan abiye telefon var diyerek müdüriyete gelmesini sağladık.
Ayhan abi gelince...
-Abi sen ne yaptın, gillili kebabı nereden çıktı,
Ayhan abi de mahcup olmuştu, bize iyilik olsun diye yaptığı şey, ters tepmişti...
-Ayhan abi şimdi aşçılar etin güzel yerlerinden garnitürlü değişik bir şey yapacaklar ve bunu Gelelli kebabı diye masaya getirecekler, sakın oyunu bozma ...
Ve öyle de oldu.
Ne olduğu belli olmayan, adı sanı olmayan bir yemeği biz Gelelli kebabı diye ekspere yedirdik .
Sağ olsun Ayhan abi de rolünü çok iyi oynadı...
Eksper de, Gelelli kebabımızı beğenmiş olmalı ki...
Kısa bir süre sonra turizm belgesi verildi...
Bu vesileyle yine birilerini andık, sizlere de hatırlattık...
Ayhan Kılıçaslan abime rahmet...
Sevgili arkadaşlarıma sağlıklı bir hayat diliyorum...
Selam olsun Malatya'mın güzel insanlarına...